İnsanlar ölümlülüğün bilinciyle yaşama bakımından eşsizdir, der Schopenhauer. Sadece insanlar günün birinde erecekleri “hiçliğin [das Nichts]” ışığında yaşarlar ki bu hiçliğin (bilhassa Hıristiyanlık sonrası çağda) “mutlak” ya da “boş” olmasından da şüphe ederler. Ölüm korkusu doğuştan gelir ve evrenseldir, biyolojik olarak programlanmış “yaşama istencimizin” öbür yüzüdür sadece. Ölümün son olmamasının teminatı her büyük dinin asıl merkezinde yatar: Hiçbir din ölümsüzlük öğretisi olmadan dünya dini statüsüne ulaşamamıştır.
Sayfa 131 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Schopenhauer