Mazideki kalan okumalarımdan
10/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
TANRI CLAUDIUS ROBERT GRAVES Tanrı Claudius, Robert Graves’in Ben, Claudius romanının devamıdır. Roma İmparatorluğu’nun en çalkantılı dönemlerini, bizzat Claudius’un ağzından dinleriz. Çocukken geçirdiği hastalıklar nedeniyle kekeme, topal ve içine kapanık bir çocuk olan Claudius, ailesi tarafından hor görülür. Herkes onun akılsız ve önemsiz biri olduğunu düşünür. Ancak bu dışlanmışlık aslında onun en büyük koruyucusu olur; çünkü Roma sarayındaki iktidar mücadelelerinde dikkat çekmez ve hayatta kalmayı başarır. Claudius aslında bir budala değildir; aksine tarih bilen, düşünen, insanları iyi gözlemleyen biridir. Kitaplara, tarihe ve öğrenmeye tutkuyla bağlıdır. Roma sarayında herkes onu küçümserken o çevresindeki insanların gerçek yüzlerini görür. En büyük avantajı ise kimsenin onu ciddiye almamasıdır; böylece zekâsını gizleyerek hayatta kalır. Roman boyunca Claudius bize Roma’nın büyük isimlerini anlatır. İlk imparator Augustus, güçlü ve siyasi zekâsıyla öne çıkan Livia, kuşkucu ve acımasız Tiberius, deliliğiyle Roma’yı dehşete düşüren Caligula ve diğer birçok tarihî kişilik Claudius’un gözünden hayat bulur. Özellikle Caligula dönemi, sınırsız gücün bir insanı nasıl değiştirebileceğini gösterir. Roma’nın korku, suskunluk ve çıkar ilişkileriyle nasıl çürüdüğünü Claudius’un gözlerinden görürüz. İktidar için yapılan entrikalar, cinayetler ve ihanetler arasında Claudius hiç istemediği halde Roma tahtına yükselir. Herkesin küçümsediği bu adam artık imparator olmuştur. İmparator olduktan sonra halkın sorunlarını gören, devlet işleriyle ilgilenen ve bazı önemli reformlar yapan bir hükümdar olur. Britanya’nın fethi onun döneminin en önemli olaylarından biridir. Ancak içinde taşıdığı eski Roma Cumhuriyeti sevgisi ile sahip olduğu imparatorluk makamı arasında büyük bir
Tarihi Roman
Tanrı ClaudiusRobert Graves · Türkiye iş Bankası Kültür Yayınları · 2022271 okunma
Lanetli Kitap
Puan vermedi·143 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 13:01
Merhabalar; bugün incelemesini yapacağım eser, çocukluğumda Muhteşem Yüzyıl dizisini izlerken, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa'nın elinde gördüğüm andan beri içimde büyüyen büyük bir merakın ürünüdür. Dizide koca bir imparatorluğun kaderini tayin eden İbrahim Paşa, bu gizemli kitabı masanın üzerine koyup dostuna dönerek, "Arkalı İbrahim, bir kitaptan korktuğumu ilk defa gördüm..." diyor ve ardından sayfaları çevirip dönemin siyasetini sarsan şu can alıcı satırları okuyordu: "Osmanlı monarşisi bir sultan tarafından yönetilir, diğerleri onun kullarıdır; ülkesindeki yöneticileri istediği gibi tayin eder ve istediği gibi değiştirir. Fransa'da ise birçok eski senyör ve onların imtiyazları vardır, kral onların imtiyazlarına dokunamaz. Bu yüzden padişahın krallığını işgal etmek zor, Fransa'yı işgal etmek ise kolaydır. Osmanlı'ya saldırılırsa bütün ülke karşılarında bir birlik olarak görülür ama padişahın soyu ortadan kaldırılırsa da başkaldıracak bir şey kalmaz, geriye kalanların halk üstünde bir hükmü ve fikri yoktur. "İbrahim Paşa'yı ve tüm dünyayı dehşete düşüren bu satırlar, Niccolò Machiavelli'nin tam 500 yıl önce parçalanmış İtalya'yı birleştirmek amacıyla kaleme aldığı, dini, ahlakı ve devlet yapılarını politik birer güç aracı olarak ifşa eden ölümsüz eseri Prens'in ta kendisidir. Hükmü korumak adına bir liderin ağları tanımak için bir tilki, kurtları korkutmak içinse bir aslan olması gerektiğini söyleyen bu çıplak iktidar dili, Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanmıştır. Ancak felsefe tarihinin en büyük dehalarından Jean-Rousseau, Toplum Sözleşmesi adlı yapıtında bu esere ezber bozan bir pencere açarak, "Machiavelli krallara ders verir gibi yaparak uluslara büyük öğütler vermiştir. Onun Prens adlı yapıtı,
PrensNiccolo Machiavelli · Doruk Yayınları · 201520,3bin okunma
Reklam
Bataklıktan Çıkanlar ve Bataklığa İtilenler
10/10
·136 syf.··
2026 5. kitabı
Gerçekten güzel bir kitap aslında. İlk elime aldığımda kitapta Petrov'un kendi çıkarımları var sanıyordum ilk bakışta; halbuki bildiğimiz kısa hikayeler ile Fin halkının nasıl bataklıktan dünyanın en mutlu insanları arasına giren ilk sıralamalardaki ülkelerden birisi olduğu anlaşılıyor. Aslında Fin halkının; nasıl açlık, sefalet, iç bürokraside dönen entrikalar, siyasi savaşlar, halkın yoksul ve cahil kalması ve bunun ile dalga geçen üst sınıf insanlar ve alt sınıfların üst mertebedeki yetkililere karşı olan öfkesi ile başlıyor desek yanılmayız. Ve aynı zamanda nasıl yükseldikleri ve bunun ilk bilindik öncülerinden olan Snellman'dan söz etmemiz daha doğru olur. Çünkü gerçekten fikirleri ve topluma karşı olağanüstü bir ilgisi ile şimdiki siyaset yapan sözde politikacılara ve sözde felsefecilere bin basar diyebilirim. Yani insan imreniyor, "Böyle adamlar da keşke bizim ülkede doğsa," diyoruz ama şimdi doğsalar bile bu insanların yaşama olan inancı ve sistemin bu gibi insanlara nasıl muamele ettiğini hepimiz ya da birçok insanımız biliyordur. Aslında yapabilirsem eğer, kitaptan alıntılar da paylaşacağım. Çünkü ilk başta yalan olmasın, benim düşüncelerimin çoğundan fazlasını toplumuna uygulamış ve başarmış birisi ve ben de gerçekten seneler boyunca Türkiye'nin "Keşke böyle olsa," dediğim halini düşünmüş ve uygulamaya geçirmiş birisi. Ve bunu sadece laf kalabalığı olarak algılamayın; her ne kadar ülkemden utansam ve sinirli olsam da iyiliğini düşünüyorum. Ama ben kitapta okurken fark ettim, Slav bir yazardan bahsediyor; eğer o sayfaya gelirseniz dediklerimi az buçuk anlarsınız. Çünkü genelde ben Türkiye'yi baştan inşa etmek istiyordum ve çoğunlukla girdiğim teknoloji yarışmalarında derece yapamadım ve gerçekten de üzüldüm. Çünkü ben halka hitap eden bir sürü proje
Duygu ve Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,7bin okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 17:58
Heinrich Böll 'ün Palyaço eseri 2.Dünya Savaşı sonrası Almanya 'sındaki iki yüzlü burjuva sınıfının ahlaki değerlerini ve dini bağnazlıklarını eleştiren,aşk ve yabancılaşma etrafında yazılmış bir eserdir.Palyaço Hans Schnier karakterinin gözünden anlatılmaktadır. Schnier varlıklı burjuva sınıfının bir üyesidir. Hans kendi sınıfından ve dininden olmayan Marie 'ye aşık olur .Kitapta Protestanlık- Katolik dini çok karşı karşıya getirilmiştir. Böll, Katolik kilisesinin katı dogmalarını ve dini çıkarlarına alet eden yobaz zihniyeti sert bir dille eleştirir. Hans ile Marie kilise veya devlet nikahı yapmadıkları için Katolik olan Marie çevresi tarafından hep zina yapan kişi olarak adlandırılır. Marie 'nin bağnaz çevresine kapılarak Hans'ı terk etmesiyle Hans 'ın içine düştüğü depresyon sonucu işi de hayatı da iyiye gitmez her geçen gün daha da kötüleşir. Hans 'ın içine düştüğü depresyon, alkolizm ve yalnızlık,kimi ararsa herkesin birer yalan ile yüz çevirmesi,babası , annesi ve erkek kardeşi Leo'nun bile yanında olmaması dönemin "yabancılaşmış birey "temasını çok başarılı bir şekilde yansıtır. Hans mesleği icabı yüzünü boyayan biridir. Bu metafor bile yazarın toplumun maskeli, yapmacık ilişkilere ve asıl yüzleri yerine maskeli yüzlerini gösteren insanlara bir göndermedir. Severek okuduğum bir kitap oldu. #mineilebirlikteokuyoruz kitap kulübünün Mayıs ayı kitabıydı. PDF olarak okudum.Akıcı bir dili var . İyi okumalar dilerim.
PalyaçoHeinrich Böll · Can Yayınları · 20191,909 okunma
Hükümdar - (Spoiler içerir)
7/10
·112 syf.··
2026 3. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 20:11
Merhabalar , bugün Hükümdar adlı kitabı incelemeye karar verdim. ° Machiavelli bu eseri yazdığında, İtalya bugünkü gibi tek bir devlet değil; Floransa, Venedik, Milano, Napoli ve Papalık gibi sürekli birbiriyle savaşan küçük devletçiklerden oluşuyordu. Ülke, Fransa ve İspanya gibi büyük güçlerin istilasına açık durumdaydı. Floransa Cumhuriyeti’nde diplomatlık yapan Machiavelli, Medici ailesinin yönetimi geri almasıyla görevinden uzaklaştırıldı, işkence gördü ve sürgüne gönderildi. Kitabı, dönemin Floransa hükümdarı Lorenzo di Piero de' Medici’ye ithaf etmiştir. Amacı hem Medici'nin gözüne girerek eski görevine dönmek hem de İtalya’yı bu kaostan kurtaracak güçlü bir liderin (hükümdarın) reçetesini sunmaktır. ° Machiavelli’nin Hükümdar kitabı, gücün nasıl kazanıldığı ve nasıl korunduğu üzerine yazılmış, siyaset tarihinin en gerçekçi ve tartışmalı eserlerinden biridir. "Amaca Giden Her Yol Mubahtır" Yanılgısı Kitapla özdeşleşen bu ünlü söz aslında doğrudan Machiavelli’ye ait değildir, ancak felsefesini özetler. Machiavelli, hükümdarın devletin bekası ve toplumun düzeni için gerektiğinde ahlak dışı (yalan, şiddet, hile) davranabileceğini savunur. Burada amaç kişisel keyif değil, devletin ayakta kalmasıdır. Siyaset ile din/ahlak ilk kez bu kadar keskin bir şekilde birbirinden ayrılmıştır İnsan psikolojisini çok çıplak biçimde anlatıyor, Güç ilişkilerini filtresiz inceliyor, İdealizm yerine gerçekçiliği koyuyor. Okurken birçok kişi şunu hisseder: “Rahatsız edici ama doğru olabilecek şeyler söylüyor.” Hükümdar, insanın çiğ doğasını, güç arzularını ve siyasetin perde arkasındaki acımasız mekanizmaları maskesiz bir şekilde ortaya koyan, yazıldığı dönemi aşarak günümüz modern siyasetini ve uluslararası ilişkilerini (özellikle Realizm okulunu) anlamaya hâlâ ışık tutan bir
HükümdarNiccolo Machiavelli · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 200820,3bin okunma
127
8/10
·265 syf.··
2026 15. kitabı
Eveeet... Burhan Akgül’den okuduğum ikinci kitap da bitmiş oldu. İlk söylemek istediğim ve benim için belki de en önemli şey; yazarın bana Huzursuz Semazen’i okurken hissettiğim o durgunluğu bu kitapta yaşatmaması. Kitap, kapakta da göründüğü gibi gerçekten görme engelli bir kedi üzerine yazılmış. Kendisini zaten TikTok’tan takip ettiğim için kahramanımızı görme fırsatım olmuştu. Açıkçası bu konu üzerinden bu denli heyecanlı bir kitap yazılmasını hiç beklemiyordum. Kişi kendinden bilir işi; ben çok daha duygusal, insanları ağlatacak cinsten bir eser olacağını düşünmüştüm. Bana bu kedi hakkında bir kitap yaz deseler, kesinlikle çektiği zorlukları ve çileleri anlatan bir yol çizerdim. Ama yazarımız öyle yapmamış; ayakları üzerinde dimdik duran bu canlıyı mitolojik karakter Bastet ile ilişkilendirmiş. Gözünün olmayışını nesiller boyu aktarılan bir onur simgesi olarak göstermiş ve onu binlerce yıl süren bir intikam arzusunun ana karakteri yapmış. Kitapta her karakterin gözünden baktığımız bölümler yer alıyor. Ama kesinlikle en çok sevdiğim kısımlar, yazarın kendisini anlattığı bölümlerdi. Yalan yok, kendisini yakından tanıma fırsatım olmadı ama bu bölümler sayesinde sanki onun en büyük sırdaşı benmişim gibi hissettim. Kitabı alacak olanlar da kesinlikle böyle hissedecektir. Umarım ben de hayatımda yeni başlangıçlar yapmak istediğimde onun kadar cesur olabilirim :) Gelelim kitaptaki teknoloji ve devlet anlatımına... Yapay zeka meselesinin sık sık dile getirilmesi, belki de kitabın en sevmediğim tek yanıydı. Bu fikrim, yapay zekanın bize yol gösterecek bir rehber ya da arkadaş olamayacak kadar duygusuz bir icat olduğunu düşünmemden kaynaklanıyor. Maalesef gerçekte kitapta aktarıldığı kadar masum olduklarını düşünmüyorum. Yine de gündelik hayatı kolaylaştıran taraflarını
1000Kitap
Beyaz Melek'in AteşiBurhan Akgül · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20261 okunma
Reklam
Reklam