bir bana bakıyorlar, bir kucağımdaki bebeğe.
“herhalde aç bunlar,” diye üzülüyorlar. herhalde açız, evet. “herhalde işsiz kaldı adam,” diyorlar. işsiz kaldım, evet. “herhalde bebeğin annesi kaçtı gitti,” diyorlar. annesi kaçtı gitti, evet.
avcuma para bırakıyorlar. üç lira, beş lira. bize çok acıyorlar. üç dakika. beş dakika.
“biz hayatlarımız bize ait zannediyoruz ya, büyük yanılıyoruz musa. ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil.”
ne istersek yaparız ve istemediğimiz hiçbir şeyi de yapmayız. kimsenin umrunda değiliz, bizden bir şey bekleyen yok, hiçiz ve bu sayede de hepiz. o kadar kimsesiz ve o kadar özgürüz.
“şiirin aşkı yok etme yeteneğini ilk kim keşfetti merak ediyorum doğrusu!”
“şiiri hep aşkın gıdası olarak düşünürdüm.”
“sağlıklı, güçlü, iyi bir aşk için doğru olabilir. zaten güçlü olan bir şeye her şey iyi gelir. ama eğer zayıf, zılıf, cılız bir eğilimse tatlı bir sone açlıktan öldürür onu.”