Eğer Kötü Olsaydık kitabı dil anlatımı ve betimleme açısından kimi yerde yetersiz, kimi yerde fazla ancak bunları geneline yaydığımız zaman ideal buldum.
Karakterlerin bilgi düzeyini ve okudukları okul ile bölüme olan bağlılığını kuru bir anlatım yerine kitabın genelinde diyaloglar ile yayması benim çok hoşuma gitti.
Fakat kitapta büyük bir kusur olarak gördüğüm bir kısım var; alıntı beğeniyorum okurken, bir bakmışım Shakespeare'in bir sözü. Emeğe kesinlikle saygısızlık etmek istemem ancak Shakespeare'in alıntılarını çıkarsak elde tutulur anlamlı güzel sözün iki elin parmağını geçeceğinden şüpheliyim.
Abartılı bir üslupla hayıflanmamı dile getirecek olursam "Shakespeare okuyordum da Eğer Kötü Olsaydık kitabı araya reklam oluyor." Cümlesini kurmam gerekir.
Baş karakterimizin tiyatroya olan düşkünlüğünü -ki aslında her karakter düşkün- son sahnelerde iyice görüyor oluşumuz okuyucunun kendisini tiyatro sahnesinde görmek istemesini sağlıyor.
Son kısm ise ilk sayfadan kendisini belli etmesi beni hiç memnun etmemişti. Özellikle ilk satırdan "kaza oldu, birisinin suçunu üslendi, iftira atıldı..." gibi ihtimalleri bağırması ve sonunda da klasik bir kitap gibi bunlardan biri olması sonunu beğenmeme sebep oldu.
Tüm bu olumlu olmuşuz tarafları kendi içimde tartığımda ortalama bir kitap olduğunu, çerez niyetine okunabilceğini söylemem gerekir.
Eğer Kötü OlsaydıkM. L. Rio
"Şimdi de kendi kendime şu lüzumsuz suali soruyorum:
Kolay elde edilmiş bir saadet mi, yoksa insanı yücelten ıstırap mı daha iyidir? Evet, hangisi daha iyi?"
Kurgunun genel ilerleyişinde şimdiki zaman (-yor) ekinin yoğunluktaki cümleler beni belli yerlerde rahatsız etmişti. Buğulu bölümler yer yer kafamı karıştırdı ki bunu karakterin ruhundaki karmaşıklığı hissetmek adına sevdim. Diyaloglar arası bir takım felsefi düşünce fikrini aktarmasını da akıcılık açısından iyi buldum.
Baş karakter öğretmen beyin içindeki çatışma hali, özellikle öğrencilerle ilgili tutumu hoş bulmadım. Belli bir birikim ve deneyim sahibi birinden beklenmeyecek düşünceler içerisindeydi. İnsanlık, toplum düzeni, Tanrı arayışı ve de Tanrı'yı eleştirdiği kısımları ise oldukça sevdim.
Tanrısız Gençlik