İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok.
Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık...
Hepimizin kendine ait bir yolu var. Bu yol, hayallerimiz, seçimlerimiz ve mücadelelerimizle şekillenir. Bazen bu yolda başka insanlarla kesişiriz; ortak amaçlarımız ya da hayallerimiz bizi bir süre için bir araya getirir. Ama unutmamak gerekir ki herkesin kendi yolu ve kendi hikayesi vardır.
Bazen yollarımızı ayıran hayattır, bazen birinin kendi yoluna devam etmesi gerekir ve bazen de biz yollarımızı ayırmayı seçeriz. Bu ayrılıklar zor gelebilir, ama aslında hayatın doğal akışıdır. Yanımızdaki insanlar sürekli değişir. Bazıları gelir, bir süre eşlik eder, sonra uzaklaşır. Kimileri belki bir gün tekrar karşımıza çıkar, ama hiçbir şey kalıcı değildir. Çünkü değişim, hayatın kaçınılmaz gerçeğidir.
İşte tam da bu yüzden, bu uzun yolculuğu daha anlamlı ve güzel bir hale getirmek senin elinde. Kendine nasıl davrandığın, yolculuğunun kalitesini belirler. Kendine güzel şeyler söyle, hatalarına anlayışla yaklaş ve hayallerini önemse. Kendine en iyi dost sen ol. Çünkü bu yolculukta en sadık yoldaşın, yine sensin.
Pek yaşadın denemez, oysa her şey çoktan söylendi, çoktan bitti. Topu topu yirmi beş yaşındasın , ama yolun çizilmiş bile. Roller hazır, etiketler de: Bebekliğindeki oturaktan yaşlılığındaki tekerlekli sandalyeye varıncaya kadar oturulacak tüm yerler orada durmuş sıralarını bekliyorlar. Serüvenlerin öyle iyi betimlenmiş ki, en şiddetli isyan bile kimsenin kılını kıpırdatmayacaktır.
İnsan bütün bu pisliğin
Üzerine çıkabilmeli ,
Büyümeye devam etmeli…
Kader sadece biz ona izin verirsek
Kahpedir.
Öyleyse ışıkları yakalım
Ve görkemli bir biçimde acı çekelim
Ağızda kürdan, sırıtarak.
Yapabiliriz.
Güçlü doğduk ve güçlü
Öleceğiz.
Yaşam biçimlerimiz
Siste yol alan
Okyanus gemileri gibi…
Güllerde dikenler…
Mayoyla parkta gezinen bezgin oğlanlar…
Çok
İyiydi
Kemiklerimiz
Gökyüzüne uzanan saplar misali
Sonsuza dek.
Charles Bukowski, Canlılar Ve Ölüler İçin Fırtına (s.230)