Özlem

9/10
·272 syf.·
2026 18. kitabı
Malma İstasyonu mu, Hayatta Kalanlar mı derken Alex Schulman'la son kitabı 17 Haziran'ı okuyarak tanıştım. Ne güzel bir tanışma oldu. Schulman 17 Haziran için en otobiyografik kitabım diyor. Fakat söylemese de bunun 'içeriden' gelen bir hikaye olduğu o kadar belli ki. Yaşamının zor günlerini geçiren bir öğretmen Vidar. Tam da o dönemde ailesinden kalan kolilerin içinde, çocukluğunun bir dönemini geçirdiği yazlık evlerinin telefon numarasını buluyor. Karşı koyamayarak numarayı tuşluyor ve biz böylece Vidar'la birlikte, 17 Haziran 1986'nın izini sürmeye başlıyoruz. Kitap boyunca yazarın okura sorduğu soru şu: Çocukluğunuzla konuşabilseydiniz ona söylerdiniz? Geçmişi hep biraz sisli hatırlarız, çocukluğumuzun bugünümüz üzerindeki şekillendirici etkisini belki görmezden geliriz. Fakat işte Vidar o puslu geçmişin peşine düşüyor, yüzleşiyor geçmişiyle. Düşünün telefonun diğer ucunda 8 yaşındaki haliniz var ve korku dolu. Vidar'ın aslında kendisi olan, telefonun diğer ucundaki 8 yaşındaki çocuk Vidar'ı teselli etme çabası çok içten, çok gerçek, çok tanıdıktı. Hafıza, anılar, aile, geçmiş, çocukluk, geçmişin bugünümüzü nasıl şekillendirdiği, travmalar ve korku. Korku diyorum çünkü kavga dolu bir evde büyüyen bir çocuktu Vidar ve bunun insanın bütün bir yaşamına mal olan etkisini yaşayan bilir. Birbirini sevmeyen ebeveynlerle duygusal destekten yoksun olarak olarak büyümenin, büyümeye çalışmanın etkisini çok, çok iyi verilmişti romanda. Hem de son derece sade bir dil kullanarak. Merakımı da sürekli kamçıladı roman, duygudan duyguya sürükledi beni. Çok çok sevdim Alex Schulman'ı ve 17 Haziran'ı.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 2026906 okunma
Göksu isimli okura yanıt verildi
Özlem
Violeta da çok güzel 17 Haziran da iyi yapmışsınız. 😊
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·392 syf.··
2025 34. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2025 13:36
iki dünya savaşı arasında sıkışmış bir insanın büyüme sürecinden başlayarak yaşadığı şehirler ekseninde eşsiz üslubuyla kaleme aldığı kitabını büyük bir hayranlıkla okudum… 2025 yılında okuduğum en güzel kitap olan #birbujuvanınitirafları iki ciltten oluşuyor;birinci ciltte yazar kendi otobiyografisinden yola çıkarak o dönemin ev,aile,insan ilişkilerini betimleyerek 7 yaşından 14 yaşına kadar olan bedensel ve ruhsal gelişimini okuyucuyu sıkmadan dengeli bir şekilde anlatır bu bölüm birinci dünya savaşının çıkması ile biter… İkinci ciltte 20’li yaşlarda olan yazar Berlin’deki yaşantısını anlatırken o döneminin şartları içinde varolan şehre okuyucuyu taşırken yine kendi içsel yolculuğunu ve gençlik deneyimlerini sohbet havasında okuyana aktarır… Beni en çok etkileyen bölüm yazarın eşi Lola ile üç haftalığına gelip 6 yıl kaldığı Paris yılları oldu… Bu bölümde okuyucunun karşısına fakir,pis,varoş,dolabı dahi olmayan Paris otelleri çıkıyor…Lola’nın hastalanması,yazarın hem parasız hem çaresiz olması,Avrupa’nın içinde taşralı hissetmesi ve bunları anlatırken eşsiz üslubundan taviz vermeden samimiyeti elden bırakmaması nefisti… Son bölüm Budapeşte ile bitiyor…Gittiği her yerde kendini yalnız hissedip “Kaçma”güdüsünü yaşayan yazar memleketinin sıcaklığını son durakta hissetse dahi içindeki “özgürlük”hissiyatını bir türlü yaşayamamanın acısını da hissederek kitabını noktalar… Bir başyapıt olan #birbujuvanınitirafları ile yazara olan hayranlığım iki katına çıkıp bir otobiyografi ancak kurgu tadında bu kadar güzel yazılabilirdi diye düşünerek kitabı bitirdim… Okuyanı aristokrat bir ailenin düzeninden geçirip Avrupa’nın popüler başkentlerinin görünmeyen yüzlerini anlatırken bir yazarın hayatta varolma sürecini samimi,nezih ve eşsiz bir tarzda anlatan bu çok güzel kitabı tüm
Edebiyat
Bir Burjuvanın İtiraflarıSándor Márai · Can Yayınları · 2010140 okunma
Özlem
Baskısı yok diye biliyorum.
10/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2023 02:15
Kitap tek kelimeyle şahane,Kesinlikle filminin de yapılması gerektiğini düşünüyorum . Yazarın içten,sıcacık bir kalemle ele aldığı yaşadıklarını okudukça etkilenmemek mümkün değil.Okuyun, Okutturun Kitabın yazarının Türk ,eserin orjinalinin ingilizce olması beni en çok şaşırtan nokta oldu.Türk yaşamını Türk'ün ağzından İngilizce olarak dünyaya sunan ilk edebi eserlerden olması da çok gurur verici.Kitabı Türkceye tercüme eden Arın Bayraktaroglu'nun yazar hakkında yazdıklarının bir kısmını burada paylaşmak isterim: "İrfan Orga orduda görevli iken, bir yabancı ile evlendi diye Milli Savunma Bakanlığı adına Hazine Dairesi'nin, Ankara Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtığı dava sonucu, 12 Eylül 1949'da 45.000 TL cezaya çarptırılıyor. Bu parayı ödeyecek gücü olmadığı için de Türkiye'den ayrılıyor. Yüksek Temyiz Mahkemesi'ne 22 Ağustos 1956'da, Londra'dan yaptığı başvuru ile bu kararı değiştirmeye uğraşıyor. Ayrıca, zamanın cumhurbaşkanı Celal Bayar da dahil olmak üzere, Türkiye'de çeşitli kişilere bu konuda sayısız mektup postalıyor.İrfan Orga memleketine dönmek için son nefesine kadar mücadele vermiştir.Örneğin, 10 Haziran 1960'ta, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Korgeneral Seyfi Turagay'a hitaben kaleme aldığı mektupta İrfan Orga şunları yazmaktadır: Kanaatımca ben borçlarımı (Türkiye için yaptığım yayınlarla) yüzlerce defa ödemiş sayılabilirim. Yalnız bunu mes'ul makamlara aksettirecek durumda değilim ve onun içindir ki sizin yüksek yardımınızı rica ediyorum ve beni kurtarmanız için size yalvarıyorum. Bütün düşüncemiz serbest bir insan olarak memlekete dönmek ve memleket için memlekette çalışmaktır. Memlekete hasretim ve bunun için hastayım. Bu arzumun bir gün yerine gelebilmesi ümidiyle hálá Türk tabiyetini muhafaza etmekteyim. 23 Haziran 1960'ta "Milli Komite
Bir Türk Ailesinin Öyküsüİrfan Orga · Everest Yayınları · 20181,013 okunma
Özlem
Şu an okumaktayım ve çok beğendim. İncelemelere bakarken gördüm yorumunuzu. Gerçekten çok güzel bir eser.
Tante Rosa bir kapı dışarı atılma'dır
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2022 132. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2022 00:00
Ben ne okudum, neler okuyordum ve bu nasıl bir sondu arkadaşlar! Bu kitapta, anlam bulamamış veya hala anlam arayışı içinde olan ya da kafasında bazı anlamlar yükleyen okurlara bu incelememi paylaşmak istiyorum. Neden istiyorum bilmiyorum. :) kitabı kapatınca zihnimin içinde "ince elenmeye hak kazanılmıştır." diye bir yazı canlandığından belki de. Belki de üzülmekten, belki de Tante Rosa gibi hissetmekten. 1. Sevgi Soysal ve dönemin edebiyatı: O dönemde Cumhuriyet'in edebiyatında en önemli temalar köy hayatı ve toplumsal gerçekçilikti. 60'lı yıllarda Adalet Ağaoğlu, Sevim Burak, Füruzan gibi isimlerle beraber Sevgi Soysal gibi kadın yazarlar; kent yaşamının sorunlarını, varoluşsal bunalımlar gibi içedönük temaları günlük hayata taşıma anlamında çok büyük rol oynadılar. Bu yazarlar gibi Sevgi Soysal da en verimli eserlerini 70'li ve daha sonraki yıllarda verdi. Sevgi Soysal, yazar olarak ilerlerken bir yandan da askeri yönetimle sorunlar, gözaltı durumları, sorgu, hapis gibi akla gelecek her şeyi yaşadı. Zaten Sevgi Soysal gibi insanlar hep sorun yaşamışlardır yönetimle. Murat Belge Sevgi Soysal'ın ölümü ile ilgili şöyle der: "Hayatta en kesin şey ve galiba tek kesin şey ölüm. Sevgi'nin karşısına çok erken çıktı. Sevgi bunu da büyütmeden, başkalarının hayatını zorlaştırmadan, alabileceği bütün yükleri kendi üstüne alarak, her işini efendice yaptığı gibi, efendice göğüsledi. Bu erken ölümün trajikliğini biz geri kalanlara hissettirmemek için elinden geleni yaptı. Ama onun böyle yapması da bu trajikliği ortadan kaldırmıyor." 2. Tante Rosa Sevgi'nin, Rosa karakteriyle yoğun bir bağ kurduğu, bu karakter üzerinden kendi izlerini okuyucuya on dört kısa hikayeyle sunduğu bu kitabı çoğumuzun belleğini yakan durumlara sebep oldu. Fakat şöyle de bir durum var ki varoluşsal
Edebiyat
Tante RosaSevgi Soysal · İletişim Yayınları · 20195,3bin okunma
Özlem
1992 ' de Seni Seviyorum Rosa adıyla sinemaya uyarlanmış. Sumru Yavrucuk Halil Ergün gibi sanatçılar rol almış. Ben filmi izlemedim ama kitap unutulmazlarim arasına girdi.