Onur Kenan Aydoğdu

Onur Kenan Aydoğdu
Mûsâ, “Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım” demişti. (2:67)
Ey aziz! Ehlullah demişlerdir ki, Hak Teâlâ kullarına inayetiyle kıldığı re'fet ve rahmeti, birbirleri için icåbeden kollama, şefkat, kayırma ve rağbeti duyurmuş, nitekim hadis-i kudsilerinde şöyle buyurmuştur: «Ey insanoğlu, siz ancak size ihsân edene ihsân edersiniz, size gelene gidersiniz, sizinle konuşanla konuşursunuz, size yemek yedirene yemek yedirirsiniz, ikram edene ikram edersiniz. Bunda birinin diğerinden üstünlüğü yoktur. Üstün olanlar kötülük edene iyilik edenler, kendine gelmeyenlere gidenler, kendinden uzak duranlarla konuşanlar, yemek vermeyenlere yemek verenler, ihanet edenlere ikram edenlerdir. O halde bağışlayınız, musafaha ediniz, tevâzu ediniz, ayıpları örtünüz, merhamet ediniz ki, merhamet olunasınız.
Sayfa 1084
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şa'vâne el-Âbide (R.A.) her gece yas tutar, sabahlara kadar ağlardı. Bir gün bir topluluk yanına girip onu teselliye çalıştılar ve: «Nefsine acı.» dediler. O da onlara şu karşılığı verdi: «Vallahi ben, gözlerimden yaş yerine kan akıtmak istedim, Tâ ki bedenimdeki kandan bir damla kalmasın.» Münacâtı sırasında şöyle derdi: «Allah'ım, Seni tanıdıktan sonra günaha el sürmüş olanları affet.» Şu cümle de onun münacâtındandır: «Allah'ım, sana karşı kusurlarım müstesna, yaptıklarım hep senin bana olan sevgin sebebiyledir.» Kendisine sormuşlar, «Allah'ın seni sevdiğini nereden biliyorsun?» diye. O da şu cevabı vermiştir: «Eğer Rabbim beni sevmemiş olsaydı, hiç başkaları uykudayken beni huzurunda mı tutardı.»
Sayfa 364
Sığınılacak Bir Yer Arama
Bu sokak zalimlerinden kaçıp da bu bahçede nefes alabilecek hale gelen Resûllullah, ellerini kaldırıp, şu pek meşhur ve hatta kudsi dua ile Allah'a yalvarıp yakarmıştır: "Ya Rabbi, kuvvet ve kudretimin en zayıf haliyle, elimdeki çare ve vasıta­ların en basitiyle, insanların gözünde ifade ettiğim en hafif şahsiyetimle senin huzurunda sana yalvarıyor sana sığınıyorum, ya Erhamerrâhimin!.. Sen sıkıntı ve zulüm altında zayıf düşmüş olanların Rabbi'sin. Sen benim Rabbim'sin. Sen beni kimlerin eline bırakıyorsun?! Beni sertlik ve haşinlik içinde karşılayan bir yabancıya mı?! Yoksa, davamda bana hüküm geçirte­ceğin bir düşmana mı?! Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve ezi­yet, şayet senin bana karşı bir gadab ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. Fakat senden gelecek bir himaye ve koruyuş, her zaman çok daha hoştur. İster bu dünyada, ister âhirette, her işi nizamlayan ve karanlıkları (cehâleti) aydınlığa boğan Senin yü­zünün nûru altında, inecek gadabın yahut bana musallat olacak öfkenden kaçıp korunabileceğim bir melce' arıyorum. Sen hoşnûd oluncaya kadar benden ge­lecek tevbe ve istiğfara sen layıksın. Kuvvet ve kudret ancak Senden'dir"
Sayfa 117 - 1. Cilt (Ayrıca bkz. lbn Hişâm, s. 280)
İmam Şafii
Bir kimse din kardeşine gizli gizli öğüt verirse; tesirli nasihatta bulunmuş ve iyi huylarla süslenmiş olur. Açıktan halk arasın­da öğüt verilmeye kalkılırsa tesirsiz olur. Bir bakıma ayıplamış, dolayısiyle utandırmış olur.
Şafii bana şöyle dedi: Ey Rebi', insanları memnun et­mek, ulaşılamayacak bir hedeftir. Sen sana lazım olana bak. Çünkü onları razı etmenin yolu yoktur. Bil ki kim Kur'an öğrenirse insanla­rın gözünde büyür. Kim hadis öğrenirse delili sağlam olur. Kim nahiv (dilbilgisi) öğrenirse heybetli olur. Kim Arapça öğrenirse kibar olur. Kim hesap öğrenirse fikri akıcı olur. Kim fıkıh öğrenirse kadri yüce olur. Kim kendini korumazsa ilmi ona fayda vermez. Bunların hepsi­nin temeli takvadır.
Sayfa 506