"yaşamın yaşanmaya değmediği düşüncesine vardıkları için ölen nice insanlar görüyorum. Çelişkin bir biçimde, kendileri için bir yaşama nedeni olan (yaşama nedeni denilen şey, aynı zamanda çok güzel bir ölme nedenidir de) düşünceler ya da düşler uğrunda ölüme giden başka insanlar görüyorum."
"Hep aynı hikaye, diye düşündü Peter. Uyuşturucu. Bu günlerde hep uyuşturucu oluyordu. Ama Peter çok şey görmüştü; insanoğlunun zalim olmak veya bir başkasını öldürmek için bahane bulmasına gerek yoktu. Uyuşturucu olmasa, daima başka bir şey çıkardı. "
Tragedyanın Doğuşu, Nietzsche’nin en ham ve kusurlu eserlerinden biri olduğunu düşünüyorum.
Kitap, büyük iddialarla başlasa da sistematik bir düşünce yerine, Wagner hayranlığı ve Schopenhauer etkisiyle şişirilmiş duygusal tiratlara saplanır. “Apollon–Dionysos” metaforu ilk anda ilgimi çekti ancak sürekli tekrar edildiği için canımı sıkmaya başladı ne yazık ki; okurda derinlikten çok yorgunluk bırakıyor bu yüzden.
Anlatım dilini ise gereksiz süslü, akıcılıktan uzak ve dağınıktı. Nietzsche’nin daha sonra (Ecco Homo'da) kendisinin de fazla romantik ve yetersiz bulduğu bu eser, aslında sonraki büyük düşüncelerinin çıraklık dönemini yansıtır. Güçlü bir fikirden çok, genç bir filozofun duygusal denemesi olarak kalıyor bence.
Tragedyanın DoğuşuFriedrich NietzscheEvrim