Benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden bire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Dergilerde, televizyonda, şarkılaeda durmadan aşktan söz edilmesinden hoşlanmasına rağmen bu duygudan her an bahsedilmesini dürüst bulmuyor, aşık olmanın pek çok insanın ilgi çekmek için duygularını abarttığını düşünüyordu. Onun için aşk, bir insanın uğruna bütün hayatını verebileceği, her şeyi göze alabiliceği bir şeydi, evet. Ama hayatta da bir kere olurdu ancak
Unutmak, olağan karşılamak istediğim çarpıcı gerçek gene içime işlemişti. Ona bakarken, çok tanıdık birini görüyormuşum, onu biliyormuşum duygusuydu bu.
''Dosto,ıstırabın romancısı.Istırabın,isyanın,merhametin ve şuuraltının.Raskolnikov,fahişe Sonya'nın önünde eğilirken ''Senin önünde değil,acı çeken bütün insanlığın önünde diz çöküyorum,'' der.Suç ve Ceza,insan ruhunun uçurumlarını,mağaralarını,dehlizlerini tarayan bir kitap.''