Yahudiler kitabın yorumu konusunda günden güne daha fazla tartıştıkça hahamlar da güç ve prestij kazandı. Yehova'nın kelamlarının yazıya dökülmesinin eski hahamlık kurumunun otoritesini sınırlandırması beklenirken hahamlara yepyeni bir güç sağladı.
“Nürnberg Yasalarından biri olan Alman Kanını ve Onurunu Koruma Yasası, Yahudiler ve Aryanlar arasındaki evlilikleri yasaklamış ve ırk ayrımını aşan evlilik dışı cinsel ilişkiyi suç saymıştır. 1930’larda çıkarılan diğer yasalar Yahudilerin toplu taşıma araçlarına, parklara ve diğer ortak alanlara erişimini kısıtladı.”
Bahsedilen dökümana göre Yahudilerin bir kolu olan Rabbinik Yahudiler; sabah namazı 2, öğle namazı 4, ikindi namazı 4, akşam namazı 3 ve yatsı namazı 1 rekat olacak şekilde namaz kılıyorlardı. Her rekatta bir kez kıyam, bir kez rüku ve iki kere secde ediyorlardı.
SS'ler Polonya'ya girdiklerinde Polonya'da Yahudi sevmeyen insanlar için sanki bayram ilan edilmişti. Küçücük çocuklar bile "Güle güle pis Yahudiler" diye bağırıyorlardı.
İslami gelenekteki "Beraat Gecesi"ne karşılık olarak düşünülebilecek Yom Kippuröa, yani kefaret ve tövbe gününde, Yahudiler toplumun günahlarına karşılık iki keçi seçer ve bu keçileri kurban ederlerdi. Keçiterin kanlarını akıtmak suretiyle toplum da günahlarından temizlenmiş olurdu. Hristiyanlıkta İsa'nın kendisine iman edenlerin günahları için öldüğü düşüncesi, bilinçaltımızdaki günah keçisi sendromunun bir devamıdır. Antik Yunan'da, Antik Orta Doğu'da ve dünyanın birçok yerinde tarih, bazen keçilerin, bazen insanların toplumun günahları adına Tanrı'ya feda edilmesi ve toplumun bu şekilde kendisini güvende hissetmesine ilişkin kurban ritüelleriyle doludur.