Üçüncü dünya ülkelerine yönelik uluslararası yardım programlarının başarısızlığa düşmelerinden yarım yüzyılı aşkın bir süre sonra, kalkınmayı amaçlayan ekonomistlerin de anlamış olmaları gereken bir gerçek söz konusudur: ruhunda hazır olmayan, kendi görünmeyeninde, kendi düşüncelerinin (etik, estetik, dini, felsefi, bilimsel) zenginliğinde ve kendi değerler sisteminde yeterli refah düzeyine erişemeyen bir ülkeye dışarıdan yardım ederek, onu kalkındırmak olanaksızdır.