XXX
Puan vermedi·400 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 01:47
Allah'im ben ne okuyorum bu gözler neler okuyor?? dedirten bir eserdi. Donemin insanları gercekten öyle miydi? İnsanın inançlarını yerle bir eden heva ve heveslerle dolu yaşamlar. Bir de gereksiz uzun. Yazarin en sonunda canı sıkılmış ve bitirmis kitabı. Şu an popüler. Arkadaşımla eş zamanlı okuduk. Kâh güldük kâh eleştirdik. Boşa giden zaman. Kitabın tek iyi yanı hızlı okunması.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Keşke daha sık böyle kitaplar basılsa…
10/10
·256 syf.·
2026 21. kitabı
Bu kitabın yazarının görüşüne bayılıyorum ve kesinlikle takdir ediyorum. Kadınların günlük hayatta yaşadıkları ve artık normalleştirilmekten dolayı görünmez olan nice olaylara değiniyor mesela, en çok da bu yüzden seviyorum. Neye mi? Mesela kadın cinayetleri! Nasıl oldu da bilmiyorum ama bizler, bu millet kadınların, küçük yaştaki kızların öldürülmesine göz yumacak, yapılan nice saygısızlığa, onur kırıcılığa, bedenlerinde hak sahipliği varmışcasına fütursuz eylemlerde bulunulmasına ve gözlerini kırpmadan canlarını alışlarına karşı hiçbir şey olmamışçasına, sanki birinin annesi, kardeşi, eşi, sevgilisi, kızı ölmemişçesine umursamaz bir tavır takınabilmeyi, can alınmasını normalleştirebilmeyi başardık. Sanırım başarı tabirindeki en rezil örnek… Nüfus artışı için nice propagandalar ve evliliğe teşvikte bulunulurken bir yandan da geleceğin annelerinin canlarına kıyılması, hukukun ve adaletin yetişemeyeceği kadar çoğalması ve ismini duymadığımız daha onlarca belki yüzlercesinin, bir erkeğin düşünmeden canına kastetmesiyle artık var olamayışını, hayallerinin ve hayatının yok edilmesini izliyor, dinliyor ve vicdanımız susmadığından sesimizi çıkarmaya çalışıyoruz. Keşke bu geleceğe yönelik nüfus artışı teşviklerinden önce toplum bilinçlense ve caydırıcı yaptırımlar olsa da bizler de böyle satır başlarında hemcinslerimizin sesi olmaya çalışmasak. Velhasıl, bu konuyu uzatsam daha anlatacak çok paragrafım olur ama bugün kitabımıza değiniyoruz. Gerçi kitabımız da bu konuya değiniyor ya… Anaerkil bir dünyayı okumuştuk önceki kitapta. Bu kitapta ise işler önceki kitaptaki gibi gitmiyor hâliyle, günümüz evrenine dönüyoruz. O anaerkil dünyayı okumak elbette çok güzeldi ancak ataerkil dünya sistemine dönünce okuduğumuz satırlar yüreğimizi titreder bir hâl aldı. Yine de XXXX
Bir Kâbusa UyanmakR. Ayça Kavraz · Artemis Yayınları · 2025516 okunma
Intermezzo hakkında düşüncelerim
7/10
·477 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 15:38
Çağdaş edebiyatın görünürlüğü artık yalnızca metinlerin kendisiyle değil, onların etrafında örülen dijital yankıyla da belirleniyor. Intermezzo’yu okumaya başlamadan önce zihnimde oluşan beklenti, tam da bu yankının bir ürünüydü. Ne var ki metinle kurduğum ilişki, bu beklentinin gerisinde, hatta yer yer onunla çelişen bir mesafede konumlandı. Çünkü Normal People’da karşılaştığım o incelikli duygusal derinlik, burada yerini daha parçalı ve soğuk bir anlatıya bırakıyor.Normal People, insan ilişkilerinin kırılganlığını neredeyse görünmez dokunuşlarla açığa çıkaran bir metinken ,Intermezzo aynı duygusal yoğunluğu kurmak yerine, karakterlerinin iç dünyasında dolaşmayı tercih ediyor fakat bu dolaşım çoğu zaman yüzeyde kalıyor. Okur olarak karakterlerin zihnine yaklaştığımı hissediyorum, fakat onlara nüfuz edemiyorum, aramızda sürekli olarak geçirilemeyen bir eşik var.Ivan karakteri bu mesafenin en belirgin örneklerinden biri. İçe kapanıklığı ve duygularını ifade edemeyişi, teorik olarak derinlik vadeden bir yapı sunsa da, metin bu potansiyeli yeterince işleyemiyor. Onun suskunluğu anlam yüklü bir boşluk yaratmak yerine, giderek tekdüzeleşen bir sessizliğe dönüşüyor. Okur, Ivan’ın zihninde dolaşırken bile ona temas edemiyor.Peter ise daha karmaşık ama bir o kadar da çözülmemiş bir karakter olarak beliriyor. Ne istediğini tayin edemeyen, kendi iç çelişkileri arasında savrulan bu figür, duygusal olarak yoğun bir alan açabilecekken, metnin muğlaklığı içinde dağılma eğilimi gösteriyor. Onu anlamaya çalışmak, katman katman açılan bir derinliğe ulaşmaktan ziyade, sürekli ertelenen bir kavrayış hissi yaratıyor.Sonuç olarak Intermezzo, düşünsel olarak ilgi çekici ama duygusal olarak mesafeli bir okuma deneyimi sunuyor. Okuru etkileyen şeyin her zaman anlatılan değil, hissettirilen
Duygu ve Düşünce
İntermezzoSally Rooney · Can Yayınları · 20244,438 okunma
MUNAFIKLARI BELAMLARI İŞBİRLİKÇİLERİ KUDURTAN KİTAP
Puan vermedi·6200 syf.··
2025 48. kitabı
''İlmî ve fikrî çalışmalarını önceleri daha çok Kur’an’ın edebî i‘câzı üzerinde yoğunlaştıran Seyyid Kutub, daha sonra Kur’ân-ı Kerîm’den ilham alarak hazırladığı makalelerini “Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân” başlığı altında el-Müslimûn dergisinde yayımlamaya başlamış, derginin 3. sayısından (Şubat 1952) 9. sayısına kadar (Temmuz 1952) yedi makale neşretmiştir. Böylece yeni bir tefsirin adı da Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân şeklinde kendiliğinden ortaya çıkmıştır (Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Medḫal ilâ Ẓılâli’l-Ḳurʾân, s. 40-41). Başlangıçta teknik anlamda bir tefsir yazmaktan çok Kur’an’ın ışığı altında günlük olayları ve yaygın görüşleri değerlendirmeyi amaçlayan Seyyid Kutub, bu konudaki makalelerinin ilgi görmesi üzerine aynı anlayış ve metotla Kur’ân-ı Kerîm’in her cüzünü bir cilt halinde tefsir etmeyi ve iki ayda bir cüz yayımlamayı kararlaştırmış, bu husus el-Müslimûn dergisinde okuyuculara duyurulmuştur (y. 1, sy. 9, s. 15, Temmuz 1952). Ekim 1952’de neşredilen ilk cüz, daha önce dergide çıkan yedi makale ile hemen hemen aynı mahiyettedir. Ocak 1954’e kadar tefsirin on altı cüzü neşredildi; ancak Seyyid Kutub 1954 yılında birçok İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte tutuklandı. Bununla birlikte müellif hapishanede tefsirini yazmaya devam etti. Bu sırada eserin 17 ve 18. cüzlerinin yayımı da tamamlandı. Üç ay süren tutukluluk halinden sonra serbest bırakılan, fakat arkasından tekrar tutuklanıp bu defa on beş yıl hapse mahkûm edilen Seyyid Kutub bütün zorluklara rağmen eserini tamamlamaya çalıştı ve 27. cüze kadar yayımlama imkânını buldu. Bu arada müellif fikrî gelişimine paralel olarak eserinin son dört cüzünü yeni bir metotla yazdı. Böylece eser, son cüzünün muhtemelen 1960’a doğru yayımlanmasıyla tamamlanmış oldu. Seyyid Kutub çok geçmeden, gelişen düşünce sistemi doğrultusunda ve
Edebiyat
Fi Zılâl'il Kur'an (10 Cilt Takım)Seyyid Kutub · Tayf Yayınları · 2017295 okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 40. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 18:30
XXXX SPOİ XXXXX . . . . . . . . . . Resmen şoklardayım. Kesin ya raymond ya da paul diye düşünüyordum ilk kitabın sonunda paul tutuklandı diye dedim kesin bay om üstüne suç attı ozaman raymond katil dedim ama KATİL PAULMUŞ??? Öyle bir ters köşe oldu ki tahmin ediyordum ama vazgeçmiştim şok oldum. Noayı sevmeye başlaması ama içten içe öldürmek istemesi o kadar karışıyor ki serinin sonunda ne olucak çok merak ediyorum ama bence ikiside birbirini öldürücek ya sa bay om önce noayı sonra kendini öldürücek gibime geliyor. Kitabın sonunda yeni bir katil daha olduğunu öğrendik ona da çok şaşırdım. Tahminim yine raymond kdkxkxl ama sara da olabilir oda çok psikopat noa dan intikam almak için yapmış olabilir. O yüzden ikisinden biri diyorum bakalım diğer seri de neler olacak çok heyecanlıyım!!!!!
Duygu ve Düşünce
Oyuncak MezarlığıEmre Gül · Guardian Yayınları · 20251,048 okunma