“Aykırı anlamlar arayıp durma
güz biter sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur cellat olur her gece
Her gece yeniden bir talan başlar
acı ses olur, ses deli bir yağmur
eski bir eylüle gireriz böylece
Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim, sokağı devriyeler basar
bir de gülüşün eklenir kimliğine”
Acı çekmek aşkın bir parçası ise eğer, acılarımla huzur içindeyim ben. Bir kadın sevmeyi nasıl öğrenirse izin ver sende öğreneyim. Sırt çevirme o çiçeğe.
Gittiğin uzak da benim, gelmediğin yakın da ben. Kuyuya düşen şimdi Züleyha'dır. Seni Yusuf'um diye bekleyenim. Daha kaç kuyuya daha atılmam gerekiyor?
“Bir sözcükte söylenemeyen şey Hileli sözlerle de açıklanamaz Tanımlanamaz nasıl aşık olduğum Yardım edeceğim mucizeler gösteren bir azizle Sürülü tarlalardan geçen herkesin bildiği yolda.
Düştü yağmur yeryüzüne . Karıştı yeryüzü gökyüzüne, Dikkate aldı
Senin tanımsız güzelliğini
Birbirini yitirmiş dostların bugünkü
Buluşma töreni kutlaması gibi, hayatta Bu ayın sonunda köhne bir sahnede.”