“Cemil Şevket Bey bu dünyada gurbet çekiyordu.
Cemil Şevket Bey bu dünyanın bir ayrılıklar dünyası olduğuna inanıyordu.
Yağmurda pencereden bakarken ‘öyle sessiz, hayatım gibi, küçük damlalarıyla yağmur yağıyor’ diyordu.”
İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız.
"Gördüm kurs, aldım amirlerimden çok sıkı terbiye, hem da disiplin...!
yukarıda Allah, Ankara'da devlet hem da hükümet, burda da ben !
Dolaşır damarlarında dayısı Kolağası Hasan Bey'in mübarek kanı... Vazife bir sırasında görmez gözü dünyayı, demez evladım ciğerparem...!
Kitap, on üç öykü ve dört masaldan oluşuyor.. Bir edebi tür olarak öykü okuma alışkanlığını çok edinemedim. Olayın içine girmiş ve tam alışmışken hikayenin bitmesi, sürekli bir roman kurgusu bekleyip duruyorum.. Belki de öykünün güzelliği de buradadır. Bunu bu kitap ile biraz aşabildim.Portakal, Beyaz Gemi, Böbrek, Cankurtaran..Kitaptaki bu öyküleri çok sevdim. Ama en en çok sevdiğim Bahtiyar Köpek isimli hikaye oldu. Şubat ayında yedi kitap okumuşum.. Mart ayı için ilk kitap Sırça Köşk.
Ve ben gece yatağımda sakin bir şekilde kitabımı okurken, ülkenin birinde top sesleriyle aydınlanan gökyüzünün altında insanlar ölüyor..