HAYATINI BAŞTAN YAŞAMA ŞANSIN OLSAYDI TERCİHLERİN NASIL OLURDU?
10/10
·370 syf.··
2026 2. kitabı
Hayatını yeniden ve yeniden yaşamak zorunda kalan Jeff Winston'ın hikayesi... Ken Grimwood'un Sil Baştan adlı romanı, zaman yolculuğu temasını yalnızca bilim kurgu unsuru olarak kullanmakla kalmayıp, insan hayatının anlamını, pişmanlıkları ve ikinci şansları sorgulayan derinlikli bir eser olarak öne çıkıyor. Roman, okura "Geçmişe dönme şansın olsaydı neyi değiştirirdin?" sorusunu düşündürürken, zamanın döngüsel yapısı içinde mutluluğun, başarının ve aşkın gerçek değerini de sorgulatıyor. Akıcı anlatımı, güçlü karakter gelişimi ve felsefi alt metniyle Sil Baştan, yalnızca bir zaman yolculuğu romanı değil bence. İnsanın kendisiyle, seçimleriyle ve kaderiyle yüzleşmesini anlatan unutulmaz bir yaşam hikayesi sunuyor. Benim için en kıymetli eserlerden biridir. Sanırım Ken Grimwood'un yeri bende ayrı. Zaman Çarkı eserini de çok beğenmiştim.
Sil BaştanKen Grimwood · Koridor Yayıncılık · 20108,4bin okunma
8/10
·412 syf.··
2026 112. kitabı
Çanakkale savaşına İngiltere'nin tarafından bakmak hiç şüphesiz farklı bir bakış açısı ortaya çıkarıyor. Bir tarafta dünyanın belki de o güne kadar gördüğü en büyük donanma diğer tarafta ise Türklerin şanlı ve kararlı direnişi. Kitap İngilizlerin Çanakkale cephesine savaşı neden taşıdığı, nasıl hazırlandığı gibi bilgileri içeriyor. Bazı İngiliz siyasetçilerin karşı çıkmalarına rağmen Deniz bakanı Winston Churchill'in zorla dayatmasıyla deniz savaşının planları kabul edilmiştir İngilizler kara kuvvetleri olmadan donanmayla Çanakkale'yi geçebileceklerini hayal ediyorlardı sonradan kara kuvvetlerinin desteğinide alarak Çanakkale'yi geçmeyi denediler fakat sonuç tam bir hayal kırıklığıydı ve sonunda başaramayacaklerını anlayınca donanma ve askerlerini geri çekmeye başladılar ve bu geri çekilmeye "şanlı kaçış" adını verdiler.
GeliboluRobin Prior · Akılçelen Yayınları · 201226 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Büyük Birader'i Sevdi
9/10
·328 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 10:44
Nineteen Eighty-Four, totaliter bir devletin mutlak denetimi altında yaşayan Winston Smith'in hikâyesini anlatır. Okyanusya adlı ülkede iktidardaki Parti, insanların yalnızca davranışlarını değil düşüncelerini de kontrol eder; tarih sürekli yeniden yazılır, gerçekler değiştirilir ve herkes Büyük Birader tarafından gözetlenir. Winston bu düzene karşı içten içe başkaldırmaya başlar ve Julia ile yasak bir ilişki yaşar, ancak rejimin baskıcı gücü karşısında özgürlüğü ve gerçeği korumanın ne kadar zor olduğunu acı biçimde öğrenir. Roman; propaganda, sansür, gözetim, düşünce özgürlüğü ve iktidarın birey üzerindeki etkileri gibi temaları işler.
1984George Orwell · Saga Yayıncılık · 2026200,4bin okunma
Hiç böyle hayal etmemiştim.
5/10
·408 syf.··
2026 72. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:42
Biliyorsunuz ki Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu , bayıla bayıla okuduğum iki kitaptı lakin bu kitabı üzülerek söylemeliyim ki hiç sevemedim. Üçüncü kitaba büyük bir beklentiyle başlamış bulundum. Asıl kitaba girmenin heyecanı vardı üzerimde. Sanıyorum ki filmi böyleyse kitabı bal börek... Sanki yazar, kendi kitabını çalmaya çalışıyormuş da çalamamış gibi bir hissiyat yarattı bende. Öncelikle kitabın sıkıntılarını tane tane ele alalım. Yazar, bu hafıza kaybı olayını çok fena eline yüzüne bulaştırmış. ilk, iki kitabında karakterler bu kadar güzel ve derinlemesine işlenmişken; olay örgüsü, yer, mekan, zamanda cabası... hepsini sıfırlamak hangi akla mantığa sığar, işte bunu anlamıyorum. Madem Labirent: Ölüm Emri ve Labirent: Virüs Kodu'nu yazacaktın o vakit neden bize bu üç seriyi okuttun. Şimdi birde bu kronojik okuma karmaşaşı var ortada. Hani orada da kitabı yazılma sırasıyla okursan büsbütün kördüğüm olursun. Bana kalırsa bir yerde tercih yapılmalıydı ve bu tercih kesinlikle ama kesinlikle bizim bildiğimiz üçlemeden ziyade sonradan yazılan "ÖLÜM EMRİ VE VİRÜS KODU'NDAN" yana olmalıydı. Yukarıda bahsettiğim kitapları ya okumayın yada ilk üçlü ve sonrasında Newt'e ne oldu sorusunun cevabını Labirent: Deli Sarayı'nda alıp bu kitabı tadında bırakın. BUNDAN SONRASI SPOİLER; İkinci kitapta aile olan bu grubun birbirine tamemen yabancı olduğu bir kitap düşünün, Thomas'ın zekilerden aptallığa terfi ettiği bir evren. Her şey Teresa ve Chuck'tan ibaret olan bir dünya. Abi ben anlamıyorum. Bu karakterler senin önceliğinse sen arkaadaşların için ne diye labirente girdin? Kaç git. Hafıza kaybından sonra da bu önceliği değişmedi ama bir aptal gibi oraya girmesi ve onlarca insanın ölmesi sonucu kalan tek karakterimiz de Thomas ve Teresa'ydı. Olan minik Chuck'a ve Alby'ye oldu. Beyaz Leke'de de benzer bir durum söz
Labirent: Ölümcül KaçışJames Dashner · Pegasus Yayınları · 201411,7bin okunma
Büyütmek mi ,kaderine Işık olmak mı ?
Puan vermedi·252 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:59
Kitap- Film Bu hikayenin asıl kahramanı benim için Forrest karakterinin annesi . Oğlunun içindeki iyiliği ve potansiyeli gördü, dış etkenlere ve insanların düşüncelerine hiç aldırış etmedi. Herkes oğlunun farklılıklarına odaklanırken, O hem kendi hayatı hem de oğlu için mücadeleyi seçti. Hikaye bana sevgiyle büyüyen bir çocukla sevgisiz ve travmalarla büyüyen bir çocuğun hayatının ne kadar farklı şekillenebileceğini bir kez daha gösterdi. Özellikle Forrest'ın çocukluk aşkı Jenny'nin küçük yaşta mavruz kaldığı cinsel istismar ve bunun ilerleyen yıllarda hayatında açtığı derin yaralar çok etkileyiciydi. Forrest Gump kitabı ile film arasındaki bana göre en önemli fark film karakterlerin duygularına ve insan hikayelerine daha çok odaklandığı için bana daha sıcak ve dokunaklı geldi. Kitap ise Forrest'ın dünyasını farklı bir pencereden görmek isteyenler için kesinlikle değerli. Kısacası, kitabın dili biraz dağınık geldi ,film ise hikayeyi zihinde daha iyi toparlıyor .
Forrest GumpWinston Groom · İnkılap Kitabevi · 1994606 okunma
1984 ~ george orwell
Puan vermedi·352 syf.··
2026 8. kitabı
Herkese merhabaaaa ^^ Çok sevdiğim bir yazar olan George Orwell'ın, 1984 adlı eserinin yorumuyla karşınızdayım. Distopik bir roman olan 1984'ün konusundan kısaca bahsetmek istiyorum: Dünya karanlık bir gelecektedir ve çeşitli savaşlar sonucunda üç ana ülkeye bölünmüştür. Bunlar; Okyanusya, Avrasya ve Doğuasya'dır. Hikayemiz Okyanusya'da geçer. Okyanusya'yı Büyük Birader'in başkanlık ettiği bir parti yönetir ve partinin kuralları acımasızdır. Neredeyse her yerde bir tele-ekran vardır. İnsanlar tele-ekranlarla sürekli olarak gözetlenmektedir. Parti, kendisine koşulsuz itaat edilmesini ister ve insanlara büyük bir baskı kurar. Farklı düşünenler ise düşünce polisleri tarafından yakalanır, işkence görür ve buharlaştırılırlar. Arkadaşlık, dostluk, aşk gibi kavramlar yasaklanmıştır. Keyif alarak kitap okumak bile hoş karşılanmamaktadır. Ayrıca insanlar yüz ifadelerine de dikkat etmek zorundadır. En basit bir mimik bile öldürülmelerine neden olabilir. Kullanılan dilde de sadeleştirilmeye gidilmiştir. Partinin aleyhine olan veya gereksiz görülen bütün kelimeler kaldırılmıştır. Bir olayı açıklamak için basit kelimeler kullanılmaktadır. Ayrıca parti kendi çıkarları için istediği zaman geçmiş hakkında da değişiklikler yapmaktadır. Geçmişle ilgili var olmasını istemedikleri bir bilgi olursa; onunla ilgili haberleri, kitapları, gazeteleri, filmleri, karikatürleri yok edip, o bilgiyi uygun gördükleri başka bir bilgiyle yeniden değiştirmekte ve insanları buna inanmaya zorlamaktadır. Ana karakterimiz Winston Smith işte böyle bir dünyada yaşamaktadır. İçten içe parti karşıtı düşünceleri vardır ve bizler de onun hikayesini okuruz. 1984 gerçekten çok etkilendiğim bir kitap oldu. Bir bölümünde biraz sıkılsam da yine de romanı çok başarılı ve zekice yazılmış buldum. Keyifle okuduğum ve
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma