Çeviri yapan arkadaşa sesleniyorum olmamış Google translate ile çevirmişsin ama düzenlemesini bile becerememişsin hadi senden kaçtı editör son okumadakiler ne yapıyor anlamıyorum nefes yerine pantolon diye çevirmek nedir yaa para ve emek israfı
öncelikle ben Başar'a aşık olduumm dhdhdhdhdh Sezai abiyi çok sevdim ama eşi (Deva'nın annesi) onu hiç sevmedim yaa şimdii gelelim kitaptan bahsetmeyee Deva, kardeşi için erkek kılığına girip Değirmenaltı basketbol takımında antrenör oluyor. Takım baya ilerliyor kendilerini geliştiriyorlar. Deva farkında olmasa da onlara bağlanıyor. (Başar'a aşık oluyor kabul etmesi zor olsa da) Koç herşeyin farkındaymış ancak Deva takımı iyi yönettiği için ve turnuvayı kazanmaları gerektiği için susmuş. Başar kendini gay sanmaya falan başlıyor Deva yedi başlı yılan olsa da onunla sevgili olcak yani o derece djdjjdhdjd neyse işte büyük gün geldiğinde Deva' nın artık kılık yapmasına gerek kalmıyor ve evine gitmesi gerekiyor. Takımla vedalaşmak ona zor geleceği için maç zamanı gitmeye kalkışıyor. Başar onun gittiğini görünce koşuyor. Deva her kim olursan ol ben karşımda duran kişiye aşığım! Diyor kameralar ortaya çıkıyor flaş! flaş! Abiii o kadar iyi ki takımla olan tatil... Deva'nın erkek kılığında takımla yaptığı şeyler.. aşırı iyiydiiiii okuyun okutturun bu kitap anlatılmaz yaşanır
İnceleme spoilersız bu aradaa.
Merhabalarr!! Uzun zamandır inceleme yapmıyordum ve düşündüm ki neden en sevdiğim serinin en sevdiğim kitabına inceleme yapmıyorum??
Kitabın konusu kısaca şöyle: harry hogwarts'taki 4. yılına başlıyor. Ama okulda bu sene farklı bir şeyler yaşanıyor. Hogwarts, yıllardır yapılmayan bir turnuvaya ev sahipliği yapıyor ve harry de istememesine rağmen kendini turnuvanın içinde buluyor tabii bazı gizemli olaylar, görevler, dersler derken kitap böyle devam ediyor.
Bana göre serinin dönüm noktası, evrenin derinleştiği ve harry potter'ın artık çocuklar için olmadığını iliklerimize kadar hissettiren bir kitaptı. İlk okuduğunuz andan itibaren karanlık bir atmosfere sahip olacağının sinyallerini veriyor ve diğer kitaplardan farklı olduğunu hemen anlıyorsunuz. Sonunda yaşanan olay da cabası. Artık karakterlerimiz bildiğimiz o masum, küçük karakterler değil. Tramvaları olan, olacak karakterler. İlk üç kitaptaki o cıvıl cıvıllık gitmiş yerini korku, gerginlik almıştı. felsefe taşı ile ateş kadehinin hem yazım hem de atmosfer olarak bu kadar farklı ve başarılı bir şekilde yazılması tamamen rowling'in kaleminin de çok iyi yönde değişmesi. (Senden nefret ediyorum bu arada). Karakterlerimiz de kitabın sonunda zaten artık eskisi gibi olamayacaklarının, bir şeylerin artık çok değişeceğinin farkındalar ve bu da serinin gidişatının bambaşka bir yere gideceğinin kanıtı bence.
Yeni karakterlerimizden de biraz bahsedeyim. Bence bu kitabın en büyük artısı yan karakterlerin de olaya çok dahil olması ve öylesine 'karakter çokluğu' olsun diye de yazılmamaları. Ludo, winky, moody, barth crouch hepsinin çok iyi arka plan hikayeleri vardı.
Kitabı 1,5 yıl önce okuduğumdan dolayı barty'nin hikayesi tamamen aklımdan silinmiş bu yüzden o kısımları soluksuz okudum. Gerçi
Okumayı ertelediğim için kendime en çok ne zaman bu kadar kızmıştım hatırlamıyorum. Üstelik bu etkinlik olmasaydı ertelemeye devam ederdim kendimi biliyorum. Beni müthiş etkileyen bir kitap oldu. Daha önce de bir çok kez fidanı yapıldığı için konusunu çoğunuz biliyorsunuz. En kısa haliyle: teknolojinin hüküm sürdüğü bir dünya, yasa dışı üretim olarak görüldüğü için itfaiyeciler tarafından yakılan kitaplar, (içinde bulundukları ev hatta sahipleriyle birlikte) sonraki nesillere aktarmak için kitapları ezberleyen insanlar...
İnsanların hiç bir şey düşünemez hale geleceği, kendi kendine rüya bile göremeyeceği kadar teknolojinin esiri olduğu bir dünya cehennemden farksız göründü gözüme. "duvarı kaldırıp ekran yaptırmak" nedir yaa, ilk delirdiğim yer burası oldu sanırım. Anlatılan teknolojiyi hayal dahi edemedim. İnsanların konuşmaları bile saçma, konuşmayı unutmuşlar beyinlerini ekranlarla, pastillerle uyuşturmaktan. Özellikle bir yer vardı ki; kitapları anlamaya çalışan itfaiyeci Montag, karşısındakini ikna etmek için kitap sayfalarını yırttığında, karşısındaki sanki bir uzvunu koparıyorlarmış gibi acı çekti. Burayı okurken gözlerimin dolduğunu ve kitabı elimde sıkmaktan parmaklarımın uyuştuğunu hissettim. 1953 te bunların yazılabilmiş olması çok ayrı boyumu aşan bir konu zaten. Bu yüzden bilimkurgu, fantastik ve distopya edebiyatının ustalarından olarak görülüyor Ray Bradbury. Fahrenheit 451 ise distopya edebiyatının dört temel kitabından biri. Bir başyapıt... (diğerleri:cesur yeni dünya - 1984 - biz)
"Bu bir uyarı kitabıdır. Sahip olduğumuz şeylerin değerli olduğunu ve değer verdiğimiz şeylerin bazen kıymetini bilmediğimizi hatırlatır..."
"Bir Kadının yanan bir evde kalmasına yol açtıklarına göre, kitaplarda bir şeyler olmalı..."
Anlatmasam da OlurduÖzlem TotanEzgi Özcan
#anlatmasamdaolurdu eseri kısacık ama derinliği olan duygusal bir eserdi.Once beni kitabın kapak tasarımı çekip aldı.Kitabı okumadan daha kapaktaki bu dört kadın ve arkada görünen o yalnız adam sarıp sarmaladı beni.Oldum olası farklı dönemlerde yaşayan kuşak hikayelerini okumayı severim.Bu eserde de üç kuşakla,dört kadının hayatına konuk olduk.Üç farklı kuşağa mensup dört kadının kesiştiği hikaye de önce Zehra ya sonra kızı Emine ye,sonra da Emine nin kızı Sevinç in hayatına konuk oluyoruz.Kitapta en çok Emine nin kız kardeşi Fahriye yi okuyoruz.Yalan dünyaya erken veda eden Fahriye nin hikayesi yüreğime dokundu.Kocası Murat ın hikayesini okumadan önce Murat ı verselerdi elime söyle iyi bi silkelerdim…Nolmuş Murat a derseniz?Hepsini burda anlatacak değilim eseri #okuyun derim.
Üç kuşak kadının kendi iç dünyalarını okurken geçmişlerine,birbirleriyle ve toplumla olan derin hesaplaşmalarını okurken Sevinç in ,annesi Emine ye sitemine şahit oluyoruz.Sevinç,içten içe anneciğine sitem etse de bilmiyor ki annesinin yüreği bir yangın yeri.Kardeş kaybı kor gibi yakıyor yüreğiniKorkuyor yavrusunun sonu da kardeşi gibi olacak diye…(Allah korusun)
Konuşamayan, derdini dillendiremeyen kadınların hikayeleri okuyan her okuru derinden sarsacak.Konuşmak ne büyük bir nimet.İcine ata ata konuşamayan Murat ın annesinin gırtlak kanserinden vefat etmesi ne kadar acıBabası olacak cibilliyetsiz şimdi mutludur acaba diye düşünmeden edemedim.Ağlayanın malı gülene fayda etmez derler yaa inanıyorum ki o da mutlu olamayacak…
Kadın olmak her dönemde zor arkadaşlar.Eserde,her dönemin ve yaşın getirdiği farklı zorluklar karşısında ayakta kalma mücadelesi veren kadınların hayatlarına konuk olurken yalan dünyada yapayalnız kalan bir adamın da hikayesini
Orhan Kemal'in Tersine Dünya adlı eserini okurken ilk başlarda biraz zorlandım. Açıkçası kadın ve erkek rollerinin tamamen tersine çevrildiği dünyayı kafamda oturtmak kolay olmadı. Alıştığımız toplumsal düzenin tam tersi bir kurgu olduğu için olaylara adapte olmam biraz zaman aldı. Ancak sayfalar ilerledikçe yazarın vermek istediği mesaj daha net anlaşılmaya başladı.
Kitap genellikle kadın-erkek eşitliği üzerinden değerlendirilse de ben eserin asıl meselesinin cinsiyetlerden çok, yanlış ve kötü davranışların toplum tarafından normal kabul edilmesi olduğunu düşünüyorum. Sorun kadın ya da erkek olmak değil; güç sahibi olanın karşısındakini ezmesini, değersizleştirmesini veya haksızlık yapmasını olağan görmek. Orhan Kemal de bunu gösterebilmek için rolleri tersine çevirerek okuyucuyu alışılmış kalıpların dışına çıkarmayı başarıyor.
Elbette toplumumuzda hâlâ ataerkil bir düzenin etkileri bulunuyor. Buna rağmen bu konuda tamamen karamsar değilim. Geçmişle kıyaslandığında kadınların sosyal hayatta, iş hayatında ve aile içerisinde daha görünür ve etkin bir konuma geldiğini düşünüyorum. Ayrıca kadınları yalnızca bir zevk unsuru olarak değil, bir birey olarak gören insanların da varlığı bana umut veriyor. Bu nedenle kitabı okurken verilen mesajları günümüz şartlarıyla birlikte değerlendirmeye çalıştım.
Orhan Kemal'in sade ve akıcı dili kitabın en güçlü yönlerinden biri. Ağır bir anlatım yerine günlük yaşamın içinden gelen samimi bir üslup kullanmış. Bu da kitabın hem düşündürücü hem de keyifli bir şekilde okunmasını sağlıyor.
Sonuç olarak Tersine Dünya, bana farklı bir bakış açısı kazandıran ve üzerinde düşünmemi sağlayan bir eser oldu. Başlangıçta alışmakta zorlandığım kurgusuna rağmen, verdiği mesajlar ve toplumsal eleştirisi sayesinde benim için güzel bir okuma deneyimi
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,073 okunma