breakfast at midnight

breakfast at midnight
@violetssecret
we learned the right steps to diffеrent dances.
Puan vermedi·74 syf.·
2023 5. kitabı
Sevgili Gregor Samsa, acaba dönüşecek başka bir şey kalmadı mı da böceğe dönüşüyorsunuz? Bir de normal böcek olsanız bari, neymiş, dev böcek olacakmış. Sevgili anneciğiniz feryat etmesin de ne yapsın? Duyamadım, ne dediniz? Hepimiz bu sistemde dev bir böcekten farksız mıyız? O da ne demekmiş öyle? Kim? Peyami Safa Bey mi? Ne demiş? "İnsanın hayvanlığını medenileştirdiği kadar, medeniyetini de hayvanlaştıran bu çağ..." Yalnızız Çarkın birer dişlisi, fabrikanın makineleri, sistemin 'özgür' köleleri...İnsanoğlunun böyle pek çok sıfatı bulunur. Ve bu sıfatlar arasında da bir hiyerarşi gözlenir. Örneğin abla sıfatınız, öğrenci sıfatınızın çok daha alt kademelerinde kaldığından, öğrenci sıfatınızı tehlikeye atacak bir durum ortaya çıktığında, abla sıfatınızı bir kenara koyabilirsiniz. Ya da işçi sıfatının yanındaki anne/baba sıfatlarını...Çalışan sıfatı varken ebeveyn sıfatı da ne oluyormuş ki? Bir sabah yatağında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulan Bay Samsa, her gün bu durumu yaşadığından olsa gerek, "Ben nasıl böcek oldum, niye böcek oldum?" demiyor. Diyor ki, "Ben böyle nasıl işe giderim?" Ve onu bu halde gören aile bireyleri, "Vah çocuğum böcek olmuş, şimdi ne yapacağız, canım oğlum." demek yerine diyorlar ki, "Sen böyle nasıl işe gidersin?" Sistemin insanları, aman, hayvanları (hayvanlaştırdığı insanları) ne hale getirdiğinin en güzel metaforik anlatımlarından biri. Üzerinde durulan en belirgin kavramların iş ve çalışma gücü olması, ailesinin ondan ekonomik yönden umudu kestiği anda çöpe atılmasına razı olmaları, yukarıdakilerin gözünde olduğumuz gerçek kimliğe, bir böceğe dönüşülmesi...Ayrıca yazarın kendi hayatından gelen özgüvensizliğin ve babasından gördüğü psikolojik şiddetin bir yansıması olduğunu da söyleyebiliriz kanımca. Kısa sürede bitebilecek,
İnceleme
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ferit Edgü Kalitesi
Puan vermedi·94 syf.·
2023 45. kitabı
Yarım kalan ruhlarımızı tamamlayan, yarım kalmış öyküler. Ferit Edgü kaleminden çıkan her eseri, anlayıp anlamam mühim değil, büyük bir zevkle okurum. İlk kez Dönüş'ü dinlemiştim. Ondan sonra yazarı araştırıp diğer eserlerine baktığımda yazılarının müptelası olduğumu söyleyebilirim. Her zaman oldukça dikkat çekici, ruha dokunan, anlaşılamayan, mistik bir havası olduğunu düşünmüşümdür. Bu kitabı epey ince olmasına rağmen tadına vara vara okumak istedim. Yirmi adet muhteşem öykü. Üstüne uzunca düşünmek isteyeceğiniz, sanki öykü değil de şiir okuyormuş gibi hissedeceğiniz türden hepsi. Kitabın en sonunda kitaptaki öykülerin öyküsü var. Kimlerden, nerelerden ilham aldığından bahsediyor yazar. En sevdiğim kısmı kesinlikle Parçalar başlığı altındaki kısa öykülerdi. Kitabın sonundaki öykülerin öyküleri kısmını okuyana dek bu öykülerin yazarın ileride yazacağı hikayeler için oluşturduğu taslaklar olduğunu fark etmemiştim. Çünkü üslubu gereği olsa gerek Ferit Edgü okurken hikayenin sonu bitmeyecekmiş gibi gelir. Okuruna bırakır öyküyü tamamlama işini. Beraber yazar okuyucusuyla. Öyle severim ki bu yönünü... Diğer bir sevdiğim husus ise Parçalar bölümündeki taslakları öyküleştirip yayımlayabileceğimiz konusunda bizi memnuniyetle serbest bırakması. Ancak sanıyorum ki, yazılacak tamamlanmış öykülerin hiçbiri üstadın taslakları kadar işleyemez yüreğime. Kalemine sağlık, ruhuna, kalbine sağlık. Diyecek bir şey bulamıyorum. Herkese öneriyorum, herkesin Ferit Edgü gibi bir değerle tanışması gerektiği düşüncesindeyim. Kesinlikle bir şans verin, kesinlikle... Ferit Edgü
İnceleme
ÇığlıkFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 2017997 okunma
Denizden gelen, denize giden; Martin Eden.
Puan vermedi·520 syf.·
2023 14. kitabı
Spoiler içerir. İnsanoğlu topraktan gelir, toprağa giderdi. Etinde, kanında, toprağın soğukluğu, dinginliği, sertliği vardı. Oysa o, Martin Eden, denizden gelmiş ve denize gitmişti. Diğerleri gibi değildi ve hiçbir zaman da olmadı. Olmak istese de olamadı. Onu ayıran şey yaratılışından geliyordu. Tanrı onu çamur ile değil, su ile yoğurmuştu. Hal böyleyken ayrıcalığı diğer insanlar tarafından fark ediliyordu. Ancak bu ayrıcalığın ne olduğunu kestiremiyorlar, kestiremedikleri içinse onu kendilerinden daha aşağı görüyorlardı. Kendi seviyelerine çıkması gereken gelişmemiş bir mahluk olduğu için, Tanrı'nın özenle yoğurduğu hamurunu şekillendirmeye çalışıyorlar, en komiğiyse bunu başarabilecekleri gibi bir yanılgıya düştüklerinin farkına dahi varmıyorlardı. Kağıda yansıtılabilecek en samimi mücadele öyküsü. İçimizden biri, içimizde biri. Sevilen karakterlerin uğradığı o büyük gazaba uğramıyor; yaptığı her hareket ilahlaştırılmıyor. Martin Eden. Seviyoruz onu. Onu o olduğu için seviyoruz, onu biz olduğu için seviyoruz. Yaptığı yanlışlarla, düştüğü yanılgılarla, büyük kolları, sokak ağzı konuşması ve diğer pek çok kusuruyla. Çünkü biliyoruz ki onu Martin Eden yapan tam da bu kusurları. Kızıyor, üzülüyor, belki acıyoruz ona. Ama onun da bize kızacağı, acıyacağı, bizim için üzüleceği olaylar yaşıyoruz. Bilinçli ya da değil, bunu da kabul ediyoruz. "Ah be oğlum Martin!" dediğimiz kısımlar oluyor. Ama sonraki satıra geçtiğimizde affettiğimizi görüyoruz. Onun için en iyisini istiyoruz, benimsiyoruz, "ben" haline getiriyoruz kimi zaman. Deniz gözleriyle kesiştiğinde bakışlarımız, kendi yansımamızı buluyoruz derinlerde. Uğruna beyaz gecelerimizi feda ettiğimizin farkına varmayan kendi kalpsiz Ruth'umuzu, gökyüzü üzerimize yıkılırken bile elimizden tutacak olan Lizzie'mizi, hayatta
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma