İnsan sever de, hayatında kaç kez gerçekten sevilir?
10/10
·168 syf.··
2026 40. kitabı
Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna adlı romanını okurken bunun yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını düşündüm. Bana göre bu kitap, anlaşılmadan yaşamanın, duygularını içinde saklamanın ve insanın hayatına dokunan bazı kişilerin etkisinin yıllar geçse de silinmemesinin hikâyesidir. Raif Efendi, çevresindeki insanların sıradan ve silik gördüğü bir karakterdir. Ancak onun iç dünyasına girdikçe, sessizliğinin güçsüzlükten değil, yaşadığı derin hayal kırıklıklarından kaynaklandığını anlarız. İnsanların çoğu birbirini dış görünüşüyle değerlendirirken, yazar bize görünmeyen hayatların da ne kadar büyük acılar ve duygular taşıyabileceğini gösterir. Maria Puder ile Raif Efendi arasındaki ilişki beni en çok etkileyen noktalardan biri oldu. Çünkü bu ilişki, alışılmış aşk hikâyelerinden farklıdır. Birbirlerini değiştirmeye çalışmadan, oldukları gibi kabul etmeleri sevginin en saf hâlini düşündürüyor. Ancak hayat bazen insanın en değerli gördüğü şeyleri elinden alabiliyor. Kitap da tam olarak bu gerçekle yüzleştiriyor bizi. Roman boyunca aklımdan şu düşünce geçip durdu: İnsan bazen bir kişiyi değil, o kişinin yanında hissettiği hâlini özler. Belki de bazı insanlar hayatımıza uzun süre kalmak için değil, bize kendimizi göstermek için girerler. Kitabı bitirdiğimde geriye büyük bir aşkın romantikliğinden çok, geç kalmışlık hissi kaldı. Söylenemeyen sözler, paylaşılamayan duygular ve yanlış zamanda yaşanan karşılaşmalar… Sabahattin Ali, insanın kalbinde yıllarca sessizce taşınabilecek duygular olduğunu çok sade ama etkileyici bir şekilde anlatıyor. Kısacası Kürk Mantolu Madonna, aşkı anlatırken aslında insanın anlaşılma ihtiyacını, yalnızlığını ve hayat boyunca peşinden taşıdığı özlemleri anlatan unutulmaz bir roman. Okuyana şu soruyu bırakarak bitiyor gibi geliyor bana: İnsan
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,2bin okunma
İnsan kendinden nereye kadar kaçar, kime sığınır?
9/10
·256 syf.··
2026 42. kitabı
Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan romanı, bana göre insanın kendi zayıflıklarıyla yüzleşmesini anlatan etkileyici bir eser. Kitabı okurken asıl şeytanın dışımızda değil, sorumluluk almaktan kaçan yanımızda olduğunu düşündüm. Romanın başkahramanı Ömer, yaptığı hataların sebebini sürekli dış etkenlerde arayan bir karakterdir. Oysa yaşadığı birçok sorunun temelinde kararsızlığı ve iradesizliği vardır. Bu nedenle kitap boyunca insanın kendinden kaçmasının mümkün olup olmadığını sorguladım. Macide ise iyi niyeti ve samimiyetiyle dikkat çekiyor. Ancak roman, sevginin tek başına bir insanı değiştirmeye yetmediğini de gösteriyor. Birini sevmek, onun eksiklerini ortadan kaldırmıyor; bazen sadece onları daha görünür hâle getiriyor. Sabahattin Ali, bu eserinde insanın en büyük mücadelesinin dış dünyayla değil, kendi iç dünyasıyla olduğunu anlatıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu düşünce kaldı: İnsan bazen yenildiği şeytanı kendi içinde büyütür ve sonra onu bahane olarak kullanır. Bu yönüyle İçimizdeki Şeytan, yalnızca bir roman değil, insanın kendine tuttuğu bir ayna gibidir.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Unutmak mı, alışmak mı?
Puan vermedi·224 syf.·
2026 19. kitabı
Aşkımız Eski Bir Roman”, sadece bir aşk hikâyesi değil; zaman geçse de bazı duyguların neden eskimediğini anlatan bir kitaptı. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: İnsan gerçekten birini unutuyor mu, yoksa sadece onun yokluğuna alışıyor mu? Yazar, aşkı abartılı cümlelerle değil; özlem, pişmanlık ve yarım kalmışlık duygusuyla anlatmış. Karakterlerin yaşadıkları yer yer insana kendi geçmişini hatırlatıyor. Özellikle bazı bölümlerde, bir zamanlar çok değer verdiğiniz bir insanın aniden aklınıza düşmesi gibi bir his bıraktı bende. Dili oldukça akıcı, sizi yormuyor ve hikâyenin duygusunu hissettiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, bazı aşkların bitse bile insanın içinde eski bir roman gibi yaşamaya devam ettiği oldu. Bana göre duygulara dokunmayı başaran, sakin ama etkisi uzun süren kitaplardan biri…
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma
8/10
·112 syf.··
2026 64. kitabı
Georges Perec, Uyuyan Adam’da zihnimizin en kuytu, en korumasız köşesine sızıp bizi kendimizle baş başa bırakıyor. Yirmi beş yaşında bir gencin, bir sabah aniden yataktan çıkmayı, sınavlarına girmeyi, arkadaşlarıyla buluşmayı, kısacası "yaşamayı" reddetmesiyle başlayan o durağan süreç, sayfalar ilerledikçe içinizde bir yerleri bir sızlama ile dolduruyor. Bu vazgeçiş sıradan bir tembellik ya da geçici bir moral bozukluğu değil; insanın dış dünyaya, o bitmek bilmeyen "başarma ve var olma" zorunluluğuna karşı verdiği radikal, sessiz ve bir o kadar da yıkıcı bir protesto. Kitabın o mesafeli ama bir o kadar da içimize işleyen "sen" dili, sanki aynadaki kendi aksimiz bize fısıldıyormuş gibi bir his yaratıyor. Karakterin odasındaki eşyaları, sokaktaki insanları veya zamanın akışını hiçbir anlam yüklemeden, sadece birer nesne gibi izlemesi, modern hayatın üzerimize yıktığı rollerden kaçarken aslında kendi benliğimize ne kadar yabancılaşabileceğimizi gösteriyor. Perec, her şeyden elini eteğini çekip mutlak bir kayıtsızlığın arkasına saklanmaya çalışan bir insanın içsel çözülmesini o kadar çıplak anlatmış ki, zihnimizdeki o "dünyayı durdurup inecek bir yer bulma" illüzyonunu bir çırpıda darmadağın ediyor. En sarsıcı olanı ise, bunca eylemsizliğin ve yalnızlığın sonunda gelen o acımasız farkındalık: Dünyadan tamamen kaçmanın da bir çıkış yolu olmadığını, yalnızlığın hiçbir şeyi iyileştirmediğini anladığınız o an, insanın göğsüne ağır bir taş oturuyor. İnsan doğasının o en karanlık, en yalıtılmış dehlizlerinde dolaşan ve bittiğinde sizi kendi odanızın sessizliğiyle baş başa bırakan, sarsıcı bir iç döküm bu.
1000Kitap
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
9/10
·303 syf.··
2026 302. kitabı
Kitabı beğenmeyenler muhtemelen kendini tekrarladığını düşündüğü için ve bir aksiyon olmadığı için beğenmediler. Aksine ben olayların yavaş gelişmesini çok sevdim. Kıskançlığı çok iyi anlatmış. Okurken Junie ile çok iyi empati yapıyorsunuz. Bayıldım. Son kısımda (hayalet kısmında) dedim ki kadın kafayı yedi. Meğersem hayalet en başta gördüğümüz Candice mış. Baya beğendim tek üzüldüğüm yer liseli çocukları zorbalaması oldu.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Korku Cezadan Ağırdır
10/10
·104 syf.··
2026 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 22:19
Ben bu kadar güzel bir kitap beklemiyordum... İncelemeye başlama şekillerim çok komik benim ya.Ama bakın gerçekten aklıma hiçbir şey gelmiyor.Neyse kitaba geçelim. Kitabımız Bayan Irene'nin mükemmel bir Hayatı ve eşi olmasına rağmen yaptığı sevgilisinin bir kadın tarafından öğrenilmesiyle başlıyor.Bu kadın(kitapta adı geçmedi kadının)ana karakterimize öğrendiği bilgiyle şantaj yapmaya başlıyor.Irene de yakalanmanın verdiği korkuyla şantajcının isteklerini yerine getiriyor.Kitap boyunca Irene'nin kocasına yakalanmaktan duyduğu korkuyu okuyoruz aslında. Hayatımda okuduğum en iyi yüz sayfaydı.İncelemelerimi okuyorsanız bilirsiniz ki benim için duygu betimlemesi çok önemlidir.Ve ben yüz sayfa boyunca bunu okumaktan oldukça keyif aldım.Gerçekten de o korkuyu hissedebiliyorsunuz.Ve hiç sıkılmıyorsunuz.Her şeyden sıkılan ben bile sıkılmadım bu kitabı okumaktan. Ayrıca bu kitap benim ilk Zweig kitabım.Yazım dili çok hoşuma gitti.Diğer klasiklerdeki o gereksiz dış mekan betimlemesi yok,-Evet bundan para alıyorlardı ama bu sıkılmadığım anlamına gelmez.-hatta öyle ki etrafta ne olduğunu falan da bilmiyorsunuz.Her şey hayal gücünüze bağlı. Bu kitap yılın favori kitaplarına belki girmez ama bu ay okuyup da keyif aldığım tek kitap herhalde.Şaka abarttım biraz.Kesinlikle tavsiyemdir,özellikle üstüne dusunmelik bir kitap ariyorsaniz tam size göre.
KorkuStefan Zweig · Parodi Yayınları · 2018124,9bin okunma