"Be-ben yanılmışım, Alaz," dedi. "Meğerse yağmur benden nefret ettiği için bana yağmıyormuş, aslında yağmur hep bana ağlıyormuş. Hani hep kimsesizdim ya ben, hani herkes canımı yakıyordu ya. Kimseler sesimi duymuyordu ya, işte yağmur duyuyordu. Ben bile bana ağlamazken yağmur ağladı sokaklarda öksüz kalan bir çocuğa. Canım yanıyor, Alaz. Çok yanıyor," dedi.
"Benim içinse, eğer İsmail'le olmayacaksam kiminle evleneceğim zaten mühim değildi. Ver oradan bir çorap yaaa, ayağımı sıcak tutsun yeter, diyerek çorap eşi seçer gibi eş seçtim kendime. Severim belki ileride dedim ama hiç ilerleyemedim. "
"Hadi ama, Bay, ne demek istediğimi anladın." Sesi hafif çatlak bir şekilde, "Sana bakıp Tanrım, çok güzel, diye düşünmüş, ardından, Ah, kabretsin, bu uçaktaki ruh hastası ama saçları normalleşmiş, demiştim," dedi.
Ne demek istediğini anlamıştım. Onu gördüğümde ben de öyle hissetmiştim. "Yaaa... teşekkür ederim, Charlie."
Rocky kendini salıyor. “Gemi parçalarının nerede olduğunu bilmiyorsun, soru?”
“Tüm o bilgiler bilgisayarda! Hepsini hatırlayamıyorum!”
“İnsan beyni işe yaramaz!”
“Ya, sen sussana!”