Weber, her iki ders başlığında da geçen ve modern zamanlara uyarladığı üçüncü bir dinsel kökene sahip kavramı kullanarak—Almanca Beruf, yani bu ciltte “çağrı”, “meslek” ya da “iş” olarak farklı biçimlerde çevrilen sözcük—hem ideallere duyulan ihtiyacı hem de dünyaya dair ampirik temelli bir değerlendirmeyi, yani içsel bir tutku ile gerçekliğin açık sözlü bir anlatımını birleştirir. Böylece Weber, çağrıyı verebilecek tanrıların ortadan çekildiği, sessizliğe gömüldüğü ya da modernitenin rasyonel yapıları içinde boğulduğu bir dönemde, “gerçek bir çağrı”ya dair paradoksal kavramı ifade edebilmek için, on yılı aşkın bir süre önce Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı eserinde ortaya koyduğu ve yaşamının son on yılında dünya dinleri üzerine yürüttüğü kapsamlı çalışmaların bir parçası olarak sürekli geri döndüğü Kalvinizm analizinden yararlanır.
Weber için meslek/çağrı iki anlama sahiptir: biri geleneksel dinî anlamdır, yani Tanrı’dan gelen bir çağrı; diğeri ise profesyonel anlamdır, yani kişinin işi veya mesleği. “Çağrı”, hem bireysel bir uzmanlaşma biçimini hem de toplumsal bir kategori ya da örgütlenme biçimini ifade eder. Weber’in, on altıncı yüzyıl Fransız teologu John Calvin okumasında, kişinin çağrısını yerine getirmesi; hem bireysel bir inanca göre hareket etmesi (gerçekten belirli bir şey yapmak ve hizmet etmek üzere çağrılmış olduğuna inanması) hem de toplumsal dünyanın birey-ötesi, uzmanlaşmış ve rasyonel bir örgütlenmesine uyum sağlaması anlamına gelir. Bu özgül Batılı “meslek” anlayışı, anlam sorununa olası bir çözüm olarak ortaya çıkmıştır. Anlam sorunu ya da anlamın yokluğu, büyük ve kaçınılmaz bir sekülerleşme sürecinin ya da dinî inanç ve pratiklerin genel bir zayıflamasının sonucu değildir. Weber, Calvin’in Hristiyan Dininin Temelleri (Institutes of