Vural Nalbant

Vural Nalbant
@vuralnalbant
use your illusion
Üniversite
İstanbul
9 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
İncelemem, Yorumum ve Kitap Hakkında Değerlendirmelerim
Puan vermedi·68 syf.··
2023 3. kitabı
Zweig'ın meşhur kısa kitaplarından birisidir Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Kitap içerisinde aslında hem dram, hem genç bir kızın yeni yeni cinsellikle tanışmasıyla beraber aşk ve cinselliği birbirine karıştırması hikayesini takip eder ve okuruz. Kendi düşünce edalarımızda bizi sürükleyen bu kitapta, herkes farklı bir bakış açısından bakar ve kendince kitabı yorumlar. Bu incelemede yer alan yorumlarım da kendi perspektifimden yorumlanan bir bakış açısı olduğundan, kimi üyelere hatalı kimi üyelere ise ortada kalmış ufak bir çocuğu andırır. Bilginize. Genç kızımız, kendi apartmanlarına taşınan çapkın yazara aşık olur. Aslında aşık olmaz. Genç kızı kendisine çeken asıl konu ve olay, yazarın birçok kadınla rahatça beraber olabilmesi ve kendinden emin tavırlarla hareket etmesi ve genel manasıyla kadınları umursamaması, konuyu cinselliğe getirene kadar kadınlara birer çiçek gibi davranmasından ibarettir. Elbette birer cinsellik yaşadıktan sonra kadınları direkt olarak yanından kovmaz ya da atmaz bu yakışıklı yazar fakat cinsellik sadece çiftleşmek değil, işin psikolojik boyutunu da işin içerisine katarak karşı tarafın ruhuna dokunabilmek, onunla beraber tatmin olabilmek, onunla beraber titreyebilmek ve ruhunun derinliklerine onunla beraber inebilmektir. Bu nedenden ötürüdür ki, bu konuda olan asıl yanlış hem arada yer alan yaş farkı, hem deneyim, hem yaşam tarzı hem de bir şeylerin "zorlama" çabası içerisinde gelişmesidir. Genç kızımız yazarla beraber olabilmek için kendince çok fazla çabalara girer fakat evren ya da hangi felsefeye ya da mottoya inanıyorsanız, karşı tarafın yanlış ve doğru kişi olmadığının kanıtlarını ve ipuçlarını kızımıza gönderir. Kızımız bunları reddeder ve yeri geldiğinde kitapta okuyacağınız şu sahneyi dahi yaşar. "Bekliyordum. Onun gece gelmesini
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Suç ve Ceza İncelemem, Düşüncelerim, Yorumum ve Kendi Perspektifimden Kelamlar
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
"İncelemede yer alan A'dan başlayıp alfabetik sırayla giden madde sıralamaları kitapta yer alan bazı bölümlerin üstüne yaptığım çıkarım ve çağrışımlardır. Bu maddeler üstüne tartışmaya açık bir incelemedir. Bilginize." Herkesin hayatına bir noktadan dokunan, renk katan, gündelik yaşadığı duygu ve durum silsilesini değiştiren ve farklı açılardan bakabilmeyi yeğleyen ve bunu dikte eden Suç ve Ceza kitabının incelemesini sizlerle paylaşıyorum. Baştan belirtmeliyim ki, çoğu yerde kitabın bölümlerine ve konularına değineceğim. Bu husustan dolayı da lütfen kitabı okumadıysanız, ön belirti istemiyorsanız bu incelemenin belirli yerine kadar göz atın ve daha sonra incelemeden ayrılın. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski'nin Suç ve Ceza eseri... İnsanın olaylar karşısında ki duygularını otokontrol altında tutması, sinir harbini genel manada yatıştırıp olaylar içerisinde daha sonradan ön planla çıkartması gibi birçok etken bırakıyor okuyucuda. Romanda yer alan karakterlerin duyguları, hayata tutunma çabaları, yaşam stilleri ve inandıkları değerler paha biçilemez ve yadsınamaz gerçeklerden birisi. En basit örneğiyle, kitabın giriş sekansında yer alan Marmeladov karakterinin ailesine yaşattığı ıstırap fakat buna rağmen eşine duyduğu hayranlık içgüdüsü, aşkı, çocuklarına karşı olan bağlılığı ve derinden gelen babalık duygusu... Her gece meyhanelerde içki içen, ailesine götüreceği maaşını meyhanelerde tüketen ve alkol alıp kendinden yüzleşmekten kaçan bir baba figürü... Öte yandan onu evde bekleyen Katerina Ivanovna... Katerina agresif, sinirli, bir o kadar da eşine düşkün fakat bunu ister istemez belli edemeyen, eşinin meyhaneden geldiğinde Katerina'dan fiziksel olarak şiddet görmesi ve bunu meyhanede içki içtiği insanlara "Bundan zevk alıyorum biliyor musun? Eşimin beni dövmesinden
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Beyaz Tuval Hakkında Düşüncelerim, Yorumlar ve İncelemeler
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
Roman genel manada size Yahudilik dini hakkında kavramlar, farklı perspektiften bakış açıları, Yahudilik dininin önemli günleriyle beraber kimi zaman sizi mutlu eden, kimi zaman da sizi sinirlendiren yönlerini açıklama ile başlıyor. Fakat bu açıklamalara daha iyi bir taraftan sahip olmak ve en baştan kelimeleri bilgi haznenize katıp anlamlarını araştırmak için romanın kırmızı bölümünden, tarafından artık adını her ne şekilde isimlendirirseniz size kalmış bir husus. Kırmızı taraftan başlamayı tercih ederseniz söylediğim gibi Yahudilik terimlerini daha iyi kavrayacaksınız ve roman boyu rahat edeceksiniz. Bu kırmızı bölümün ana karakteri ise Jan Wechsler. Jan Wechsler karakteri "benim" bakış açımdan pesimist bir karakter. Karısına yalan söyleyen, korkak, kimi zaman içgüdüleri ile hareket eden kimi zaman ise korkaklığını kullanarak ortadan kaybolmayı yeğleyen bir karakter. Karısına ve çocuklarına söylediği sırf basit bir yalandan bile karakterin aslında şizofren, kendini başkası gibi gören, kendi benliğini bir bütün olarak unutmuş ve kendini yok sayan bir karakter olarak görebiliriz. Kitapta geçen meşhur uçak yolculuğunda bir "çanta" tüm olayları baştan sona değiştirir. Çantanın içerisinden çıkacak bilumum takılar ve belgeler ile Jan Wechsler'in hayatının değiştiğini ve onun gerçek karakterini öğrenmeye başlarız. Jan, çantanın değişimi ve "anne" figürünün hayatında kötü bir kaidede olmasına ilişkin sorunları kendi benliğinde yaşarken ve kurgularken, kendini evinde yer alan ofisine kapatır ve çantasında yer alan bu belgeleri incelemeye başlar. Roman kötü ve bedbaht bir roman fakat roman içerisinde ufak detaylarla okuyucu mutlu olabilecek seviyedeyse ne ala. Şahsen roman içerisinde Jan'ın küçük kız çocuğunun ofisine gelip ortalığı karıştırması ve belgeleri dağıtması bile
Edebiyat
Beyaz TuvalBenjamin Stein · Metis Yayıncılık · 201346 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2020 03:46
Siyah Lale adlı kitabımızın ana karakterleri Cornelius De Witte ve John De Witte kardeşler, Cornelius De Witte'in vaftiz oğlu Cornelius Von Baerle, Rosa, Isaac Boxtel ve Rosa'nın babası ve gardiyan olan Gryphus. Hikayenin ana temeli De Witte kardeşlerin halk tarafından linçlenmesine, meydan dayağı yiyerek hayatlarını kaybetmelerine neden olan düşünceleridir. Cornelius De Witte bir hapishane köşesinde yediği dayaklardan ötürü kan ter içerisinde yatmaktayken kardeşi John De Witte yanına bir şekilde ve Rosa'nın yardımıyla girer, onu kurtarmaya çalışmak için kardeşi ile beraber planlar yapar. Bu sırada Cornelius De Witte, vaftiz oğluna kardeşi ve kendisinin kötü birisi olmadığını, düşünceleri yüzünden katledilebileceklerini içeren bir mektubu zorlu bir şekilde yazar. Mektuplar da yazıldıktan sonra kardeşi John De Witte yardımıyla Cornelius De Witte hapishanesinin arka tarafından, hikayenin her açıdan kahramanı Rosa tarafından yardım edilerek kaçmayı başarırlar. Arka tarafta bekleyen at arabasına binip dörtnala çıkarlar fakat şehrin kapısı kapatılmış ve kilitlenmiştir. Kaçış sırasında şehrin kapısının önünde beklerler ve John De Witte, anahtarı ister fakat kapı başında duran görevli bu teklifi ret ederek anahtarı vermez. Sonradan yaşayacağı büyük pişmanlığı da hesaba katmadan teklifi bir defa daha ret eder. Şehrin kapıları kapalı olduğundan ötürü De Witte kardeşler kaçmayı başaramaz ve çok kötü bir halde meydan dayağı ile baş başa kalırlar. De Witte kardeşlerin de cesedini darağacına asarlar. Bu hikayeden sonra ana temaya geçmemiz ve ortanca bölümlere ulaşmamız Cornelius De Witte'ın mektubunun vaftiz oğluna ulaşması ve vaftiz oğlunun birincil lale düşmanı ve buna bağlı olarak hayat düşmanı haline gelen Isaac Boxtel'dir. Isaac Boxtel sayesinde ve evine aldığı teleskop
Siyah LaleAlexandre Dumas · Antik Kitap · 201119bin okunma
8/10
·320 syf.··
2020 6. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2020 13:56
Kitabın ilk içeriği atak bölümü ile alakalı. Buna sadece saf proteinlerle beslenmek ve sebzeye bile yer vermemek, protein ile su ikilisini bir arada tutup kısa bir atak evresi deniyor. Kilo durumunuza göre kitap size bu ilk atak evresinin süresini belirliyor. Genelde kitap obez kesime yazıldığından ötürü, sizin de bir obez kesimde olduğunuzu varsayarsak ve yola bu şekilde çıkarsak, ilk atak evreniz on güne kadar dayatılabilir. Sedanter bireyler ve sıradan bir forma sahip olan, yağ oranları pek de fazla olmayan bireyler içinse bu evre süresi beş gün olarak belirlenmiş durumda. İlk atak evresinde dediğim gibi proteinlerle besleniyorsunuz ve vücudu bu proteinlere karşı sağlıklı tutmak, kendinizi temizlemek için de bir buçuk veya iki litre su içiyorsunuz. İlk atak evresini tamamladıktan sonra ikinci evreye geçiyorsunuz. Bu evrenin adı da seyir evresi. Bu evrede yirmi sekiz çeşit sebzeleri de diyet programımıza dahil ederek protein ve sebzelerle beslenmeye devam ediyoruz. Bu evrede uygulayacağınız metotlar kitap içerisinde tekrar mevcut. Fakat kısa bir önyüz olarak belirtmek gerekirse, bu metot 5x5 ve 1x5 olarak değerlendirilir. Ya da 1xPS, 1xSP olarak da bunu değerlendirebiliriz. Seyir evresinden sonra üçüncü evre, güçlendirme evresi. Bu evrede de diyet programımıza meyve, ekmek, peynir ve nişastalı yiyecekleri ekliyoruz. Haftada iki öğün ise kendimizi ödüllendiriyoruz. Ve bu asıl ana metot burada işimize yarayacak, dikkatli okuyun. Verilen her kilo için on gün hesabıyla, bu adımın süresini belirliyoruz. Güçlendirme evresinin de ana temel unsuru, nişastalı yiyecekleri de dahil ederek vücudu bir sonra ki evreye, yani koruma evresine hazırlamak. Bir sonra ki ve son evre, koruma evresi. Bu evrede de artık işimiz basit ve hayatımızın sonuna kadar yapmamız gerekenler
Sağlık
Dukan DiyetiPierre Dukan · Pegasus Yayınları · 2013273 okunma