Venedik Taciri
Puan vermedi·115 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:16
Kitapta şiirsel değişik bir dil var. Merhamet , adalet, aşk gibi duyguları sorguluyor. Bir Yahudi, Antonia’ya borç karşılığı Antonio’nun etinin yarım kilosunu keseceğine ilişkin sözleşme imzalatıyor ve bununla ilgili bir mahkeme var. Diğer tarafta da babası tarafından üç kutu tercihi ile evlenmeye mahkum edilen bir kız var. İki kurgu mahkemede birleşiyor. Kurgusal olarak ve olayların akışı açısından başarılı bir eser olmakla birlikte bugünden dilini incelerken insan biraz yapaymış gibi hissediyor. Alıntılar: “Eğer sevginin buraya gelmene yetmiyorsa, bu mektubu dikkate alma.“ ANTONIO : “Lütfen, Yahudi ile tartışmayı bırak. Kumsala gidip gelgit dalgalarına "Bugün fazla yükselme," desen daha iyi; "Kuzusunu yiyip niye anasını meletiyorsun," diye Kurda sorsan daha iyi.” “Meyvenin en zayıfı erken yere düşermiş.” “ Merhamet adaleti yumuşattığı zamanDünyasal güç tanrısal güce yaklaşır.” “Zorlama yoktur merhametin özünde.Cennetten yağan ferahlatıcı yağmur gibidir Süzülür gelir aşağıya, yeryüzüne. İki kez kutsanmıştır: Hem verene hem alana rahmettir. O kudretlerin üstünde en büyük kudrettir. Tahttaki kralı tacından daha çok yakışır.” “Kendi yetkinizle yorumlayın. Doğru bir şey yapmak için azıcık yanlış yapın.” Shylock Antonia’nın etinin kesilmesi için “Balık yemi olarak kullanılır hiç kimseye doyurmasa bile, intikamımı besler,” diyor. Kitaptaki boşluklar: 1. Yarım kilo et kesip de kan gelmemesi gerekliliği nedeniyle Antonia’nın affedilmesi çok saçma. Bu düğüm böyle çözümlemeliydi. Sonradan canı kasıt için Shylock’a ceza veriliyor. Baştan bu söylenmeliydi. 2. Oyunun sonunda, Antonio’nun gemilerinin aslında batmadığını bildiren mektup Portia’nın eline nasıl geçtiği tam olarak açıklanmaz. O dönemde perukların büyük bir kısmı ölen insanların saçlarından yapılmış. Bu
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202214,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 97. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:44
Şiirde kelimeler ve dizeler genellikle temel anlamlarında kullanılmıştır. Aslında şiirde bulunan nesnelerin gerçek varlıklarla birlikte çağrıştırdıkları anlamlar da vardır. Şiirde kapalı bir anlatım söz konusu değildir. Bununla birlikte şiirdeki anlam çok açık da değildir. Şair, açık bir anlatımla derinlik arasında bir paralellik kurmuş görünüyor. Şiirin konusu: aşktır. Şiirin teması; büyük bir tutkuyla bağlanılan, şairde derin izler bırakan sevgiliye duyulan özlemdir. Şiirde bir aşk hikâyesi ve bıraktığı derin izler anlatılmaktadır. Şair, bir kadına tutkuyla bağlanmış ama araya ayrılık girmiştir. Bu ayrılık sürecinde şair, sevgilisini unutamamış, tam tersine ona olan tutkusu ve bağlılığı gitgide artmıştır. Mevsim sonbahar, vakit akşamdır. Şair, İstanbul’un sokaklarında aklında sevgilinin hayali, kalbinde aşkı dolaşmaktadır. Akşam karanlığında bulutlar parçalanmakta, şimşekler çakmakta, hafiften yağmur yağmaktadır. Şair, aşkının rüzgârıyla savrulurken gördüğü her şey ona sevgiliyi hatırlatmaktadır. Ne yapsa, neyi tutsa, nereye gitse onsuz olamayacağını, onu aklından çıkaramayacağını bilir. Hayalinde sevgilinin çocukluğunu, şimdi neler yaptığını, gelecekte neler yapacağını düşünür. Şiirde dış dünyaya ait bazı nesneler, doğal olaylar ve somut varlıklar büyük oranda şairin o anki ruh haline, duygularına bağımlı olarak değerlendiriliyor. Sonbahara hazırlanan ağaçlar, karanlıkta parçalanan bulutlar, birden yanan sokak lambaları gibi nesneler ve doğal varlıklar hep şairin ayrılık acısını ve hüznünü yansıtır niteliktedir. Ayrılığın getirdiği özlem duygusu ve sevgiliye kavuşma ümidi şiir boyunca kendini hissettiriyor. Ancak bu duygular melankolik bir seviyede değil gerçekçi bir sınırda tutuluyor. Aynı zamanda şairde, kuvvetli bir yalnızlık duygusu da görülüyor. Şair,
Şiir
Ben Sana MecburumAttila İlhan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yüzyıllık Yalnızlık Eser İncelemesi
Puan vermedi
Yüzyıllık yalnızlık sadece bir hikaye değil, insanlık durumunu ve toplumsal hafızamızı yansıtan ilginç bir yapıttır. Yazar, kendi çocukluk anılarından esinlenerek hayali bir kasaba kurgulamıştır. Hiçbir yere çıkmayan, hayali yolculuğumuzda bile kasabadan, başka yere doğru yürüdükçe gerçek dünyadan uzaklaştığımız, kaybolduğumuz düşsel bir mekan yaratılmış. Yazar mekanı öyle kurgulamış ki, okuru özgür bırakmak yerine sadece onun istediği yerlere gidilmesine olanak tanımış, onun yaratmadığı yerlerde ise boşluğa düşüyoruz, hayali coğrafyayı kendi fiziksel coğrafya imgelemimizle devam ettiremiyoruz. Jose Arcadio Buendia ve karısı Ursula böyle bir coğrafyaya gelip yeni bir hayat kurmak amacıyla Macondo kasabasını inşa ederler. Her şey saf, doğal, temiz ve el değmemiştir. Zamanla kasaba genişliyor, ailenin çocukları oluyor ve kasabaya farklı yerlerden çingeneler geliyorlar, yanlarında daha önce görmedikleri eşyalar, araç gereçler, gösteriler, ritüeller ile birlikte. Ve tabiki Melquiades. Bu yenilikler Arcadio'nun ilgisini çekiyor ve merak duygusunu tetikleyerek atölyesinde günlerce, haftalarca sadece onunla ilgilendiği icatlar, keşifler üzerinde çalışmaya başlıyor. Bu hikâyenin o kadar büyüleyici, o kadar acayip bir akışı var ki; zaman bu kitapta bildiğimiz gibi düz bir çizgi hâlinde ilerlemiyor. Adeta kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi sürekli bir sarmal çizip duruyor. İsimler bile hep aynı: José Arcadio'lar, Aureliano'lar, Amaranta'lar nesilden nesile aktarılıyor. Sanki her yeni doğan çocuk, bir önceki kuşağın kaderini, hatalarını, suçluluk duygusunu ve en önemlisi de yalnızlığını miras alıyor. Mesela ikinci kuşağın en çarpıcı karakteri Albay Aureliano Buendía'yı düşün. Adam tam yirmi yedi kere isyan bayrağı çekip iç savaşa katılıyor ama hiçbirini kazanamıyor. Çünkü
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
Puan vermedi·466 syf.··
2026 13. kitabı
Öncelikle herkese merhaba Bu kitab Adora Yağmurdan okuduğum ilk kitap. Ve bildiğim kadarıyla Adora Yağmurunda ilk kitabı. İlk kitabı olmasına rağmen çok iyiydi. Yani benim tarzıma fazlasıyla hitap ediyordu. Ben zaten kılıçlar, krallıklar aşığıyımdır. Bu kitap bana ilaç gibi geldi doğrusu. Güçlü kadın karakterler görmek beni çok mutlu etti. Kadınlarında çok şeyler başarabileceğini bazı insanlara gösterdiği için yazarımıza ayrı teşekkür etmek istiyorum. Kadın karakterlerle yanı sıra erkek karakterlerde çok güzeldi Mesela Drystan Asano gibi Yani ona sadece İrithel aşık olmadı, yazarımız bilsin bunu Genel olarak şans verile bilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Krallıklar, kılıç ve en önemlisi güçlü kadın görmek istiyorsanır kitabı öneririm Okuduğunuz için teşekkürler Değerli okur
Vârislerin OyunuAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20233,642 okunma
Öyle güzelsin ki ''Yağmur''
Puan vermedi·224 syf.··
2026 167. kitabı
İncelemem Yağmur dan çok ''Yağmur'' şiiri üzerine. Nurullah Genç müthiş bir şair. İnsanın gönlüne dokunan çok güzel şiirleri var. Ama bir şair olsaydı ki; ''yağmur'' naatını yazmış onun dışında kalemi eline almamış, iki satır dahi karalamamış. ''Yağmur'' u ayak sesi sayar has şairlerin arasına yazardım yine de adını. ''Yağmur'' şiiri o kadar güzel… Bu şiiri yazana imrenmemek elde değil. Asıl imrendiğim şiiri yazmaktan ziyade o şiiri yazabilecek ruh haline ve tefekküre ulaşmak galiba. Nurullah Genç bir röportajında: ''Yağmur u yazana kadar 3 ay duvarlarla konuştum.'' diyor. Biz o halde değiliz; ama Yağmur u sık sık okuyalım ki; Çağlar öncesinden aldığımız rafa kaldırdığımız mektubu açıp okumamıza vesile olur belki. Kaybettiğimiz hazinenin son parçalarını da yitirmeden olur da uyanırız. Kim bilir güvendiğimiz dağlar değişir, yollarımız aydınlanır, insanlık bahçemize bahar gelir. Koparılan baş olmaya ne gücümüz yeter, ne nefsimiz elverir; ama yedi başlı ejderhanın bir başını koparmak gelir belki içimizden. Ayağa kaldırdığımız batıla, vurulacak hak kılıcının kabzasında gümüş olmaya niyet etsek de olur. Özümüze yansıtamadıklarımızı, özleyen olsak da… Kirlenen, taşlaşan kalbimize sunarız damla damla yağmuru da, kıymetini bilemedik; ama en azından yağmurda ıslanmayı, temizlenmeyi bildik diye avuturuz kendimizi. İyi ki varsın Nurullah Genç
Şiir
YağmurNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20193,498 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 19. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:49
Ba ile Lino’nun hayal dostluğuna uzanan bu hikaye yalnızca hayallerin sınırlarının olmadığı mesajını vermekle kalmadı betimlemeleri ve metaforlarıyla kalbimi fethetti. “Yağmur damlaları nasıl ağlar acaba?” cümlesinde bir süre düşündüm. Ne büyük bir cümle değil mi? Yağmur damlasını saklamakla başlayan serüvenin bir leyleğin göz yaşıyla yola devam etmesi ve nihayetinde bir balina ile kurulan hayal dostluğu ne kadar güzel ne kadar tatlı bir hikaye idi. Okumakta geç kaldığım bir çocuk kitabı. Okuyun, okutun, hayallerinizi bırakmayın… İyi okumalar dilerim. Balino
1000Kitap
BalinoAnıl Basılı · Timaş Çocuk Yayınları · 2018915 okunma