Kamu Spotu: Bu inceleme spoiler içermemektedir.
İskender Pala’nın, tarih ve kurgunun muhteşem bir senzeti olarak yazmış olduğu Katre-i Matem, yazarın ikinci romanıdır. Yazarımız, Osmanlı İmparatorluğu’nun en ilginç dönemlerinden biri olan Lale Devri dönemini anlatırken nadide bir eser sunmuş bize; kitap olay örgüsüyle her bölüm sonunda bana ‘ay noluyo noluyo’ dedirterek merakımı her daim diri tuttu, bu açıdan Katre-i Matem benim için bitmesine üzüldüğüm bir kitap oldu.
Yazarın okuduğum ilk romanı olan ve ‘Matem Damlası’ anlamına gelen bu kitap; üslup açısından sade bir dile sahip akıcı bir romandır, bununla birlikte yer yer Arapça ve Farsça kelimelerle zenginleştirilmiştir, hakim bakış açısıyla yazılmış olan bu aşk romanını okurken kitabı elimden hiç bırakmak istemedim. Ayrıca satır aralarına serpiştirilmiş güzide beyitler, eski bir kitap geleneğimiz olan derkenar yöntemiyle bölüm sonlarına eklenen Doğu’nun mistik tarzdaki hikayeleri ve sayfaların gravür sanatıyla süslenmesi kitaba güzel bir hava katarak okuma zevkimi daha da arttırdı.
Kitap yapı olarak sırasıyla sunuş, girizgah, serim-düğüm-çözüm olmak üzere üç bölüm ve hatimeden oluşmaktadır: Sunuş bölümünde müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikayesi okuyucuya sunulmaktadır. Girizgâh bölümünde müzayededen alınan kitabın yazarının, kitabı yazıp yazmamaktaki kararsızlığı anlatılmaktadır. Serim, düğüm ve çözüm bölümlerinde ise okuyucu; aşklara, dostluklara, cinayetlere, sırlara, entrikalara şahit olacağı bir serüvene adım atmaktadır. Hatime bölümünde ise yazarımız roman karakterlerinin son durumları hakkında bize bilgi vererek eseri maalesef sonlandırmıştır.
Kitabın ana kurgusunun bulunduğu serim, düğüm ve çözüm bölümlerinde İskender Pala, bizi Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri dönemindeki İstanbul’unda
Bilmediklerimi ayağımın altına koysam başım göğe değerdi. Unutma, cehaletten daha dermansız dert yoktur! Gerçi bilgiye hâkim olmak mutluluktan çok elem, sevinçten çok keder verir ama insan da öğrenerek çoğalır.