Başarı, şevkini hiç kaybetmeden bir başarısızlıktan diğerine geçebilme kabiliyetidir. -WINSTON CHURCHILL
Sayfa 432·Kitabı okuyor
4.Bölüm
Aslına bakılırsa Bolluk Bakanlığı'nın rakamlarını yeniden düzenlerken Winston bunun sahtecilik olduğunu bile düşünmemişti. Sadece bir saçmalığı başka bir saçmalıkla değiştiriyordu. Uğraştığınız belgelerin büyük kısmının gerçek dünyayla hiçbir ilgisi yoktu, hatta en kuyruklu yalanı atarken gerçekle kurulan ilişkiyi bile içermiyordu. İstatistikler ilk versiyonda da, düzeltilmiş versiyonda da hayalden ibaretti. Çoğu durumda bunları kafadan uydurmanız bekleniyordu. Örneğin Bolluk Bakanlığı'nın tahminlerine göre o çeyrekte yüz kırk beş milyon çift çizme çıktısı vardı. Gerçek çıktı ise altmış iki milyon olarak verilmişti. Ama Winston tahmini yeniden yazarken rakamı elli yedi milyona indirerek kotanın aşılmış olduğu iddiasına yer açtı. Her halükârda altmış iki milyon rakamı, elli yedi milyondan ya da yüz kırk beş milyondan daha gerçeğe yakın değildi. Büyük ihtimalle tek bir çizme bile üretilmemişti. Hatta daha büyük bir ihtimalle kimse kaç çizme üretildiğini bilmiyor, hatta umursamıyordu. Bilinen tek şey her çeyrekte astronomik sayıda çizmenin kâğıt üzerinde üretildiği ama Okyanusya nüfusunun belki yarısının yalınayak gezdiğiydi, İster küçük olsun, ister büyük, kayıt altına alınan her kalemde durum böyleydi. Her şeyin eriyip gittiği bir gölgeler dünyasında hangi yılda oldukları bile belirsizleşmişti sonunda...
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11.Basım, Eylül 2025·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsanların kendilerine uy­gulanan baskının farkına varma şansı azalır ve başları okşanan hayvanlar gibi, bayağı bir konforun içinde,
1.Kısım, 4.Bölüm
Winston, günlük işleri başladığında telekranın yakınlığının bile ağzından çıkmasını önleyemediği derin, bilinçsiz iç geçirmeyle konuşyazı kendine doğru çekti, ağızlığın üzerindeki tozu üfledi ve gözlüğünü taktı. Sonra da masasının sağ tarafındaki basınçlı borudan düşmüş olan dört minik kâğıt rulosunu çözüp ataşla birbirine tutturdu. Bölmesinin duvarlarında üç delik vardı. Konuşyazın sağ tarafındaki minik bir basınçlı borudan yazılı mesajlar geliyordu, soldaki daha büyük delik gazeteler içindi ve yan duvarda, Winston'ın kolayca uzanabileceği mesafede tel kafes içinde büyük bir dikdörtgen yarık bulunuyordu. Bu sonuncusu atık kâğıt içindi. Binada benzer yarıklardan binlerce, hatta on binlerce bulunuyordu, sadece her odada değil, her koridorda kısa aralıklarla vardı. Nedense bunlara bellek delikleri adı takılmıştı. İnsan bir belgenin imhasının gerektiğini düşünürse, hatta etrafta işe yaramaz bir kâğıt parçası görürse otomatik bir hareketle en yakın bellek deliğinin kapağını kaldırıp içine atıyordu. Buradan kâğıtlar bir sıcak hava akımıyla binanın derinliklerinde bir yerlerde saklı olan devasa fırınlara gidiyordu...
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11.Basım, Eylül 2025·Kitabı okuyor
1.Kısım, 3.Bölüm
Winston rüyasında annesini görüyordu. Annesi kaybolduğunda on ya da on bir yaşında olmalıydı. Şahane sarı saçları olan uzun boylu, endamlı, vakur, hantal ve biraz sessiz bir kadındı annesi. Daha az hatırladığı babası esmer ve inceydi, daima koyu renk tertemiz takım elbiseler giyerdi (Winston babasının ayakkabı tabanlarının çok ince olduğunu özellikle hatırlıyordu), bir de gözlük takardı. Ellilerdeki ilk büyük tasfiyeler sırasında ikisinin de yok edildiği apaçık ortadaydı. Rüyada annesi, kucağında Winston'ın kız kardeşiyle aşağıda, derinlerde bir yerde oturuyordu. Hiç sesi çıkmayan, ama kocaman dikkatli gözleriyle çevreyi kolaçan eden minik, güçsüz bir bebek olması dışında kız kardeşini hiç hatırlamıyordu Winston. İkisi de başını kaldırmış ona bakıyordu. Yeraltında bir yerlerdeydiler -bir kuyunun dibinde ya da çok derin bir mezarda- ama zaten çok aşağıda olan bu yer giderek aşağı doğru uzaklaşıyordu. Batan bir geminin salonunda, kararan suların içinden yukarıya, ona doğru bakıyorlardı. Salonda hâlâ hava vardı, hâlâ onu görüyorlardı ve o da onları görüyordu ama bu arada batmaya devam ediyorlardı, içine gömüldükleri yeşil sular az sonra onları sonsuza dek gözlerden saklayacaktı...
Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11.Basım, Eylül 2025·Kitabı okuyor
1.Kısım, 2.Bölüm
Winston elini kapı koluna uzattığı sırada günlüğü masanın üzerinde açık bıraktığını gördü. Açık sayfanın her yerinde "KAHROLSUN BÜYÜK BİRADER" yazıyordu ve harfler o kadar büyüktü ki odanın diğer ucundan okunabiliyordu. Tasavvur edilemeyecek kadar aptalca bir şey yapmıştı. Ama sonra fark etti ki, tüm paniğine rağmen, mürekkep ıslakken defteri kapatarak o pürüzsüz, kremsi kâğıdı kirletmek istememişti. Derin bir nefes alıp kapıyı açtı. O anda ılık bir rahatlama dalgası dolaştı bedeninde. Renksiz, ezik görünüşlü, tel tel saçlı ve kırışık yüzlü bir kadın duruyordu dışarıda. "Şey, yoldaş," dedi kadın kasvetli, neredeyse sızlanan bir sesle, "geldiğini duyar gibi oldum. Acaba bizim mutfak lavabosuna bir göz atman mümkün olur mu? Tıkanmış da..." Gelen Bayan Parsons'tı: Aynı kattaki bir komşusunun karısı. ("Bayan" sözcüğüne Parti'de biraz soğuk bakılıyordu -herkese "yoldaş” demeniz bekleniyordu- ama bazı kadınlara hitap ederken insan bu sözcüğü içgüdüsel olarak kullanıyordu.) Kadın otuzlu yaşlarındaydı ama çok daha yaşlı görünüyordu. İnsan onun yüzündeki kırışıklıklara toz dolduğu izlenimine kapılıyordu. Winston koridorda onu takip etti. Bu amatörce tamir işleri neredeyse her gün çıkan bir rahatsızlık kaynağıydı. Zafer Konakları eski binalardı, 1930'lar civarında yapılmışlardı ve artık dökülüyorlardı...
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11.Basım, Eylül 2025·Kitabı okuyor