BAYRAM GELİYORMUŞ Olsun çiçekler daha açmamış olsun Belki duyulur sesim Çığlığım umarım bahardan önce varır Mutlu bir anına Yaka paça bir günü Kaç güne böldün de Dağıldım Yaşattığın yangınların dumanı kaldı Gözlerimi doldurup duran Nefesim ağır sakinliğine susamış sevgim Açım Insafın en küçük esintisine Kırları bilirim seyrek ağaçların sertliğinden geçtim Beni ters yüz eden duymaya korktuğum cümlelerdi Umudu Yağmur gibi döktüm üzerime
Şiir
vurdun kanıma girdin itirazım var
ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var sımsıcak bir merhaba diyecektim başımı usulca dizine koyacaktım dört gün dört gece susacaktım yağmur sönecekti yanacaktı sameland seferden dönecekti duvardaki saat duracaktı kalbim kendiliğinden duracaktı ben hiç böylesini görmemiştim vurdun kanıma girdin itirazım var
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bergman resitali
Kimseyi üzmemeye gidilen yolda aynaları üzmek Ufak rastlantılarla karşılaşılan insan Kırık aynada yansıyan yüzümü gördüm Üzülmüş, hüzünlenmiş, suratıma yağmur damlacıkları bırakmış Elimi çektim beni kırmaya çalışan güçlü personalardan Arketipleri kılıçtan daha keskin en cüretkar hokkabazlardan Serbest çağrışımlarla adam olmayacak minder muhabbetinden Hem elimi hem aklımı kendi içime çektim Kuvvetli yalnızlığıma sığındığım gecelerde En güçlü kelimelerle savaş açabilirim Yeryüzündeki en cüretkar çıplak krala Kral ne savaştan ne sanattan anlar Kötü düello, boş tabancayla karşılaşılan kötü düello Koskoca kralların arketipleri nasıl boş oluyordu? Bir türlü anlamıyorum Şimdilik içimde yetiştirdiğim yetim çocuklara masallar okuyorum Fuat Adıgüzel
Ah’lar Ağacı
Bir ilaç içsem bari diye düşündüm, Biraz kolonya sürünsem, Ferahlasam, pencereyi açsam. Şöyle bir şey yazdım sonra: Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde. Berbattı, Bir şiire böyle başlanmazdı. İç ses diye söylendim, Ardından Yıldırım Gürses... Aptal aptal güldüm bir de buna. Ayşecik vazoyu kırıyor Ve ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına. Yapıştırsam da parçalarını hayatımın Su sızdırıyordu çatlaklarından. Karnabahar kızartmıyordu asla Başrolde kadınlar. Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım Tanrı’nın eliydi. Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, Çok şey görmüşüm gibi, Ve çok şey geçmiş gibi başımdan, Ah...dedim sonra Ah! İç ses, diye söylendim Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya: Tanrım bana hiç erimeyen, Kırmızı bir bonbon şekeri yolla. Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik Kardeşimle kendimize durmadan,
“Yağmur bulutta saklıdır Bulut beyazda Beyaz teninde Seni unutmak mümkün mü?”
Müzik
-Yağmur komunistdir çünki, herkese eşit yağar Rüzgar kapilistdir çünki, zayıf olanı yıkar