Puan vermedi·215 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
7448 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 00:00
Hakkari 'de bir mevsim... On iki yıllık öğretmenim ve hiç doğu da çalışmadım. Doğu da görev yapan arkadaşlarımdan dinlediğime göre bir çok zorluğunun yanı sıra en keyifli çalışma yılları, öğretmen olduklarını en iyi hissettikleri dönemler doğu görevlerini yaptıkları yıllar olmuş. "Neydi o zorluklar ya da güzellikler, doğu görevinin size kattıkları , getirdikleri, götürdükleri nelerdi ? "desem cevabı en iyi Ferid Edgü verir sanırım. Peki ne anlatmış bakalım; Yılın altı ayını karlar altında geçiren ,yolları kapanan, şehir merkezine gitmek için( şehir merkezi dediğime bakmayın köyden biraz büyük yerleşim yeri) sekiz saat yol yürümesi gereken bir sınır köyü öğretmenin hikayesi aslında okuduğumuz. Köylüsü -şehirlisi ,bakkalı -berberi herkes onun kim olduğunu daha gelir gelmez biliyor çünkü o kadar yabancı çevreye hem diliyle hem görünüşüyle. Okul diye kendine gösterilen yerde ne sıra var ne kara tahta... Hepsini kendi elleriyle yapıyor, kendi cebinden alıyor öğrencilerine kalemi silgiyi. Öğrenciler desen ne üste var ne başta,kızların başı bitli , çoğunun ayaklar yalın, ayakkabısı olanınki de araba lastiğinden bozma. En zoru da dillerini bilmemek. Kar yağıp yollar kapandığında asıl çaresizlik başlamış oluyor. Bu kısımdan sonrasını o duru anlatımıyla öyle güzel aktarmış ki Ferid Edgü okumadım yaşadım desem yeridir. Halkin çaresizliğine mi yanayım, öğretmenin çaresizliğine mi, duyarsız kalan yetkililere mi bilemedim. En çok da köyde sebebini bilmeden ölen çoçukların analarının , öğretmenin gözüne bakması ,ağzından çıkacak kelimelerden medet umması üzdü beni. İnsanın elinin kolunun bağlanması ne zor imiş anladım. Özellikle öğretmen ve Aladdin in aralarında geçen şu konuşma çok sarsıcıydı. -Hoca benim kardeş hasta, +Nesi var? -Ateşi var çok, Ölecek. +İlaç vereyim mi? -Hayır
Edebiyat
OFerit Edgü · Ada Yayınları · 199013,9bin okunma
Sarı Sıcak
9/10
·242 syf.·
2018 44. kitabı
Toz, ter, emek, acı, çaresizlik, Çukurova ve Sarı Sıcak Toplam 22 öykü, 22 sorun, 22 hüzün 22 sıtma, 22 ezilmişlik ve garibanlık. Yaşar Kemal' in ünlü "Bebek" öyküsünün olduğu kitap. Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor adlı kitapta sıkça geçen öykü. Bu öykü için şunları demişti: "1948’de “Bebek” hikayesini yazmaya başladım. Yolda, bir gün, iki gün yürüyerek hikayeyi düşünüyor, sonra gelip düşündüklerimi kağıda geçiriyordum. Çoğu düşündüğüm parçaları da ezberliyordum. “Bebek”, uzun bir hikayedir ve Fransızcada çıkan ilk yazımdır. Güzin Dino çevirmişti onu. O zamanın saygın bir dergisinde çıkmıştı. O yıl, ben çalışırken, haftada iki üç gün de boş kalıyor, bu günlerde de durmadan yazıyordum. Çamlık bir tepenin üstüne çadırımı kurmuştum. Bir manav arkadaşımdan da bir masayla bir sandalye edinmiştim. Arzuhalcilikte kullandığım daktiloyu, kitaplarımı da, çadırın içine diktiğim, köylülerin at suladığı bir taş teknenin içine koymuştum. Yağmurlarda bu taş tekne benim kitaplarımı ve yazdıklarımı koruyordu. Birinci yazdığım “Bebek” hikayesini beğenmedim. İkinciyi, üçüncüyü hiç beğenmedim. Sanırım dokuz kez “Bebek” yazdım. Hepsi de başka başka hikayelerdi. Yazık ki, sonuncu yazdığım “Bebek” elimde. O zamanlar öteki sekiz hikayeyi yırttım. Şimdiki aklım olsaydı, hepsini saklar, bugünlerde de hepsini birden büyük bir kitap olaraktan yayımlardım." Ayrıca bu öykü aleyhinde suç delili olarak sunulmuştu. "Bebek” hikayesini yazdığımda okuryazarlığı olmayan köylü kadınlara okumuştum onu. Hikayeyi anlamış ve çok sevmişlerdi. “Bebek”, ben Ağır Cezada yargılanırken mahkemede de, suç delili olarak okunmuştu. Hem de dört beş celse. Dinleyicilerin de, baş yargıcın da hoşuna gitmişti. Sanıyorum ki, benim beraatime, bu hikayenin yargıç üstündeki etkisi de sebep
Edebiyat
Sarı SıcakYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20236,8bin okunma