Tepelerinde kutup ışıklarının soğuk soğuk parladığı veya yıldızların buz danslarını yaptığı ve toprağın, kardan örtüsü altında hissiz ve donmuş yattığı bir yerde haskilerin şarkısı, hayatın bu donmuşluğuna meydan okuma gibi görülebilirdi belki; ama aslında alçak perdelerden, uzun feryatlarla ve iç çekişlerle söylendiği için daha çok hayatın yakarışı, varoluşun ıstırabının dile gelişiydi.