Tekniğe hayat veren tek şey temeldeki
iyiliktir. Bütün dikkati tekniğe vermek, okulda sınavlardan önce telaşla ders çalışmaya benzer. Bazen geçersiniz. Hatta bazen iyi notlar da
alırsınız, ama günlerce bedelini ödemediyseniz
incelediğiniz konulara gerçekten egemen olamazsınız, eğitilmiş bir zihin yapınız da olamaz.
Durumu değiştirmek istiyorsak, önce kendimizi
değiştirmemiz gerektiğini kavramaya başladık. Kendimizi etkili bir biçimde değiştirmek
için de, önce algılarımızı değiştirmemiz gerekiyordu.
“Geçmişi denetleyen,” diyordu Parti sloganı, “geleceği de denetler; şu anı denetleyen, geçmişi de denetler.” Oysa geçmiş, yapısı gereği değiştirilebilir
olmasına karşın hiçbir zaman değiştirilmemişti. Şimdi gerçek olan şeyler, ezelden ebediyete dek gerçek kalacaktı. Basit bir işti bu: Tek gereken şey,
belleğinize karşı sonsuz bir zaferler zincirini kazanmanızdı. ‘Gerçeğin denetlenmesi’ deniyordu buna, yeni dilde ‘ÇİFTDÜŞÜN.’
Geçtiğimiz ay televizyon kanallarında bir haber vardı. Asker; ablasını aramış, “Abla, babam beni cebimden bir arayıversin” demiş, belli kontörü yok. Baba, Egeli bir çiftçi, üç gün arayamamış oğlunu. Ama oğlu hep aklında, üçüncü gün oğlunun şehit olduğu haberi gelmiş. Hüngür hüngür ağlıyordu baba, “Param yoktu kontör alamadım, son bir kez duyamadım oğlumun sesini!” diyordu.