leyla

8/10
·432 syf.·
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Ankara'da çok soğuk bir Aralık ayında ve sene 2014 iken sevdiğimiz bir yazar olan Hakan Günday'ın imza günü vardı. Sırada beklerken (pardon donarken) önümüzdeki kızla derin bir sohbete daldık. Değişmeyen felsefe soruları, bilirsiniz. Sonra ''parfümün dansı'' dedi ve hep aklımda tuttum bu kitabı araya çok kitap girdi ama okumadım niyeyse. Bu sefer Adana'da bir 28 Aralık günü -yani doğum günümde- çok sevdiğim bir arkadaşımdan hediye olarak geldi. -tesadüf değil, keşke tesadüf olsa- O zaman da sınav telaşı ile tutuştuğumuzdan denk gelemedik kitapla ve 4 yıl sonunda okudum bu kitabı. ALLAHIM, SONUNDA! Kitabın üslubundan bahsedelim birazcık daha sonra içerik kısmına göz atalım bakalım. Yazarımız, okuyucusunu asla yalnız bırakmamış. Okuyucu ile sürekli iç içe. Bu bazı okurları rahatsız edebilir ama göze batacak düzeyde değildi ve ben bunları kesinlikle bir kusur saymıyorum aksi gibi kitabı tamamlayan ögelerden biri bence. Rahat okunabilir bir kitap olmasına rağmen bayram tatili araya girince okuyamaz oldum pek. Kitap bir arayış ve o arayışta geçirilen zamanları ele alıyor. Ölümsüzlük ve o muhteşem parfümün temel notası... Garip benzetmelerle bezenmiş. Durup da ''...Effecto, Priscilla'yı akordeon gibi çalardı. Wiggs ise ona arkeolojik bir kazıymış gibi davranıyordu...'' bu ne demek istemiş ki burda diyebileceğiniz kadar garip. Kısaca söylemek gerekirse sizi üslup olarak yormayacak fakat düşünce olarak zorlayacak bir kitap. Konusundan bahsedelim. Kitap Priscilla adlı bir garson, Alobar denilen bir hükümdar, koku alma duyusu yüzünden tavşan diye adlandırılmış bir parfüm satıcısı olan Marcel LeFever ve son olarak yine bir parfüm dükkanına sahip olan Madam Devalier ve yardımcısı V'lunun ayrı ayrı fakat bir noktada birleşeceği malum hikayeleri anlatıyor. OLMAK VEYA OLMAMAK
Felsefe
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2017 10. kitabı
Sonunda bitirebildim... Bu kitabı felsefe öğretmenime armağan edecekken son anda vazgeçip kendime aldım. Biraz bencilce olacak belki ama iyi ki vazgeçmişim diyorum şimdi... Kitabın adından da anlaşılacağı üzere Spinoza isimli filozofun öğretileri inceleniyor. Peki bu kitabı diğer Spinoza odaklı kitaplardan ayıran nedir? Bana kalırsa gündelik hayattan örneklerle anlattıklarını somutlaştırması. Yani üstünkörü kalmıyor, okuduğunuz zaman "evet ya bu böyleymiş şimdi anladım" diyebiliyorsunuz. İçeriğinden biraz bahsedecek olursam insanın seçimlerinde özgür olup olmadığı, sevince dönüşebilmek kavramının açıklanması, aşkıncı ve içkinci bakış açıları nedir ve nasıl düşünürler gibi pek çok sorunu inceliyor. Örneğin Spinoza'ya ve yazarımıza göre seçimlerimizde özgür değiliz ve özgür olduğumuzu düşünmemiz en büyük yanılgılarımızdan biri. Peki buna dayanak olarak neyi gösteriyor? Bilimi. Kitapta görüp çok ilginç bulduğum bir örneği paylaşmak istiyorum. 1973 yılında Deldago isimli sinir cerrahı, George adlı hastanın rızasını alarak beynine George'un baş çevirme hareketlerini kontrol edebilecek geçici elektrotlar yerleştiriyor. George'un haberi olmadan uzaktan kumanda aygıtı ile gönderdiği sinyallerle ne zaman istese George'un başını çevirmesini sağlıyor. Şimdi buraya kadar tamam sorun yok. Asıl olay burada başlıyor. George kendisine başını neden çevirdiği sorulduğunda sürekli makul cevaplar buluyor ve yaptığı hareketler kendi seçimi olmasa bile sanki kendi seçimi gibi gösteriyor ve sebepler buluyor. Bu örnek benim en sevdiğim örnek oldu daha fazla örnek de var tabii ki. Şimdi burada anlamadığım nokta oldu. Eğer seçimlerimizde özgür değilsek suç işleyen insanlar için ne gibi bir önlem alınabilir? Bu sorumun cevabını kitapta çok yüzeysel buldum. Tatmin edici bir cevap olmadı. Tabii
Sağlık
Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Çetin Balanuye · Ayrıntı Yayınları · 20171,113 okunma
9/10
·96 syf.·
Beğendi
·
2017 9. kitabı
Zarif adamdan zarif şiirler... Sezai Karakoç Zarifoğlu için, "O, benimle Cemal Süreya arasındadır." dermiş. Çok da haklı olduğunu düşünüyorum. İslamcı yönü Karakoç'a, şiir özellikleri ise Cemal Süreya'ya benziyor. Şiirlerinin kapalı oluşu sebebiyle çok kez eleştirilmiş bir şair Zarifoğlu. Eğer şiirden "anlamak" gibi bir beklentiniz varsa beklentinizi karşılamayabilir. Ben şiirde anlam aramak gibi bir kaygı gütmediğim için çok sevdim. Hatta baya sevdim. "İşaret Çocukları bir bakıma işaret edilen, gösterilen çocuklardır. Bunlarda birtakım manevi yetenekler vardır. Bunlar büyürler ve 'güzel adam' olurlar." diye açıklamış kendisi... Uçmayı seven bütün insanlar Zarifoğlu okumalı, okuyun. "bir çiçek bahçesinde geceye durgun kalışın yağmur sıcağı gibi/ öptüm sonsuz gidişinden. Saçlarının seyriyle seni..."
Şiir
İşaret ÇocuklarıCahit Zarifoğlu · Beyan Yayıncılık · 20195,1bin okunma
9/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2017 8. kitabı
Evde uzun süredir olmasına rağmen yeni okudum kitabı ve neden bu kadar geç kaldığım konusunda kendime sinirlendim açıkçası. Bazı kitaplarda olur ya okumazsınız sanki izlersiniz. Öyle bir şeydi. Çok çok iyiydi. En başta zaten konusu çok ilgi çekici. Seneler önce işlenmiş bir travesti cinayetinin aydınlatılma süreci irdeleniyor. Yazarın dili çok sürükleyici. Kitabı elime aldım ve tek oturuşta bitirdim diyeyim, öyle bir şey. Kitapta çok fazla kişi var, dönüp de "acaba bu kimdi?" diye geçmiş sayfalara bakmak zorunda kaldım. -keşke not alsaydım diyorum şimdi- Polisiye severlerin, sürükleyici roman arayanların okuması gereken bir kitap. Kısa olması sebebiyle hemen bitirilebiliyor zaten. Gerçi ne kadar bitti orası tartışılır. Üzerine düşünmeniz gerekiyor. Önerimdir efendim, okuyunuz.
Acı Düşler BulvarıCumhur Orancı · Ayrıntı Yayınları · 201295 okunma
10/10
·192 syf.·
Beğendi
·
2017 7. kitabı
Kitap toplamda yirmi iki öyküden oluşuyor ve içinde beğenmediğim bir öykü bile yok... Fantastik ve eğlenceli bir dille yazılmış. Yer yer günümüz insanının hayata bakış açısına dokundurmalar sezdim, dikkat edebilenler için çok güzel detaylardı. Böyle okurken zevk alayım sıkılmayayım tarzında bir kitap arıyorsanız tam size uygun bir kitap! En beğendiğim öyküler: Pelerin, Ama Yine de Kapı Çalınıyor, Yedi Kat ve Fareler oldu. ----------SPOİLER---------- Ama Yine de Kapı Çalınıyor öyküsünde günümüz insanlarının o "mükemmel hayatlar"ına leke sürmemek adına ölümü göze alışı anlatılıyor. Massigher'in "Sizin başınıza tatsız şeyler gelmez değil mi? Böyle şeylerden söz etmeyi kabalık sayıyorsunuz değil mi? Yapmacıklı dünyanız hep yadsıdı bunları değil mi?" diyerek evin annesi olan Maria Gron'a sitem etmesi de bu söylediğimi kanıtlar nitelikte diye düşünüyorum. Pelerin öyküsü beni çok etkiledi. Annenin oğluna merhameti, sürekli bir şeyleri sorması, onu merak etmesi... Çok gerçekçi geldi. Sadece okumak değil gibiydi, hissetmekti işte. Öyküyü bende farklı yapan da çok gerçek olmasıydı. Yedi Kat ise Giuseppe Corte isimli karakterin ölümü kabulleniş ve hatta kabullenemeyiş süreci anlatılıyor. Karakterin ölüme direnişi, -birinci katta olmasına rağmen- hala sağlıklı olduğu konusunda diretmesi pes artık dedirtti. Galiba hayatta da böyle yedi kat olacak. Zaman içinde ve sanki hiç ölmeyecek gibi... ----------SPOİLER----------
Tanrı'yı Gören KöpekDino Buzzati · Can Yayınları · 20161,991 okunma