buse

buse
@what_buse_reads
part-time pharmacist, full-time bookworm.
8/10
·200 syf.··
2022 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2022 00:00
kadınlar ülkesinin arka kapağını okuduktan sonra tereddüt etmeden satın aldım. kitap, sadece kadınlar ve kız çocuklarının yaşadığı bir ülkeyi ziyarete giden üç erkeğin gözlemlerini konu almakta. sadece kadınlardan oluşan bir ülkenin nasıl olabileceğine dair tahminlerde bulunan kahramanlarımız, ülkeye varınca hiç de bekledikleri gibi bir ülke ile karşılaşmıyorlar. erkeklerin bulunmadığı bir ülkenin toplumsal yapısının nasıl olacağına dair bende çok büyük bir merak uyandıran bu kitapta; din, cinsellik, annelik, eğitim, kadının kocasının soyadını alması, veganlık gibi çeşitli konular karşılaştırmalı olarak ele alınıyor. eşitlik, sevgi ve mantık üzerine kurulmuş; fazlasıyla gelişmiş olan bu ülkeye gelen o üç erkeğin bazı mizojin yorumlarını, hareketlerini okumanın beni yer yer rahatsız ettiğini de söylemeden geçemeyeceğim. her sayfası dönemin eril düzenine nüktedan bir cevap niteliği taşıyan kadınlar ülkesi, 1915 yılında kaleme alınmış. ve bence ikinci dalga feminizm için önemli bir eser. eğer feminist bir ütopya okumak istiyorsanız kadınlar ülkesini mutlaka tavsiye ediyorum. kadınlar ülkesinin bir de devam kitabı bulunuyor: bizim ülkemiz. (Bizim Ülkemiz) bir kadınlar ülkesi kadınının, “bizim ülkemize” gelişini ve karşılaştırmalı gözlemlerini aktarıyor. bu kitabı da sipariş verdim, okuyup yorumlarımı sizler ile paylaşacağım. okuyacak olanların da en az benim kadar sevmeleri dileğiyle!
1000Kitap
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·392 syf.··
2022 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2022 00:00
𝐨𝐧𝐥𝐚𝐫 𝐢ç𝐢𝐧 𝐝𝐢𝐥𝐞𝐦𝐞𝐤 𝐮𝐦𝐮𝐭 𝐞𝐭𝐦𝐞𝐤, 𝐮𝐦𝐮𝐭 𝐞𝐭𝐦𝐞𝐤 𝐝𝐞 𝐛𝐞𝐤𝐥𝐞𝐦𝐞𝐤𝐭𝐢. akıl ve tutku, jane austen’ın yazdığı ilk roman. akıl ve tutku arasında psikolojik zıtlık, romanda ana karakter olan elinor ve marianne üzerinden gösteriliyor. bu anlayışa göre elinor “akıl” ile ilişkilendirilip mantık, sorumluluk, başkalarının refahı için endişe ve duygu bastırımı gibi davranışlar sergilerken; marianne “tutku” ile ilişkilendiriliyor ve karşımıza yoğun duygular, dürtüsellik, coşkululuk hali çıkıyor. kitap; birbirinden oldukça farklı iki kız kardeşin aşk hayatı ile aile ilişkilerine odaklanıyor ve eski ingiltere’nin sosyal yaşamı ile gündelik telaşelerine yakından eşlik etmemizi sağlıyor. akıl ve tutku, okurken biteceğini bilmenin burukluğu ile okuduğum bir kitap oldu. austen’ın aralara sıkıştırdığı, özellikle lucy-elinor sahnelerindeki o harika mizahını ve nüktedanlığını okurken çok eğlendim. bir noktadan sonra kitabın içindeymişsiniz gibi hissettiren o detaylar ve karakterlerin gelişimine çok yakından şahit olmak, benim çok büyük bir ilgiyle okumamı sağladı ancak kitabın sonunda gerçekleşen her şey, son elli sayfada yaşandı gibi bir hissiyata kapılmadım da değil. kitabın başlarında akıl ve tutku kavramları, elinor ve marianne üzerinden zıtlıklar ile tasvir edilirken sonlara doğru bu zıtlık ortadan kalkıp bir bütün haline geldi. aklın, tutku üzerinde bir üstünlüğünün olmadığı, aksine birlikte uyum içinde kullanılmasının mutluluk için elzem olduğu vurgulandı. eğer klasik okumayı seviyorsanız, jane austen’ın akıl ve tutku’sunu okumanızı mutlaka tavsiye ediyor ve hepinize akıl ile tutku arasında denge sağladığınız bir hayat diliyorum. okuyacak olanların da en az benim kadar sevmeleri dileğiyle!
1000Kitap
Akıl ve TutkuJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20249,4bin okunma
10/10
·256 syf.··
2022 5. kitabı
her okur için, bir noktada “favori” yazarının kim olduğunu anladığı bir an olur. bu, bir kitap veya sadece bir alıntıyla bile olabilir. belki okuduğunuz şeyin edebi değerini çok yüksek bulduğunuz için, belki yazılanlarla çok özdeşleştiğiniz için, belki de size hissettirdiği şeyler için… nasıl olursa olsun, o an hepimiz için geliyor. ve benim için de, sırça fanus’u aldığımda geldi. kitabı ilk aldığımda, sylvia plath’e dair az da olsa tanıyan birinin sahip olduğu kadar şey biliyordum: karbon monoksit zehirlenmesinden ölmek adına kafasını gazlı bir fırına sokarak intihar etmişti. her on senede bir intihar girişiminde bulunan plath’in, otuz yaşında tekrar intihar girişiminde bulunması ve bu sefer başarılı olması onun bir noktada kaçınılmaz sonuydu. kendisi de lady lazarus şiirinde “i have done it again, one year in every ten.” dizesi ile intihar sürecini kısaca özetliyor. sırça fanus, amerika’nın ilk feminist romanı olarak kabul ediliyor. plath’in eril dünyada bir kadın ve bir anneden önce, bir insan olarak varlık gösterme çabasının yoruculuğu kitaba da yansıyor. kitapta ana karakter esther greenwood’un; üniversite yıllarına, kimlik arayışına, eril düzen ve erkekler ile olan ilişkilerine, intihar girişimlerine ve mental çöküşüne eşlik ediyoruz. senelerce manik depresif bozukluk ile mücadele eden plath, yarı otobiyografik sayılan “sırça fanus” kitabının başlığı ile de sürekli hissettiği kapana kısılmışlık duygusunu metafor olarak kullanıyor. delilik hakkında en mantıklı şekilde nasıl yazılacağını bilişine, ifade edilemeyecek şeyleri ifade ediş şekline ve korkusuz diline hayranlık duyduğum sylvia plath’i tanımak için sırça fanusu mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. okuyacak olanların en az benim kadar sevmeleri dileğiyle!
Edebiyat
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
8/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2022 00:00
hiçbir şeyin nedeni yok. ve insan; bu nedensizlikler ortasında nedeni olmayan bir varlık olduğunun, hiçbir varlığın nedeninin olmadığının bilincine vardığında “bulantı” hissi başlıyor. kitap; roquentin isimli başkahramanın hayata, insana, topluma karşı duyduğu tiksintiyi ve kendisini rahatsız eden içindeki “bulantı” hissini konu alıyor. başlangıçta tüm nesneleri, içi boş nesneler olarak gören roquentin; sonrasında bu nesnelerin birer ‘şey’ olmadığını ve bir insan olarak varlığının, diğer varoluşlardan bir farkının olmadığını keşfediyor. kendi önemsizliğinin onda yarattığı bulantı hissini anlaşılır kılmak için yazdığı günlükler, “varoluş, özden önce gelir.” düşüncesine dayanıyor. sartre’a göre; insan önce varolur, sonra kendi özünü yaratır. kendi özünü yaratırken yaptığı seçimlerinde insan tamamen yalnızdır. bu ise ona derin bir sorumluluk yükler. ki bu duygu, insanda derin bir rahatsızlık yaratır. sartre’ı pek çok farklı senaryoda, pek çok farklı kişiye önerdim. eserlerinin, herkesin içinde uzun süre yankılanan bir iz bıraktığına eminim. bulantı da benim ara ara dönüp altını çizdiğim cümleleri sıklıkla okuduğum ve üzerine düşündüğüm bir kitap. hala sartre ile tanışmadıysanız, varoluşçuluğun edebiyatla buluştuğu bir kitap olan bulantı’yı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. okuyacak olanların en az benim kadar sevmeleri dileğiyle!
Edebiyat
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma