mete

mete
@wisshbone

mete

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.··
2021 20. kitabı
Nabizade Nazım
6.2/10 · 11,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·152 syf.··
2021 19. kitabı
Sindirmesi zor, etkileyici bir anlatı... Türkiye edebiyatında özellikle 1970 sonrasında kendine yer bulabilmiş ve sonrasında da bir ekol olarak devam eden Feminist, insan haklarını savunan kadın yazarlardan biri olan Pınar Kür’ün üzerinde en çok konuşulan romanı “Asılacak Kadın” varlıklı bir yalı sahibinin öldürülmesi sonucu kurulan mahkemeye odaklanıyor. Kitabın üç baş kişisi olan Yargıç Faik İrfan Elverir, sanıklar Melek ve Yalçın. Üç bölümden oluşan romanda yargıç ve Melek’in kısımları bilinç akışıyla, Yalçın’ınki ise bir anlatı şeklinde kurgulanmış. Pınar Kür’ün 15 sene çalıştığını belirttiği eserde bu emeğin farkına kolayca varılıyor. İlk bölümde Kendisine uzak bir karakter olan mahafazakar bir yargıcın çocukluk döneminden itibaren duygularını, düşüncelerini yansıtışı adeta faik irfan’ın bilinç altındaki kapıları tek tek açıp geziyoruz gibi. Çok başarılı geriye dönüş örnekleri olan da kısım daha en baştan çok sarsıcı. Kitabın beni en çok etkileyen bölümü olan Melek’in bölümüyse okurken çok zorlandığım ve günlerce düşünmeden edemediğim tecavüz anını, sonrasında tecavüz düzenli hale geldikten sonra kadının duyarsızlaşmasını ve kadının objeleşme durumunu uzun süre hafızalardan çıkmayacak bir şeffaflıkla ortaya koyuyor. Gerçek hayatta yaşanmış bir olaydan alınmış olması da herhalde insanı daha da etkileyen bir neden. Yalçın karakteri oluşumunda Pınar Kür’ün kendi çocuğuyla da benzer yanlarının olduğu (Galatasaray Lisesine gitmesi, idealist bir genç olması...) hayatı, aşkı anlamlandırmaya çalışan bir gencin portresini çiziyor. Bir anlatı kıvamında olan kısım hikayeyi daha da anlamlandırmaya yarıyor ve ahlaksal çatışmaların içine bizi de sürüklüyor. Gerçekçiliği daha da arttırmak için ya da gerçek bir olaydan kurgulanmış bir roman olduğu için
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Puan vermedi·174 syf.··
2021 18. kitabı
Hayal Etmenin Zamanı Yoktur Zaman denince akla gelen ilk kitap kendi açımdan Saatleri Ayarlama Enstitüsü olsa da bundan sonra aklıma iki kitap gelecek. Vişnenin Cinsiyeti. Ön sözünden Jeanette Winterson’ın ne kadar özgün bir isim olduğunun sinyallerini veren eserde farklı bir anlatı okuyacağınızın da mesajını almak mümkün. İç monolog, bilinç akışı gibi modern anlatı tekniklerinin benzersiz bir kurguyla kullanıldığı eserde baş karakter olarak iki kişi bulunuyor. Bir ananasın hikayesinin anlatıldığı Jordan adında bir erkek çocuğu ve onu bir denizin kıyısında bulan Köpekli Kadın. Edebi olarak çok yüksek beklentilerle okunmaması gereken eserde felsefi bir okuma deneyimi yaşamak daha verimli olacaktır. Bolca metafora sahip olmasına rağmen yazarın bu metaforlara fikirlerini yedirmesi zorlama değil de yerinde kullanılmış hissettiriyor. İlk sayfadan zihinde bir yolculuk bileti vaadi sunan eser son sayfaya kadar da bu vaadi karşılıyor. Masalsı anlatımı hayal gücünü harekete geçiriyor ve kitaba başlandığında elden bırakmak bir hayli zor oluyor. Eseri, Gözlerini kapatıp düşlere dalmak yerine gözleri açıp hayallerde kaybolmak isteyen herkese öneririm. Winterson’ın da söylediği gibi okumak, okumamaktan daha çok zaman kazandırır diyip incelemeyi bitiriyorum.
Vişnenin CinsiyetiJeanette Winterson · Sel Yayınları · 20192,195 okunma
Puan vermedi·111 syf.··
2021 17. kitabı
Şayet 50.000 yahudi öldürülür ve ben kalırsam, bu kısmi tasfiyedir. Ama ben öldürülürsem, işte o zaman toptan tasfiye oldu demektir. Getto, Joshua Sobol isimli İsrailli Yahudi bir tiyatro yazarının kaleminden çıkan çok katmanlı bir tiyatro oyunu. Ana olarak bir Nazi-Yahudi çatışması gibi görünse de çok daha derinlikli bir hikaye. Aslında bu durum daha kitabın ön sözünden sezdiriliyor. Yazar kendi iç sesiyle ropörtaj yapıyor ve tiyatrodaki karakterlerin biri de aslında sürekli iç sesiyle konuşuyor ve bunu kukla ismi üzerinden gerçekleştiriyor. 2. Dünya Savaşı’nda Litvanya’da bir getto’da gerçekten yaşanmış bir tiyatroyu içinden barındıran eser aynı zamanda kendi de bir getto tiyatrosu. 2. Dünya Savaşı hakkında yazılan, çizilen, çekilen her şeyin yanında çok özgün bir yeri var çünkü yahudileri bu kadar suçlayan bir 2. dünya savaşı kesiti ile ben daha karşılaşmamıştım. Yetkili Yahudilerin çıkarları için nasıl Alman yanlısı olabildiğini defalarca anlatan adeta dikte eden eserde bazı kısımlarda Yahudi soykırımında da yahudilerin etkisinden bahsediliyor. Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki arabadaki insanlara benzer bir tıp hukuk din işlerinden en üstün kişilerin bir insanın yaşamı kesilirse daha çok insanın yaşamı kurtarılabilir konusundaki etik tartışmaları kitabın en etkilendiğim kısmı. “Öbür hastaların hayatını uzatmak için, ümitsiz hastalara verdiğim ilacı kesmeye, ahlaki açıdan hakkım olup olmadığını bilmek istiyorum.” Modern anlatıda tiyatro metni okumayı seven veya denemek isteyen, İkinci dünya savaşına ilgi duyan herkes için uygun bir kitap olsa da baskısı olmayan bir kitap ve ulaşması zor. Bir şekilde temin edilirse okunmasını öneririm.
GettoJoshua Sobol · Can Yayınları · 200021 okunma