Bir Dinazorun Anıları Kitabı Hakkındaki Görüşlerimiz
Puan vermedi·
Her zaman okumayı ertelediğim kitaplardandı. YKY’nın “Yaşantı” başlığını yadırgadığımı belirtmeliyim. Bu kelimeyi ilk kullandığımda Prof. Zeynep Kerman şiddetle karşı çıktı. Türkçede -tı eki pislik ifade eder, döküntü, yıkıntı, tiksinti vb. Dolayısıyla anı/hatırat yerine Türkçe kökenli de olsa yaşantı kelimesine hoca karşı çıktıysa öğrenci Şafak’ın da kabul etmesi mümkün görünmüyor. Bu kısa anımdan sonra kitaba dönmek istiyorum. Hidayet Irak Bey’in ısrarlı tavsiyesi üzerine hemen okumaya başladım. Hidayet Bey önerdiyse kesin okunmalı diye düşündüm. Henüz bitmediği için kesin hükümler vermeyeceğim. Ancak Urgan’ın birkaç kitabını okuduğum için üslubunu az çok tanırım. Aşırı Amerikan karşıtlığını İngiliz Edebiyatı Tarihi adlı kitabından biliyordum. Anıları hakkında ne söylenilebilir. Şahsi olduğu için tenkidi yerli bulmuyorum. Ancak Güzin ve Abidin Dino, Berna Moran gibi birçok dönemin aydını ile münasebeti olması beni bir çevre olarak yorumlatıyor. Ve kaliteli bir çevre. Hepsi Batı edebiyatını iyi bilirdi. Abidin Dino’yu Tanpınar’ın anılarından hep duyardık. Güzin Dino uzun yıllar Paris’te kaldı. Dolayısıyla çok güzel, kaliteli bir çevrede kendini yetiştirmiştir. Bazı görüşlerine asla katılmadığım gibi anlattıklarının bazıları ise doğru kabul edilebilir. 1930-90 yılları arasındaki Türkiye’nin sosyal ve siyasal panoramasını kendine has üslubuyla özetlemiş. Ancak Yahya Kemal ve Halide Edip hakkındaki şahsi hatıralarını -doğruluğu yazarının mesuliyetinde- hoş karşılamadım. “Kemalizme inanıyorum” cümlesiyle bir din gibi yansıtmasını ekstra yadırgadım. Sonuç olarak önceden okusaydım daha mutlu olurdum diyebilirim. ŞK
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
8/10
·376 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 23:36
HARİKA BİR HAYAT “Zaten öyle ya da böyle, sonunda hep hayal kırıklığına uğramamış mıydı?” Harika, H.Kara, H.Ak gibi kimliklerle her an yeni bir Harika’yla karşılaşabiliyoruz bu kitapta. Kurgu ile gerçeğin iç içte olduğu, kişiler ve olayların hem gerçek hem de hayal ürünü olduğu bir eser. Hem biyografik hem de toplumsal bir roman. Yani çok farklı, sürükleyici, etkileyici, bilgi yüklemeli, hayret etmeli ve belki de kendinden bi şeyler bulmalı bir kitap. 1919 … İstanbul’un işgali.. Savaş yılları… Cumhuriyet Dönemi… Harika,annesi, Kamuran Bey ve Yahya Kemal, Nazım Hikmet,Suat Derviş, Peyami Safa ve kimler kimler.. Hem edebiyat şöleni hem tarih şöleni nerden tutsanız okunabilir bir kitap. Başrolümüz Harika, hep başkalarının gözünden okuyoruz ve sonra sonra kendini keşfedişini okuyoruz. Her yeni keşfedişte başka bir kimliğe bürünmüş haliyle. Böyle böyle buluyordur belki de gerçek harikayı,annesi Melek Hanıma inat. (Tanıdık hikayeler) Çünkü yaşadığı çağın çok ilerisindedir Harika. Çok güçlü bir kurguya sahip olduğu için çoğu yerde gerçek mi diye düşündürtmüyor değil tabi. Devamı da gelecekmiş sanki. Harika’nın hikayesi bitmemeliydi tabi …
Harika Bir HayatHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20252,701 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·224 syf.··
2026 24. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar’ı ilk defa okudum ve inanılmaz benzetmeleri ve sonu gelmeyen nerde bu nokta dediğim cümleleri oldu.Bizim zamanımızda Öss paragraf soruları vardı. Bir soru bir sayfayı kaplardı cümlenin sonuna geldiğimde ne okuduğumu unuttuğum o sorular, o yıllar… Eğer sizde Tanpınar okuyorsanız kâh çeşmeler size bir hikâyeyi terennüm eder,kâh bir şehir güzel ve sevmesini bilen bir kadın gibi size mazisini açar.Bazen etrafınızda uçuşan altın renkli samanlar yüzününüzü okşar bazen de Evliya Çelebi Bursa’da bir çeşme olur size güzel şehrin zaman içinde geçirdiği macerayı bir su damlası gibi aktarır bazen de bir mahalle süslü bir geline benzetiliverir. Ve İstanbul … İstanbul bazen çok sevilen bazen de hiç sevilmemiş bir kadına benzer bazen de iyi bir elmas yontucusunun eline geçmiş bir mücevher gibidir diyor Tanpınar. Kaldığı şehirlerden beş tanesini ele almış. Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul. Her yerin tarihini ve şimdiki zamanını karşılaştırmış. Ona göre şimdiki zaman 80 yıl öncesi. Ve yeri gelmiş kaybolan geleneklere ya da değişen mahallelere üzülmüş. İçimden dedim ki bir de şimdi görse ne yapardı acaba? Okurken zorlandım evet çünkü uzun cümlelerin arasına bir de bir sürü yazar, ressam, seyyah vb kişilerin isimleri ve eserleri sıkıştırılmış. Tabi onlar hakkında da bilgi sahibi olursanız Tanpınar anlatırken aaaa evet haklı diyebilirsiniz. Mesela Koçi bey,Moliere, Katip Çelebi, Naili, Yahya Kemal, Hasan Ali Yücel,Abdülhak Şinasi, Necmettin Halil,Ali Mümtaz Arolat, Recaizade ve Nerval sadece hatırladıklarım. Daha kitapta niceleri var. Kiminin sadece bir kitabını okudum kimini tanıyorum ama hiç okumadım kimini çok severim. Velhasıl kelam o bahsettikçe Googledan bakmaktan yoruldum. O ne demiş burda ne anlatılmış bu ne demek ki acaba? diyerek kitap bitti
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Açık Parantez “Açık Parantez” Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan’ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey’e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey’in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; “Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir “tavır” meselesi midir?” (Bilal Can, s. 71) Gibi. Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, “ulvi bir şahsiyet” hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, “Şiir geçmişe atıflarla ilerler” diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz. Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım
Açık ParantezBilal Can · Çıra Edebiyat Yayınları · 20262 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 09:40
Nutuk kitabını çizgi roman haline getirmek müthiş ama geç kalınmış bir fikir. Maalesef yeterli tanıtımı da yapılmamış. 2021 yılında yayınlanan kitaptan geçen ay şans eseri haberim oldu. İyi bir Atatürk kitaplığım ve bu konuya hassasiyetim vardır. Doğan kitap gibi büyük bir yayın evinin böyle bir hata yapması beni çok şaşırttı. Gelelim kitaba; Atatürk’ün Ekim 1927’de 6 günde mecliste birkaç saatlik oturumlar ile toplamda 36 saatte okuduğu Nutuk çizgi -tarih kitabı keyifli bir okuma sağlıyor. Atatürk’ün okuma günlerine göre bölümler oluşturulmuş. Bölüm başlarında o sırada Anadolu, o sırada dünyada gibi başlıklar ile o tarihte olan ilginç olaylar paylaşılmış. Nutuk’un geniş hacmine göre biraz atlayarak gidiyor. Nokta atış, önemli bilgiler paylaşılıyor, mesela Sivas Kongresi kararları gibi. Wilson ilkeleri isim olarak geçiyor ama “ülkeyi parçalamak için “ gibi kısa bir içerik paylaşımı yapılıyor. Akbaş Cephaneliği baskınından tutun da Yahya Kaptan, Köprülü Hamdi bey gibi kahramanlar ve hainlere de yer veriyor. İstanbul’un işgali mesela bab-ı Ali baskını, Şehzadebaşı Mızıka karakolu baskınına basitçe değinilerek geçiyor. Şiddet içeren hiç bir çizim yok. Anlaşmazlıklar, itilaflar, tartışmalar da düşünülmüş. 8 yaşındaki kızım ( ilkokul 2) keyifle okudu. Ben de bir günde okudum. Daha genişletilmeye ihtiyacı var. Temel bilgi olmadan azıcık boşlukta kalıyor. Fikir çok güzel. Uyarlayan Senem Kale ve çizen Gökçe Akgül’ün emeğine sağlık. Okuyun, okutun!!
Tarih
NutukMustafa Kemal Atatürk · Doğan Kitap · 2021356 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 00:48
Saatleri Ayarlama Enstitüsü ile belki de romanının zirvesinden giriş yaptığım Tanpınar’a Beş Şehir ile deneme türünde devam etmiş ve bir süre ara vermiştim. Şimdi Mahur Beste’yle tekrardan başladım, bundan sonra Huzur ve Sahnenin Dışındakiler ile devam etmeyi düşünüyorum. Mahur Beste tefrikalar halinde yazıldığı ve dergilerde yayınlandığı için birbirinden bağımsız öykülerden oluşuyormuş izlenimi veren, yazarın gençlik yıllarında ürettiği deneysel bir roman. Okurken bölümler arasında bir kopukluk var gibi geliyor ama tam olarak öyle değil, aslında tematik bir bütünlük yok sadece. Romanın başında Behçet Bey’in hülyaları ve onu ziyarete gelecek Cavide ve evdeki hizmetçisi üzerinde çok duruluyor ancak ilerleyen sayfalarda bakıyorsunuz ki bunların hiçbir önemi yok. Behçet‘in karakterine, babası İsmail Molla’ya, babası ile olan ilişkisine, babasının dünürü ata Molla’ya ve dünür ilişkilerine, Behçet ile eşi Atiye’nin saraydan yani Abdülhamid’ten gelen teveccühat-ı seniyye ile evlendirilmelerine, bu hususun Atiye’nin babası üzerinde oluşturduğu yıkıma, babasının Behçet’e ve gelinine acımasına şahit oluyorsunuz. Tam bu noktada sağlam bir kurgu oluşuyor hikaye behçet’le devam edecek derken bir bakıyorsunuz Atiye’nin onu siyasete sokma çabası ve oradan Sabri Bey’in hikayesine atlıyoruz. Devamında Behçet’in ablası Ruhsar hanım, onun eşi Halit bey ve onun babası Nuri Bey’in hikayelerini okuyoruz. Bu bölümlerde bahsettiğim karakterlere derinlemesine bir analizle hakim oluyoruz, asıl Behçet’e nasıl bağlanacak diye düşündüğünüz noktada net bir bağlantı olmuyor, sadece ufak bir temas belki. Dediğim gibi tematik olarak bakıldığında roman birbirinden kopukmuş gibi görünüyor ama aslında Behçet etrafında giderek genişleyen bir çember var oluyor. Yazarın anlatmak istediği şey bir kişiye
Mahur BesteAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20198,3bin okunma