lâl

ne garip, değil mi? artık sana ait olmayan bir şeye özlem duymak ne kadar da kolay.
Sayfa 293
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
lanet olsun ki şu an göğsünün ortasında kocaman, karanlık bir boşluktan başka bir şey hissedemiyordu. sadece rory’nin doldurabileceği bir boşluktu bu. sadece rory’nin sarılmasıyla dolacak bir boşluk.
Sayfa 281
bundan nefret ediyorum ama kalbimde senin için her zaman kocaman bir yer olacak, söz veriyorum. hoşça kal, rory.
Sayfa 281
kendi kendine mutlu olacağına söz verdi. ama derinlerde bir yerde, bacakları suya kapılmış sürükleniyordu adeta. su yükseliyordu, yükseliyordu, yükseliyordu. artık başını suyun üstünde tutmakta zorlanıyordu. can simidi -kelimenin tam anlamıyla- ondan uzaklaşıyordu. bu şekilde nasıl hayatta kalacaktı?
Sayfa 251
lisedeyken çok yakın bir arkadaşını intihar sebebiyle kaybetmişti. haberi aldığında cenazede kısa bir süre ağlamıştı. ama ondan sonra bir daha asla gözyaşı dökmemişti. sadece onun artık doğru yerde olduğuna inanıyorum, demişti kendi kendine. artık acı çekmediğine. aslında yalan söylemiyordu ama asıl gerçeği de söylemiyordu. asıl gerçek, adelaide’ın böyle acıları en derinlerine gömdüğüydi; neredeyse hissedemeyeceği kadar derinlere.
Sayfa 242