7/10
·373 syf.··
2026 73. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 06:54
Honore de Balzac'ın en bilinen eserlerinden biri olan Vadideki Zambak ilk bakışta bir aşk hikâyesi gibi görünse de, aslında tutku, fedakârlık, ahlak ve ulaşılmazlık üzerine kurulmuş psikolojik bir roman. Romanın anlatıcısı Félix de Vandenesse, çocukluğunda sevgi görmemiş, yalnız büyümüş bir gençtir. Bir davette tanıştığı evli bir kadın olan Henriette de Mortsauf'a derin bir aşkla bağlanır. Ancak Henriette, hasta ve zor bir eşe, çocuklarına ve dönemin ahlak anlayışına duyduğu sorumluluk nedeniyle bu aşkı hiçbir zaman gerçek anlamda karşılık veremez. Roman boyunca ikisinin arasında fiziksel olmaktan çok ruhsal ve duygusal bir yakınlık gelişir. Bu yüzden kitap, yaşanamamış bir aşkın ve bastırılmış duyguların hikâyesi olarak da görülebilir. Balzac'ın en güçlü yönlerinden biri olan betimlemeler, bu romanda da kendini fazlasıyla hissettiriyor. Doğayı, vadileri, mevsimleri ve mekânları öyle ayrıntılı anlatıyor ki, kendinizi çoğu zaman o atmosferin içinde hissediyorsunuz. Fakat tam da bu nedenle, uzun betimlemeleri sevmeyen okurlar için yer yer ağır ilerleyen bir kitap olabilir. Benim için Vadideki Zambak kötü değildi ama çok etkileyici de olmadı. Hikâyeyi ilgiyle takip ettim ancak okuma boyunca beni derinden sarsan ya da unutamayacağım bir şey olmadı. Buna rağmen Balzac'ın dili, karakterlerin iç dünyasını işleyişi ve özellikle doğa tasvirleri gerçekten başarılıydı. Klasik edebiyat sevenlerin mutlaka tanışması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum. Benim puanım ise ortalamanın biraz üzerinde; özellikle betimlemeleri sevenler için daha keyifli bir okuma olacaktır.
Edebiyat
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Koridor Yayıncılık · 202253,1bin okunma
Faruki ve İslam Kültür Atlası
Puan vermedi·
Kalemin Kılıçtan Daha Keskin Olduğunun Örneği Faruki, kolayı yani salt teorisyen olmayı seçmedi, zoru yani pratisyen olmayı seçti. Ümmet bilincine sahipti. Medeniyetimizin kadim köklerine inmeyi ve hâkim kılmayı çözüm olarak gördü. İnandıklarını savundu, bu uğurda yaşadı ve şehit edildi… Allah rahmet etsin, bizi de affetsin… İslam, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne İslam tarihinin şu veya bu dönemi, ne de İslam adına kaleme alınan şu veya bu kitabın anlattıklarıdır. İslam Kuran‟dır.” Ne doğunun adamı ne de batının… Doğunun hüzünlerini, kaygılarını ve duygularını batıya taşıyan adam… Böyle anılıyor şimdilerde kendisi… Vefat haberini Türkiye‟de ilk duyuran Mustafa Özcan hakkında şöyle diyecekti; “Öncü... Davetçi... Derdi olan bir insan... Organizatörlük yönü ağır basıyor… Sadece akademisyen olsaydı bir sorun teşkil etmeyecekti, o davasını teşkilatlı bir organizasyonla pratik hayata taşımaya çalışıyordu.” Lütfi (Arslan) abinin sürekli sor(dur)duğu iki sorudan ikincisi olan; bir gün dünya uyandığında biz uyanamasak dünyadan ne eksilecek sualine Faruki, hayatıyla en güzel cevabı vermişti sanırım… 21 Ocak 1921 `de Filistin`in Yafa şehrinde doğdu. Babası Abdulhüda Faruki İslami ilimlerde derin bilgiye sahip bir kadıydı. İslami eğitimine babasının gözetiminde evde ve mescitlerde baş ladı. İlk ve orta öğrenimini Saint Joseph Koleji`nde yaptı. Felsefe öğrencisi olarak girdiği Beyrut Amerikan Üniversitesi`nden 1941`de mezun oldu. 1945-1948 yılları arasında Celîle`nin son Filistinli valisi olarak görev yaptı. Görevi süresince Filistinlilerin haklarının ısrarlı bir savunucusu oldu. 1948`de İsrail Devleti`nin kurulup Filistin`in işgal edilmesi üzerine akrabalarının bir çoğu Beyrut`a iltica etmişlerdi. O ilk önce direnişe katıldı, ardından Müslümanlar
Alıntı
İslam Kültür Atlasıİsmail Raci Faruki · İnkılab Yayınları · 2022136 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
çok sevdim, ağladım, güldüm, sinirlendim
9/10
·624 syf.··
2026 7. kitabı
SPOİLER OLACAK!!!! öncelikle kitap çok hoşuma gitti. kesinlikle öneririm. ikinci olarak ben linanın Can'ı aldatmasına çok üzüldüm ve Ege ile lina ya soğudum biraz. can her ne kadar pislik biri de olsa lina önce ayrılmalı ondan sonra egeye gitmeliydi.(burda can'ı savunmuyorum sadece lina haklıyken haksız duruma düştü diyorum. can da haklı değil ama işte.) ama olsun herkes güllük gülistanlık değil maalesef ve yazarın kitap karakterlerine mükemmel bir karakter yazmaması da hoşuma gitti bir yandan çünkü hikayeye gerçekçilik katmış. onun dışında poyraz ve mira ilişkisi bana geçmedi. poyrazın miranın ve tunanın (tunayı ayrıca konuşcam) rüyayı öldürdüğünü ve bunu sakladıklarını öğrendiğinde hâlâ mirayı savunması bana çok saçma geldi. aslında bütün arkadaş grubunun saklayacağını söylemesi bana saçma geldi ve çok sinirlendim. poyaz ve miranın aralarındaki o toksik ilişkiden bi süre sonra gına gelmişti. mirayı hâlâ sevmiyorum bu arada. o poyrazla benden uzakta olsunlar kahdlajdojs lina ve ege... her ne kadar ilişkileri bir aldatma ile başlasa da çok güzeller. ama işte başlangıçları iyi değildi. benim kesin ahlaki ölçülerim var o yüzden maalesef bu aldatma olayında çok netim. bu da benim öznel görüşüm. ve gelelim katile yani tunaya... arkadaşlar ben mi körümde okurken görmemişim anlamamışım ama katil nasıl tuna olabilir ya? hani bana hiç mantıklı gelmiyor. hiç işaret almadık. tunanın o ilk bölümlerdeki Yakamoz'da olan mira ile bakışmaları dışında hiçbir şüpheli davranışını hatırlamıyorum.(ki o da lina bıçaklanmadan önceydi) ben rüzgar sanmıştım çünkü bilmeceleri çözebiliyordu falan ne biliyim. eğer katilin tuna olduğuna dair bir işaret varsa bana söyler misiniz? hâlâ anlamıyorum. kitaba bayıldım ama genel olarak bakarsak acı-tatlı, kriz geçirmelik-romantik bir
Kayıp YansımaDilara Keskin · İndigo Kitap · 2025261 okunma
Katiller yaşlanınca ne olur?
Puan vermedi·144 syf.··
2026 11. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:45
İleri yaşlarda, alzheimer olmuş bir katilin kafa karışıklığını, hastalıkla mücadelesini, geçmişini, şimdisini yine katilin dilinden anlatan, akıcı ve kısa bir kitap. Bana ‘şahsiyet’ dizisini hatırlattı. O diziyi sevenler bu kitaba bakabilir. Ya da -başkarakterlerin hikayeleri benzer olduğundan- ikisine beraber başlanabilir:)
1000Kitap
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,3bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2023 118. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2023 00:00
Kitapla ilgili düşüncelerime geçmeden önce kitabın adı ve kurgudaki yeri hakkında laflayalım, ne dersiniz? Herhangi bir sayının on tabanına göre logaritması ondalık bir sayıdır. Bu ondalık sayının tam kısmına karakteristik, ondalık kısmına ise MANTİS ya da Mantissa adı verilir. Elde var metafor 1 Mantis : Grekçe kökenlidir ve Kehanet anlamına gelir. Bu da metafor 2 Fowles neler düşünmüştü, bilemem! Ama bana düşündürdükleri için yazdığım alan yetmez! Geleyim kitaba : Postmodern roman türünün en şaşaalı metinlerinden biri olan Mantissa yazarın kullandığı teknik açısından biraz karmaşık ama müthiş bir okuma deneyimi vaad ediyor. Anıştırmalar, atıflar, tiratlar ile yazar vermiş coşkuyu Bir roman yazarı olan kahramanın bir hastane odasında kimliğine dair hiçbir şey anımsamayarak uyanmasıyla başlıyor roman. Gerçeklik algısını yitirmiş gerçekle hayalin arasında kalmıştır. Yazar bu algıyı okuruna tüm metin boyunca yansıtır. Nasıl mı? Yunan mitindeki esin perileri müzlerden (Musalardan) biri olan; lirik şiirlerin ilham perisi, ismi 'Eros' kelimesiyle aynı kökten gelen ve 'arzulanan' anlamına gelen ERATO bu romanda bir karakter olarak karşımıza çıkar. Ve yazar ile ilham perisi arasında edebiyat, aşk ve erotizm dolu diyaloglar ortaya çıkar. Yazar esin perisini kılıktan kılığa sokar. (doktor, feminist, burjuva eliti, punkçı, geyşa, otoriter bir peri ) Müzler tanrıça oldukları için kadın - erkek ilişkisi dahilinde ilerlemesi beklenen romanda Fowles yapacağını yapar ve muazzam bir ters köşe ile rolleri tersine çevirir. Bittabi ki neler olduğunu yazmayacağım! M.B. der ki : Kadın- erkek ilişkilerinde denge/dengesizlik hallerine dair hiç böylesi bir metin okumamıştım.
MantissaJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 2001309 okunma
Yerli En İyi Distopya Mıdır Peki?
10/10
·496 syf.·
2026 26. kitabı
Bu kitaba başlarken beklentim gerçekten çok yüksekti. İlk iki kitap çıtayı zaten fazlasıyla yükseltmişti ve açıkçası üçüncü kitabın bu beklentiyi karşılayıp karşılayamayacağını merak ediyordum. Fakat kitabı bitirdiğimde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimin tamamını karşıladı, hatta birçok noktada onları aştı. Her şeyden önce Övgü'nün kalemindeki gelişim inanılmaz belirgindi. İlk iki kitapta da anlatımı oldukça güçlüydü fakat üçüncü kitapta adeta şov yapmış. Betimlemeler, diyaloglar, karakterlerin duygu aktarımı, aksiyon sahneleri... Her şey çok daha oturmuş ve çok daha etkileyiciydi. Sayfaları çevirdikçe bunu hissetmemek mümkün değildi. Bu kitapta olaylar, ilk iki kitabın ardından karakterlerin ulaştığı Gizliman etrafında şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında güvenli ve ihtişamlı görünen bu başkentin ardında ise yıllardır biriken öfke, sırlar ve çökmeye yüz tutmuş bir düzen yatıyor. Eski ittifaklar sarsılırken yeni dostluklar kuruluyor ve yaklaşan savaşın ayak sesleri her geçen sayfada biraz daha hissediliyor. Karakterler artık yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor; hangi tarafı seçeceklerine, ne uğruna savaşacaklarına ve neyi feda edebileceklerine karar vermek zorunda kalıyorlar. Kitabı gerçekten soluksuz okudum. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir distopya okumamıştım. Fakat bu kitabı benim gözümde özel yapan şey yalnızca aksiyonu değildi. Asıl etkileyici olan, satır aralarına ustalıkla yerleştirilmiş alt metinlerdi. Kitabı okurken yalnızca fantastik bir dünyanın içinde dolaşmıyorsunuz. Aynı zamanda günümüz dünyasına, güç kavramına, sınıf ayrımlarına ve özellikle kapitalist düzene yapılmış çok güçlü göndermeler görüyorsunuz. İsimler değişiyor; Giz oluyor, Kayalı oluyor, Gezgin oluyor... Ama sistem değişmiyor. Gücü elinde bulunduranlar, sırf
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202668 okunma