Ben gidiyorum kaptan
10/10
·152 syf.··
2026 47. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 16:19
Bu yılın ilk yarısında okuduğum en iyi kitap olabilir! Nils Vik’in Öldüğü Gün, basit bir insanın aslında hiç de basit olmayan hayatını; sevgi, acı ve mutluluk gibi gerçek duyguları okuyucuya geçirerek yalnızca 150 sayfada anlatmayı başarıyor. İskandinav edebiyatının en sevdiğim yanı, derdini çok sade ve gerçek bir şekilde anlatabilmesi. Bir de çeviri iyi olunca ortaya gerçekten tadından yenmez bir eser çıkıyor. Kısaca kitaptan bahsedecek olursam; 72 yaşındaki Nils Vik, bir gün o günün hayatının son günü olduğuna karar verir ve feribotuyla son bir sefere çıkar. Bu sefer boyunca geçmişindeki kırılma noktalarını oluşturan insanlar ve ilk yolcusu olan köpeği Luna onu yalnız bırakmaz. O ise karısı Marta ile tekrar karşılaşacağı o anı beklemektedir. Beni özellikle etkileyen bölümler; Luna’yı köpek katliamından kurtardığı bölüm, kızlarıyla olan bölümler ve kardeşiyle yaşananların anlatıldığı kısımdı. Özellikle kardeşinin hikayesi beni darmadağın etti. Kitap boyunca aslında iyi, onurlu ve vicdanlı bir insan olmak için çabalamanın azameti anlatılıyor. Belki kitabın tek kusuru, 150 sayfa için fazla fazla karakter barındırması. Bir süre sonra bazı karakterleri unutabiliyorsunuz. Ama sanırım öldüğümüz gün bizim kayığımıza da az insan binmeyecek. Şiddetle öneriyorum. Yeni kitaplarda görüşürüz #nilsvikinöldüğügün #metis #frodegrytten #neokudum
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025142 okunma
Nils Vik'in Öldüğü Gün
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Nils Vik'in Öldüğü Gün, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi sakin ama derinlikli bir anlatımla ele alan etkileyici bir roman. Kitabın kahramanı Nils Vik, hayatının son gününü yaşamaktadır. Her zamanki gibi sabah erkenden kalkar, günlük işlerini yapar ve teknesiyle denize açılır. Ancak bu yolculuk, diğerlerinden farklıdır. Bu kez teknesine yıllar boyunca hayatına dokunmuş, artık hayatta olmayan dostlarını, arkadaşlarını ve yolcularını alır. Norveç’in Bergen şehrinde kıyı taşımacılığı yapan Nils’in bu son seferi, aslında geçmişine ve hayatına yaptığı bir yolculuğa dönüşür. Seyir defterindeki yolcuları birer birer teknesine alırken; aşklarını, dostluklarını, uğradığı haksızlıkları, ihanetleri ve yılların biriktirdiği anıları da yeniden hatırlar. Roman, yaşamdan ölüme geçişi oldukça nahif ve dingin bir dille anlatıyor. Büyük olaylardan çok insanın içinde bıraktığı izlere odaklanan bu sade hikâye, okurun zihninde hüzünlü ama sıcak bir his bırakıyor. Nils Vik’in sessiz vedası, kitabın son sayfası kapandıktan sonra bile uzun süre etkisini sürdürüyor.
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025142 okunma
Reklam
8/10
·152 syf.··
2026 52. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 23:29
(Hümeyra’nın Sessiz Gemi’si eşliğinde okunmalıdır.) Nils Vik’in Öldüğü Gün… Böyle söyleyince pek kolay. Bir başkasının adıyla, bir başkasının gününe yerleştirerek. Sanki başına kendimiz dışında bir isim koyunca biraz uzağa düşüyormuş gibi.Ama biraz yaklaştırınca “……nın/nin Öldüğü Gün” başlıktaki o boşluk kendiliğinden dolmuyor mu ? Benim Öldüğüm Gün. Senin Öldüğün Gün. Hepimizin adı pek yakışmıyor mu bu başlığa? (Yakışmıyor sahi , bir başka ad lazım buraya…) Evet , “ölmek” sözcüğünde kendimizi öteleyen bir yer var. Bizi yalnızca seyircisi, şahidi, kalanı olduğu bir hizaya yerleştirdiği bir yer. Çünkü o hep başkasıyla ilgili, hep diğerinin başından geçen. O yüzden biz kıyıda dururuz, olanı izleriz, geride kalan oluruz. Ölüm, dilde bile bize ait değildir; hep üçüncü tekil şahıstır o. Öldüm diyecek halimiz yok di’ mi? Nils Vik ne yapıyor peki ? Öznesi oluyor kendi seyrinin. O gün tanıdık olanın içinde ilerliyor. Sabah uyanıyor,kahvesini yapıyor, evin içinde dolaşıyor. Eşyalarla, alışkanlıklarla, küçük ritüellerle çevrili bir gün. Diğer günlerden hiç farkı yokmuş gibi…(Yokmuş ki…) Bir kartpostal, birkaç cümlelik veda. Bodrumdaki gazeteler ,yılların üst üste yığılmış hali , sanki zamanı tutma çabası. Ama en çok da şilte… Üzerinde yaşanmışlığın izlerini taşıyan o yüzey. Nils Vik’in onu yakması, yalnızca bir eşyayı yok etmek değil de hayatının okunabilirliğini silmek mi? Ve sonra tekne… Belki de en eski metafor. Hepimiz bir yerden bir yere geçiyoruz ama buna “yolculuk” diyoruz “gidiş” demek ağır geldiğinden.Nils Vik tekneye biniyor , yolculuk için değil “gitmek” için … ama yalnız değil.Bizim teknemize binenler gibi.Karşılaştıklarımız, yanımızda yürüyenler, sonra bir şekilde eksilenler ama yine de bizimle kalanlar, hayatımıza uğrayanlar , kısa kalanlar,uzun
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025142 okunma
8/10
·147 syf.··
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 23:25
Nils Vik’in Öldüğü Gün, baby boomer kuşağına ait bir baba profilini merkezine alıyor. Norveç’in köylü yaşamını oldukça gerçekçi ve sade bir şekilde yansıtırken, bir sonraki kuşak olan X kuşağının köyü terk edip şehre yerleşmesini de gözler önüne seriyor. Köyün zamanla bir yaşam alanı olmaktan çıkıp yazlık bir mekâna dönüşmesi, eski evlerin yıkılarak yerlerine modern yapılar yapılması ve üretimin tamamen sona ermesi, anlatının önemli noktalarından biri. Bu dönüşüm, sadece mekânsal değil, aynı zamanda kültürel bir kaybı da ifade ediyor. Yazar, Nils Vik’in evliliği üzerinden de kendi kuşağının duygusal sıkışmışlığını gösteriyor. Köyde kalan insanların giderek azalması, onun yalnızlığını derinleştirirken; geçmişteki insanlarla yeniden bir araya gelme isteği, karakterin en belirgin ve en hüzünlü arzusu olarak öne çıkıyor.
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025142 okunma
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 21:48
Her zaman olduğun gibi gece sabaha dönmeden uyanıyor Nils Vik. Yatağından kalkıyor. Elini yüzünü yıkadıktan sonra kendisine bir kahve hazırlıyor. Günün ilk sigarasıyla kafasını berraklaştırıyor. Sabah beş sularında evden çıkmaya hazırlanırken aynada kendiyle göz göze geliyor. Bir zamanlar gözünün merceğini delen fırtınaya karşı göz kapaklarını bile indirmeden siper alan o adamdan eser yok. Kapıyı vurup çıkıyor. Teknesinin olduğu yere geldiğinde etrafa bakıyor. Onu bekleyen kimse yok. Zaten beklemesi de gerekmiyor. Çünkü Nils Vik, bu kez tek başına çıkacak yolculuğa. Tek seferlik, dönüşü olmayan bir yolculuk bu. Motoru çalıştırıyor. Asılıyor dümene. Tekne ince ince kayarken suyun üzerinde, hatıraları depreşiyor Nils Vik’in. Karısı Marti önce aklına, sonra gözünün öne geliyor. Sonra köpeği Luna. Ardından şekli şemali yüzünden herkesçe hor görülen gitarcı çocuk biniyor tekneye. İçkisi bitmiş bir alkolik arkadaşı onu izliyor. Adanın güzel hanımları da boş bırakmıyor Nils Vik’i. Bir zamanlar nasıl bir adam olduğundan bahsediyorlar. Hepsi geçmiş zaman kipiyle konuşuyor. Çünkü hepsi ölmüş. Birazdan Nils Vik de onların arasına katılacak. Süresi belirsiz bir yolculuğa çıkıyor Nils Vik. Tıpkı hayat gibi. Son yolculuğunda onu uğurlamaya gelen eski dostlarıyla, hayatının adisyonu üzerine düşünüyor. Hesap kitap, bu saatten sonra zor işler. Yol henüz bitmemiş olsa da hesap kesilmiş. Eyvallahı olmadan çekiliyor Nils Vik. Başkalarının hazırladığı bir takvimi olağan akışına uymayan ya da vadesi dolduğunu düşünen herkes gibi. “Nils Vik’in Öldüğü Gün” olarak kayıtlara geçiyor o gün. Belki de geçmiyor. Biz onun öldüğünü bir kitabın başlığından öğreniyoruz. Ölümleri satırlara sığdırılmakla yetinilmiş her ölü gibi…
Hayata Dair
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025142 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 42. kitabı
Ne kitaptı be… Bir gün anlatıyor gibi yapıp koskoca bir ömrü içime bıraktı gitti. Nils Vik’in bir gününü okuyoruz yani ölmeden önceki son gününü. Ama bu “son gün” meselesi öyle dramatik bir alarm sesiyle gelmiyor. Daha çok, bir şeylerin zaten uzun zamandır sona yaklaştığını fark etmeden yaşamak gibi. Hikâye ilerledikçe anlıyorsun: Bu bir ölüm anlatısı değil, yavaş yavaş silinmenin hikâyesi. Kitap, bir günün içinde dolaşırken aslında bir ömrün içinden geçiyor. Nils Vik’in zihni, bulunduğu an ile geçmiş arasında gidip geliyor. Grytten’in zamanı kullanma biçimine bayıldım. Anılar, düşünceler, o anın içinden sızan geçmiş… Hepsi birbirine karışıyor ama asla kafa karıştırmıyor. Daha çok, zihnin kendi doğal akışı gibi. Bir şeyi düşünürken bir anda bambaşka bir yere gitmek gibi. Bir insan gerçekten ne zaman kaybolur? Öldüğü gün mü, yoksa artık kimsenin onu merak etmediği gün mü? Kitabı bitirdikten sonra bu soru takıldı aklıma, çıkmadı. Sizce? Kesinlikle tavsiyemdir.
1000Kitap
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025142 okunma
Reklam
Reklam