Öyle özgün ve mükemmel bir kitap ki ne söylesem az kalacak gibi hissediyorum. Saramago'nun okuduğum ilk kitabı ve son da olmayacak sanırım.Kitap ismi bilinmeyen bir yerde ve ismi bilinmeyen bir kişinin trafikte kırmızı ışıkta beklerken aniden kör olması ile başlıyor. Körlüğün nedeninin bilinemediği gibi temasla da bulaşıyor ve zamanla tüm topluma yayılıyor. Hükümet en başta bu konuda otorite koyarak körleri kontrol altında tutmak için bir akıl hastanesinde topluyor. Süreç içinde bölgede denetim sağlayan askerlerin ve yöneticilerin de kör olmasıyla tüm ülkeye yayılan körlükle artan yiyecek ihtiyacı ve temel gereksinimler toplumu kaosa sürüklüyor. Yaşam mücadelesi başlıyor...Kitapta imla ve noktalama işaretlerinin kullanılmaması nedeniyle dikkatli okuma gerektiriyor. Aynı zamanda kitapta yer alan karakterler, isimleri ile değil belirgin fiziksel özellikleri ve meslekleri ile nitelendiriliyor: Mesela; ilk kör, doktor, doktorun karısı,koyu renkli gözlüklü genç kız, şehla çocuk, doktor, doktorun karısı, taksi şoförü, albay gibi...Kitapta körlük üzerinden müthiş bir sistem eleştirisi yapılıyor. Kitapta; ''Sonradan kör olduğumuzu düşünmüyorum.Biz zaten kördük .Gören körler mi, gördüğü halde görmeyen körler mi'' sözleri ile gözlerin adaletsizliğe, kaosa, haksızlıklara ve yozlaşmayla zaten kapalı olduğu, insanlığın körleştiği ifade ediliyor.Son derece çarpıcı, düşündürücü ve gerçekliğiyle ürkütücü bir kitap.Yazarın üslubu, fikirleri, kurgu gücü, sanki olayları yaşıyormuşuz gibi anlatımı ve verdiği mesajlar ile aldığı Nobel Ödülünü son derece hak ettiğini düşünüyorum. Kitabı okurken o kadar etkilendim ki günlerce rüyalarıma bile girdi. Mutlaka okunmalı.