july

july
@vitruviangirl
ince, narin parmaklar giriş taşını arar dalgalanır keten eteği sahilde kafka’ya bakar.
9/10
·195 syf.··
2026 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 18:03
Edna bir eş ve anne olarak sorumluluklarını yerine getirme konusunda pek hevessiz bir kadın. Kitabın başında onu bencil ve sorumsuz bulmak işten değil. Ancak ilerleyen sayfalarda hayatını gözlemleyerek Edna’nın yalnızca bir eş ve anne olmadığını, en önemlisi genç bir kadın olduğunu hatırlıyoruz. Edna ona biçilen sorumlulukların altında tam da benim gibi, okuyan diğer genç kadınlar gibi yalnızca bir insan. Ne için olursa olsun geri plana atmaktan kaçındığı bir benliği var ve onu elinden almaya çalışanlara inat akıntının tersine yüzüyor. Edna, toplumun olduğunu sandığı kişiden çok uzak ve hayatının bir noktasında gerçekte olduğu kişi olmaya karar veriyor ve hayatını bu yönde şekillendirmeye başlıyor. Edna bunu yaparken hiç incinmesin istedim. Piyanist hanım da öyle istedi; onu desteklerken güçlü olmasını da diledi. Çünkü gerçekten kendisi olabilmek her yiğidin harcı değilmiş. Edna kitap boyunca karakterlerce yargılandığı gibi bugün de okuyucu tarafından yargılanmaya devam ediyor. Benliği elinden alınmış, alınmaya çalışılan ve asla alınamayacak tüm kadınlar bu kitabı okurken kendilerinden bir şeyler bulacaktır eminim ki. İncelememi kitaptan favori alıntımla bitirmek isterim: “Temel olmayan şeylerden vazgeçerim; paramdan, canımdan vazgeçerim çocuklarım için. Ama kendimden vazgeçmem.” Biz bugün hala kendinden vazgeçmeyi reva görüyoruz kadınlarımıza, “anneliğin kutsallığı” teması altında yok ediyoruz benliklerini.
UyanışKate Chopin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,435 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tam bir yaz kitabı!!!
9/10
·987 syf.··
2026 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 01:24
Olaylar herkesi yargılamayı seven ve herkesi kendi yargı sistemine göre değerlendiren azıcık çok bilmiş ana karakterimiz Prudence’ın bir gece düşüp kafasını vurunca bir anda insanlara anında karma yaşatma gücü kazanması ile başlıyor. Prudence bu gücü kullanırken evrenin de onunla hemfikir olduğuna inanıyor ama gerçekten böyle mi acaba?? Ayrıca bu karmik güç nasıl oluyorsa laboratuvar partneri Quint’te Pudence’ın istediğinin tam tersi olarak işliyor. Akademik silah Prudence bu yeni gücünü anlamlandırmaya çalışırken bir de C aldıkları projelerinin notunu yükseltmek için kendisi ile bir daha çalışmak istemeyeceğini kesin bir dille belirten partneri Quint’i ikna etmesi gerek. Tüm bunlar bir şekilde Prudence’ın deniz hayvanlarını kurtaran gönüllü bir kurumda çalışmaya başlaması ile sonuçlanıyor. Başta hayvanlara hiçbir sempati beslemeyen Prudence bir süre sonra bu canlıların ne kadar harika varlıklar olduğunu fark ediyor ve onları korumak için işletme yeteneklerini kullanarak kurtarma merkezini kalkındırmaya girişiyor. Ayrıca The Beatles ve Jaws referansları bana çokkk keyif verdi. Prudence ve diğer dört kardeşinin isimleri Beatles şarkılarından geliyor, ailesinin obsesyonu.. Denize, sahil kasabalarına ve deniz hayvanlarına da aşığım <3
Instant KarmaMarissa Meyer · Feiwel &amp; Friends · 2020139 okunma
6/10
·88 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 22:48
Kitabı okuma sebebim Miyazaki’nin aynı isimli filmine aşık olmamdı. Miyazaki’nin filme uyarlayıp da kendi sihrinden kattığı tüm kitaplarda olduğu gibi ( Kiki'nin Cadı Kargosu ‘nu tenzih ediyorum.) bunda da hayal kırıklığına uğradım. Filmde insanı ağlamaktan kör eden o büyük ve hüzünlü aşkı ne yazık ki bulamadım kitapta, kurgusu da bölük pörçük geldi bana. Ama öte yandan kitap yazarın hayatının otobiyografik bir yansıması olduğu için “ay kurgusu da güzel olmamış” gibisinden söylenmek hiç yerinde olmaz fikrimce. Yazar eseri acısıyla baş etmenin bir yolu olarak kullanmış çünkü. İyi ki de öyle yapmış ki biz bugün Miyazaki’nin o muhteşem ötesi filmini izleyebiliyoruz. Yazarın nasıl anlattığından bağımsız olarak hikaye insanın içine dokunan türden. Başka biri bu hikayeyi daha iyi anlatmış olsa da yazarın hakkını da yememek gerek diye düşünüyorum. Yine de izlemediyseniz okumadan önce filmi izlemeniz şiddetle tavsiyemdir!
Rüzgâr YükseliyorTatsuo Hori · İthaki Yayınları · 2024613 okunma
8/10
·416 syf.··
2025 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 10:30
Serinin ikinci kitabı olan “Bilinmeyen Lanetin Kaderi”ni ilk kitaptan çok daha fazla sevdim. Yazarın anlatımı gelişmiş ve dünya kafasında biraz daha iyi oturmuştu bence. Hikaye de yine oldukça durağan ilerlemesine rağmen daha sürükleyiciydi, en azından büyük bir kısmı. Ancak ilk kitapta da hissettiğim gibi, hikayenin doruk noktası yine aceleye gelmiş gibi karmaşık geldi bana. Ben özellikle bu kitabı okurken seri hakkında yeni fikirler edindim. Bana buzdağının altında çok daha fazlası varmış gibi hissettiren bir kurgu. Sanki bu fantastik dünya ve içindeki her şey bir alegoriymiş ve aslında insan psikolojisi hakkında bir şeyleri anlatmaya çalışıyormuş gibi hissettirdi bana. Özellikle Eira’nın içinde bulunduğu “gri olma” hissi bana ergenlikteki benlik çatışmasını ve insanın içindeki karanlık tarafıyla, gölgesiyle tanışmasını hatırlattı. Bu seriyi çok da alakalı olmamalarına rağmen neden Ursula K. Le Guin ‘in Yerdeniz Büyücüsü kitabına benzettiğimi de çözmüş oldum böylece. Yetişkinliğe adım atarken yaşanan gölge ve ışık çatışması bence ergenlikte üzerine düşünülmesi gereken bir şey. Yazar bu temayı bilinçli mi işliyor bilemiyorum ama bence şu ana kadar gayet iyi gidiyor. Okurken “Bu kadın 40’larına, 50’lerine gelince neler neler yazacak kim bilir.” diye düşünüp heyecanlandım sürekli. Kitabın dili hakkında konuşmak gerekirse bazı betimlemelerin ve ifade şekillerinin güzelliği karşısında durup “oha” demekten kendimi alamadım. Özellikle 64. sayfadaki “Gece yaşlıydı.” ifadesi, okurken içimde tarif edemediğim güzellikte hisler uyandırdı. Ama sonra bu ifadenin sürekli tekrarı çok sıktı mesela. Bu da kitapta gördüğüm en büyük sorunlardan birine kapı açıyor. Bazı belli başlı ifadeler çok sık kullanılıyor. Mesela “nice” kelimesi anlatımdaki genel dille örtüşmemekle beraber çok ama çok kez tekrar
Gümüş Yürek 2D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 2024876 okunma
10/10
·104 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 10:01
Cehennem Canavarı, Jack London’ından okuduğum beşinci kitap oldu ve favori kitaplarım arasına çok hızlı bir giriş yaptı. London’ın başka eserlerinde de rastladığımız, o tanıdık “doğal ve ideal” insan modelini bu kitapta çok daha açık ve doğrudan şekilde görüyoruz. Yazarın Martin Eden ve Oyun kitaplarını da okumuş biri olarak, Pat Glendon’ın bahsettiğim iki kitabın ana karakterlerinin muhteşem bir füzyonu olduğunu söyleyebilirim. London’ın boks temasını ele alışından da bahsetmek istiyorum biraz. Bu kadar şiddet dolu bir sporu böyle nahiflikle ele alabilecek çok az yazar olduğunu düşünüyorum. London öyle güzel yapıyor bunu ve bir yandan da öyle iyi eleştiriyor ki bu sistemi. Kendisi de sıkı bir boks sever olduğu halde boks camiasının nasıl kirlenmiş bir dünya olduğunu da çok biliyor ve anlatıyor. Bu yüzden hem ringdeki sahnelerden hem de eleştiri monologlarından çok keyif aldım. Bir de, ben bu kitabın London’dan okunması gereken ilk kitaplardan biri olduğunu savunacağım sanırım. Çünkü kısacık bir hikaye yazar hakkında öyle çok fikir veriyor bize ve öyle hızlı akıp gidiyor ki.. Beğenilmeme ihtimali olduğunu bile düşünemiyorum. Ayrıca Pat’i tanıyıp sevmeme imkanınız da yok sanırım.
Cehennem CanavarıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20261,717 okunma