Partinin kapatma bildirisini gece yarısından sonra, saat ikiye doğru ele geçirebildim. Postahaneye koştum. Bir buçuk saattir benim röportajları veriyorlardı. Durdurup, bildiriyi çektirdim. Çıktığım zaman saat üçe geliyordu. Yürüdüm. Dalmışım. Her yer karla örtülüydü. Yerden çıkan, geceyi yukarı doğru iten garip bir alaca aydınlık vardı. Yorgundum çok, ama yatmak gelmiyordu içimden, yatsam uyuyamayacağımı iyi biliyordum. Partinin kapanması yaşamayı durdurmuş gibiydi. Ankara, toprak altından çıkarılmış bir ilkçağ şehrine benziyordu. Burada insanların nasıl yaşadıkları üzerinde sanki hiçbir fikrim yoktu. Yenişehir'e yaklaşırken apansız ay çıktı. lşığı, kar alacasına o kadar uydu ki, dünyada artık kurşuniden başka hiçbir renk kalmadığı duygusuna kapıldım. İşte orada, önce "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın" mısraına takıldım. Bir zaman bunu söyledim kendi kendime... Hem de, inanır mısınız, "Mââhitap uyanmasûn"a çevirerek... Yahya Kemal'in bu mısrada, yaşama sevincine değil, ölüme kendini bıraktığını sevdim. Acı geldi bana bu... Sonra, "Ölüm bir didinmenin sükûna inkılâbıdır" diye biten beyit aklıma takıldı.
Sayfa 460 - İthaki Yayınları, 4. Baskı, 2010, Üçüncü Bölüm, Yol Ayrımı, 4·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖