📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hristiyanlar uzun süredir, gerek fiziksel evrenin gerekse dünya üzerindeki her canlının uyumlu yapısının, bir yararıcının dahiyane tasarımını yansıttığını ve böylece de sevdikleri bir Tanrı karakterinin varlığına kanıt oluşturduğunu düşünüyordu. Türlerin Kökeni kitabının ABD’deki ilk tanıtımlarını yürüten Gray, Darwin’e kitanın teolojik yaklaşımını sorduğunda, Darwin “Ateistçe yazmak gibi bir niyetim yoktu,” yanıtını veriyordu. “Fakat her şeyi başkaları gibi düz göremiyorum. Sonuçta istediğim, herkesin iyiliğini göz önünde bulundurmak. Bence dünya çok fazla ıstırapla dolu ve evreni, iyiliksever ve her şeye gücü yeten bir Tanrı’nın, su sineklerini tırtılların canlı bedenlerinden beslenmeleri ya da bir kediyi farelerle oynaması için tasarlayarak yaratmış olabileceği fikri bana yeterince ikna edici gelmiyor.” Bazı muhafazakar tanrıbilimciler ve dindar bilim adamları bunun, Darwinizm’in Hristiyan dünya görüşü ile nihai hesaplaşması olduğunu düşünmeye başladılar: Olumluya doğru değişim rastlantısal ve doğal ayıklanma acımasızdı. Eğer doğa, yaratıcının karakterini yansıtıyorsa, o zaman, Darwinci dünyanın tanrısı da rastlantısal ve acımasızca davranıyordu. Darwin böyle bir Tanrı’yı kabullenemedi ve bir agnostik (bilinemezci) oldu.
Hem ahlaki özgürlük hem de siyasi özgürlük şu dünyada değeri olan her şey gibi yoğun bir mücadeleyle elde edilmeli ve durmaksızın savunulmalıdır. Bu özgürlük güçlülerin, beceriklilerin, azimlilerin ödülüdür. Hiç kimse, özgür olmayı hak etmiyorsa özgür olamaz. Özgürlük ne bir hak ne de bir olgudur, özgürlük bir ödüldür, en yüce, mutluluk açısından en verimli ödül: Bi manzara için güneş ışığı neyse, yaşamın tüm olayları için de özgürlük odur. Onu kendi çabasıyla ele geçirmeyen yaşamın tüm derin ve kalıcı sevinçlerinden mahrum kalır.
Sanık, bir yazardı. Savunmamı yaptım. Yazıların suç olmadığını kanıtlamaya çalıştım.
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı sanıktan son sözünü sordu. Sanık ayağa kalktı. Elinde bir tomar kağıt vardı. Uzun bir savunma hazırladığı belli idi. Biraz durakladı, sonra kağıtları sıranın üstüne bıraktı. Savunmadan vazgeçmişti.
—Ben bunları, sadece düşündüm. dedi.
—Başkan: ama yazdınız.
—Sanık: düşününce, yazmamak olmuyor ki! Kalem çekiyor, insanı.