Ezeli ervahta ikrarım sensin, Ikrarı imana bir daha geldim bir daha geldim. -Anonim Gelse de trenden ikimiz insek camları buğulu iki tas çorba bir kitap — çantana korkup tutunmuş kâğıdı samandan şiiri zorba ve o hışırdayan uykudan geçsek sobanın ayrımsız adaletinden çok büyük bir yağmur işte başlamış kimse çıkmayacak bugün evinden böyle susuyorum ben çok değiştim sense nasıl denir – hâlâ o kızsın dinle ağlayarak çıkrık sesini işte şu dünyada yapayalnızsın her neyi dilesek burada olmaz en büyük erdemi bunun, susamak yalar yarasını içte bir geyik hepsi bu kadardır: adı yaşamak -Süleyman Çobanoğlu Defterim doldu siyâh Amelim tekmil günâh Sensin kuluna penâh
Yarı Yolda Bırakılan Adam..
“İnsan en çok, ‘O yapmaz.’ dediği kişiden öğreniyor hayatı.” ⸻ Otobüs çoktan hareket etmişti. Cam kenarında oturan yaşlı adam, elindeki bastonu dizlerinin arasına sıkıştırmış, dışarıyı izliyordu. Karşısındaki koltuk boştu. Muavin geldi. “Amca, biri gelecek mi bu koltuğa?” Yaşlı adam gülümsedi. “Yıllardır gelmesini beklediğim biri var evlat.” Muavin de gülümsedi. “Bilet almış mı?” Adam başını iki yana salladı. “Yok.” “O zaman neden bekliyorsun?” Yaşlı adam camdaki yansımasına baktı.
Duygular
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir yağmur damlası toprağa düşer, bir umut yeniden filizlenir. Yağmur damlası toprağa kavuşunca, sessiz bir hayat başlar. Toprak, yağmur damlasıyla geçmişini değil, geleceğini büyütür. Bir damla yağmur, susuz toprağa verilen en güzel sözdür. Yağmur damlası toprağa dokununca, gökyüzüyle yeryüzü buluşur. Her yağmur damlası, toprağa yazılmış küçük bir umuttur." Toprak bekler, yağmur gelir; bazı güzellikler sabırla büyür. Bir yağmur damlası kadar küçük şeyler bile koca bir hayatı değiştirebilir..
:') Allah'tan çiçek istediginizde, Allah'ın size önce yağmur yağdırmasına şaşırmayın.
DÜŞLER SOKAĞI Ben kuşlardan da küçüktüm, bir gece vaktiydi Aşk tuttu elimden benim Geçtim düşler sokağından, bir gece vaktiydi Ceplerimde hacıyatmazlar Yağmur yağsa, uykum kaçsa Bir kuş konsa badi parmağıma Ağlardım bir başıma Sevdadandır dedi annem aldırma, aldırma gel yanıma Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla Düş sattım aldanmışlara Aklım kaçıverdi elimden bir gece vaktiydi Sevdiğim başka sevenim başka. -H. Arıkan
Bir sigara sardım. Yağmurun sesine ilişmek istiyorum. Yağan yağmur mu olmak istiyorum yoksa o yağmurun sesi mi? Neden yağmuru, yağmur sesinden ayırıyorum ki? Sessiz yağmurları yok mudur bu cihanın? Ve hep sesinden mi tanınır yağmurlar? Işık durgun ve dalgın. Yağmur sanki ışığı da uyutuyor...vaktin yağmura en açık olduğu anı bekliyorum. Şair mırıldanıyor "bu yağmur...bu yağmur...bu kıldan ince"... bir İstanbul yağmurunun şair dimağına saplanan bir yansımasıdır sanki bu. Orhan Veli öğretmiştir İstanbul'u gözleri kapalı dinlemenin sırrını. Belki bu cümle eksik olarak görülebilir dikkatli bir okuyucunun nazarında; zira öğreten belli ama öğretileni ifade etmekten imtina etmiştir bu cümlenin yazarı. Çünkü birçoğu "İstanbul'u dinliyorum gözleri kapalı" devrik cümlesini işitmiş ve hatta hayatında en az bir kere kullanmış olsa dahi, şiirin diğer mısralarında salınan sesleri ve kokuların varlığından haberdar değildir. 28.06.2026 1011121314151 İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı Önceden hafiften bir rüzgâr esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda: Uzaklarda, çok uzaklarda Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı "İstanbul'u dinliyorum gözleri kapalı" parantezine alınmış mısraların titreşimlerini hissetmemek mümkün değil. Rüzgârın sesini işitebilirdik belki aradan bir asırlık perdeyi kaldırabilsek. Rüzgârın da bir sesi olduğunu ve bize seslendiğini hatırlayabilirdik. Yapraklardan, servilerden, dalgalardan...ağaçlarda yavaş yavaş sallanan yapraklar...zamanın təlaşına direnen rüzgarların ve yaprakların ruhu...uzaklara...çok uzaklara...bizi ulaştırabilecek bir sessizlik değil mi aciz ruhumunuz våbeste olduğu sır. Ve uzaklara ulaşabilmenin, uzaklarla uzlaşabilmenin, içimizde gezdirdiğimiz sanal mesafeleri aşabilmenin, mesafeleri