Puan vermedi·168 syf.··
2026 254. kitabı
Zülfü Livaneli, Osmanlı sarayının o tekinsiz, boğucu ve güç savaşlarıyla örülü dehlizlerini; efendi ile köle, iktidar ile mahkumiyet arasındaki o bıçak sırtı ilişkiyi muazzam bir psikolojik derinlikle masaya yatırıyor. Roman, XVII. yüzyılda Topkapı Sarayı’nın zindanlarında, idam edilmeyi bekleyen bir padişah (Şehzade) ile onun çocukluğundan beri yanında olan, ona hem hizmet eden hem de onun celladı olmaya hazırlanan saray hadımı Habeş Süleyman’ın hikayesini konu alıyor. Eser, gücün insanı nasıl canavarlaştırdığını ya da nasıl çaresiz bıraktığını anlatırken, klasik bir tarih romanının ötesine geçerek evrensel bir güç alegorisine dönüşüyor. Livaneli; tahtını kaybeden bir sultanın bir anda nasıl en zavallı yaratığa dönüşebileceğini, köleliğin ise sadece zincirlerle değil, zihinlerde nasıl kökleştiğini Süleyman’ın iç hesaplaşmaları üzerinden harika bir dille işliyor. Kitaba adını veren o soğuk, büyüleyici ve ölümcül "Engereğin Gözü" motifi, saraydaki o sürekli izleme, izlenme, korku ve ihanet sarmalını kusursuz bir şekilde simgeliyor. *Engereğin Gözü*; tarihin tozlu sayfalarından beslenen ama insan doğasının o değişmez karanlığına, taht hırsına, aidiyet duygusuna ve özgürlük kavramına ışık tutan; diliyle, atmosferiyle ve sarsıcı finaliyle edebiyatımızın en özgün ve sürükleyici dönem anlatılarından biridir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 17:15
Nûrü’l-Îzâh ve Necâtü’l-Ervâh, XVII. yüzyıl Hanefî fakihlerinden Hasan b. Ammâr eş-Şürünbülâlî tarafından kaleme alınmış, ibadetler fıkhına dair temel eserlerden biridir. Müellif, bu eserinde Hanefî mezhebinin tercih edilen görüşlerini esas alarak taharet, namaz, oruç, zekât ve hac konularını özlü ve sistematik bir şekilde ele almıştır. Fıkıh eğitimine yeni başlayan öğrenciler için hazırlanmış olan eser, sade dili ve anlaşılır üslubuyla İslâm dünyasında asırlar boyunca medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Hükümlerin delillerine ve mezhepler arası tartışmalara ayrıntılı şekilde yer vermek yerine, uygulamaya yönelik temel bilgileri öğretmeyi hedeflemiştir. Bu yönüyle hem başlangıç seviyesindeki talebeler hem de ibadetler fıkhını düzenli bir şekilde öğrenmek isteyen okuyucular için önemli bir başvuru kaynağıdır. Eser, Hanefî fıkıh geleneğinde büyük kabul görmüş; müellif tarafından yazılan İmdâdü’l-Fettâh ve daha sonra kaleme alınan Merâkı’l-Felâh gibi şerhlerle daha geniş bir ilim halkasına ulaşmıştır. Günümüzde de birçok İslâmî eğitim kurumunda ibadetler fıkhına giriş metni olarak okutulmaya devam etmektedir.
Nurul İzahŞürünbülâlî · Kitapkalbi Yayıncılık · 201846 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·637 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Katyuşa hiç evlenmemiş iki hanımın sahip olduğu bir çiftlikte sığırtmaçlık yapan bir kadının gayr-ı meşru torunuydu. Annesi kimseyle evli değildi, ancak her yıl çocuk doğuruyordu. Doğan çocuklar kendisinin çalışmasına engel olur diye bakılmayarak ölüme terk edilirdi. Katyuşa da bu çocuklardan biri idi. Ancak sahibesinin bebeği görerek beğenmesi üzerine bakılarak yetiştirildi. Yaşlı hanımların eğitim gören yeğenleri Prens Dmitriy ara sıra teyzelerini görmeye gelirdi. Katyuşa bu zengin prense sevdalandı. Prens bir geldiğinde Katyuşa’yı baştan çıkararak eline yüz ruble verip yüzüstü bırakıp gitti. Üç ay sonra hamile olduğunu fark eden Katyuşa bu şekilde devam edemeyeceğini anlayınca çiftliği terk etti. Çeşitli yerlerde çalışan Katyuşa sonunda genelevine düştü. Çocuğu da bakımsızlıktan öldü. Uzun bir süre genelevinde çalışan Katyuşa meydana gelen bir adli vakadan dolayı tutuklanarak cezaevine konuldu. Yedi yıl genelevinde hayatını geçiren Katyuşa altı ay hırsız ve katillerle bir arada kaldıktan sonra Ağır Ceza Mahkemesinin karşısına çıkartılacaktı. Dmitriy zengin bir burjuva hayatı yaşamaktaydı. Koçarginlerin kızı Misiy ile evlenmeyi planlamaktaydı. Fakat genel valinin karısıyla beraber olduğundan evlenmeye metresinin rızasını almadan karar verememekteydi. Dmitriy bu arada ağır ceza mahkemesine jüri üyesi olarak seçilmişti. Sabahleyin kalkıp bilinçli bir vatandaş olarak mahkemeye gitti. Mahkemede zehirlenme davası görülecekti. Davada üç sanık vardı:Otel hizmetçisi olan Semyon Kartinkin ve Esfemya Boçkova ile genelevinde çalışan Maslova. Dmitriy sanıklardan Maslova tanıtıldığında kulaklarına inanamaz oldu. ‘Bu, o olamaz.’ diyordu. Sonradan Katyuşa’ya iyice bakan Dmitriy ruhunun derin ve acı bir değişimin içinde olduğunu sezinliyordu. Tacir Smelkov Mavritanya Otelinde
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma
Ji bo dîroka mirovahiyê nerîne ke nû!
Puan vermedi
Dîroka Veşartî ya Jinan – Sheila Rowbotham Ev pirtûk, yek ji berhemên herî girîng ên dîroknasîya femînîstî ye, ku di sala 1972’an de hatîye weşandin û niha jî wekî çavkanîya bingehîn tê hesibandin. Nivîskar Sheila Rowbotham, di vê xebatê de, 300 salên dawî yên dîroka Brîtanyayê dinirxîne û cih, rol û têkoşînên jinan di nav pêvajoyên aborî, civakî û siyasî de derdixe holê, yanî yên ku heta wê demê di dîrokê de hatibûn paşguhkirin an jî veşartin. Rowbotham nîşan dide ku çawa pêşketina kapîtalîzmê, guherîna avahîya malbatê, dabeşkirina kar û desthilatdariya baviksalarî, bi hev re cihê jinan di civakê de diyar kirine. Ew îspat dike ku bindestbûna jinan ne rewşek xwezayî ye, lê encama guherînên dîrokî ye: -Di serdema destpêka kapîtalîzmê de, jin ji karên kêrhatî hatin dûrxistin, karên wan wekî “nekar” hatin binavkirin û nirxê wan kêm hatîye dîtin. - Têkoşînên jinan ji bo mafên xwe “mafê dengdanê, mafê xwendinê, mafê kar û mûçeyek wekhev, mafê kontrolkirina jiyana xwe ya zayendî” bi berfirehî têne şîrove kirin. - Têkiliya di navbera çîna civakî û rewşa jinan de jî bi zelalî tê vekolîn: rewşa jina karker û jina çîna navîn her çend cûda be jî, herdu di bin bandora desthilatdariya mêran de bûn. Nivîskar bi zelalî û zimanekî hêsan, lê kûr, nîşan dide ku jin ne tenê mexdûrên dîrokê bûn, lê di her qonaxê de li hemberî vê rewşê berxwedanî kirine û guherînên mezin bi dest xistine. *Yekem xebatên ku dîrokê ji çavê jinan dinirxîne û valahiyek mezin di dîroknasiyê de tije dike. * Têkiliya di navbera pergala aborî û rewşa jinan de bi awayekî rast derdixe holê. * Ne tenê ji bo zanyaran, lê ji bo her xwendevanekî jî têgihîştî ye. * Ev pirtûk bingeha tevgerên femînîstî yên paşerojê danîye û li ser gelek lêkolînên din bandor kirîye. *Piraniya naverok li ser Brîtanyayê ye; rewşa jinan li
Kadının Gizlenmiş TarihiSheila Rowbotham · Payel Yayınları · 201111 okunma
7/10
·106 syf.··
2025 27. kitabı
Xanî, bu aşk hikâyesini, Kürt halkı arasında oldukça yaygın olan ve sözlü gelenek yoluyla yüzyıllarca dilden, dile dolaşan 'Memê Alan Destanı'ından esinlenerek yazmıştır. Mitolojik bir nitelik kazanan bu destan M.Ö.'den bu yana halk arasında, daha çok 'Dengbêj' 'ler tarafından ve özellikle uzun kış gecelerinde art arda uzayıp giden gecelerde manzum ve bazen de anlatıcı durup mensur (hikaye edici bir dille) anlatırdı. Uzun soluklu bu dengbêjleri, halk âdeta büyülenmiş bir şekilde ve kendinden geçercesine saatlerce dinler ve onu takip eden gecelerde hikâyenin sonunu büyük bir sabırsızlık ve merakla beklerdi. Halkın ilgisini göre anlatıcısı da hikâyenin kısa veya uzunluğunu belirler. Xanî, 'Mem û Zîn' ' i XVII. yüzyılın sonlarında yazmıştır. O dönemde yazılmış olan bütün eserlerde Arapça ve Farsça'nın etkisi altında kalıp bu dillerden kelimeler mevcuttur. Buna rağmen bu eser, Kürt dilinin ve zengin kültürünün ispatıdır. Bu eser, ilk olarak Ahmed Faîk tarafından (1143 Hicri-1730 Miladî) yılında Azeri Türkçesine çevrilmiştir. Sırrı Dadaşbilge, 1969 yılında nesre çevirip, beyitlerini sadeleştirmiştir. 42 yaprak 83 sayfadan meydana gelmiş bu çevirinin ilk sayfası zayidir. Faîk, Ehmedê Xanî'den 35 yıl sonra çeviri yapmıştır. iki ayrı yerden kendisinden bahsetmekte olan Faîk ayrıca gazellerin son beyitlerinde mahlas kullanmıştır. 1968 yılında M. Emin Bozarslan tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Leyla ile Mecnun, Romeo ve Juliyet gibi Mem û Zîn'de dünyanın ölümsüz edebi eserleri arasında yerini almıştır. Ve yine bu eserlerdeki gibi Mem û Zîn'de de beşeri aşktan ilahî bir aşka yükseliş vardır. Bu aşk etrafında Xanî, çağın sosyal, kültürel, dini ve idari durumunu güçlü bir şekilde tasvir etmiş, bölge (Botan bölgesi)'nın törelerini, bayramlarını (burada newroz bayramının yeri
Kurdî
Mem u Zin MasalıEhmedê Xanî · Otto · 20202,707 okunma
Bilinenin Bilinmeyen Tarafları …
Puan vermedi·238 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 20:53
Bizleri gerçek ile hayal arasındaki ince çizgide gezdiren, dili zengin ama dünyası masalsı bir romandır. XVII yüzyıl İstanbul’unda geçen hikâye; kimlik, hakikat ve bilgi arayışı etrafında örülür. Romanın çarpıcı yönü, tarihsel atmosferi fantastik unsurlarla ustaca harmanlamasıdır. Anar’ın ironik ve yer yer mizahi anlatımı, metni ağırlaştırmadan derinlik kazandırır. Sayfalar ilerledikçe hem bir maceranın hem de zihinsel bir keşfin içine çekiyor bizleri.
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma