Naziler hakkında saatlerce video, belgesel,film izledim. Hocalardan bizzat dinledim. Soykırıma tanık olanları da dinledim . Ancak bu o kadar dokümanın üstüne okuduğum iki satır cümle beni çok daha fazla etkiledi. Hitler'i Hitler yapan adamin kaleminden çıkan sozcukler , belki de Hitler'in kendi sözleriyle başa cikar derecede etkileyiciydi. Yanlış anlasilmasin , Joseph Goebbels' in sözleri ve mentalitesi değildi beni etkileyen, bizzat o günlere bir kaç satır ile goturmesiydi. Daha başlarından bu kadar heyecan duymak ne derece doğru bilmem ama , 200 sayfa değil 2000 sayfa olsaydi diyecek gibiyim şimdiden ...
Bir kitap , kapağında bir çocuk ,altından saçları .. Çocuğun yüreğini daha bir satır okumadan anlıyor insan. Öyle bir kitap ki , üstüne yazılacak ,konuşulacak şeyler , sahip oldugu sayfa sayısını yüzlerce kez aşabilir . Öyle bir hikaye ki , bugüne kadar yaptığın şeyleri bir bir sorgulatabilir. Öyle eşsiz bir kahramana sahip ki ,tanıdığın , tanımış olacagin kimseye benzemeyecek oluşu yuregine yerleşiyor insanın.
Atık güneşin batışını , yıldızların parıldayışını her zamankinden farklı izleyecek olmak...
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280,3bin okunma
Küçük bir ilçede yaşanan olayların ve insanlarınin hikayesi olarak anlatılan bu kitap elbette anlamı itibariyle insanlığa hitap edilmiş. Kitabın ana karakteri Yusuf olsa da bütün karakterlerleri iyi veya da kötü olsun kitabın en kıymetli unsurları idi. Ancak Yusuf un dünyasından anlatılan hikaye (çoğunlukla) daha değer kazanmıştır. Genç ve yiğit bir karakter olan Yusuf başına gelen olaylar karşısında, taş olsa catlardi denilecek bir tabiata sahipti. Sadece kendi değil çevresindeki insanların da kötü bir kader ile sinandigi görülüyor. Hikayenin gerçekçiliği ise abartısız şekilde ortada. Halen bile yaşanılan bu olayların bir yerlerde devam ettiği görülüyor duyuluyor. Ancak Yusuf gibi insanların varlığı ise artık şüpheli.
Tüm zamanların en nadide en güzel eserlerinden birini bitirmenin keyfini yaşarken aynı zamanda bu buruk yaşam öyküsünü hissetmiş olmanın da kederini üstümde görüyorum. İnsanın kendinden şeyler bulacağına garanti altına almış bir eser. Eser diyorum çünkü roman veya da öykü olarak adlandırılır mi sorusuna dair bazı kararsızlıklar sadece bende var değil. Kitabın ana karakterinin yaşamış olduğu duygu durumlarını adeta birebir yaşadım. Belki Raif Efendi ile benzer yanlarimiz vardı ama bu duygu alışverişi yazarin üslubu ve duyguların samimiyetine bağlıydı . Netice itibariyle okumuş olduğum kitaba hayran kaldım . 160 sayfa ile binlerce sayfanın ötesindeki anlamları ile her okurun okumasi gereken bir başyapıt.