• İnce Memed, okumadığım için kendimi kötü hissettiğim kitaplardan birisiydi (Yüzyıllık Yalnızlık: yirmi beş senelik pişmanlık). Çok rahat okunduğu için hızla bitirebildim, zaten durmak mümkün olmadı, öylesine bir anlatımı var ki herhalde kimse çok uzatarak okumamıştır. Sitede ve başka yerlerdeki yorumlarda kitapla ilgili çok güzel yorumlar var. Benim de ekleyebileceğim hiç bir şey yok, ama nette kitapla ilgili birşeyler okumak istedim yine de: Yaşar Kemal'le İnce Memed üzerine yapılan söyleşilerde çok ilginç bilgiler öğreniyoruz: meselâ eserleri Yaşar Kemal'den esintiler taşıyan Osman Şahin elinde teybiyle Çukurova köylerinde halka İnce Memed'i tanıyan olup olmadığını soruyor. Cevaplar ilginç: İnce Memed'i tanıyan çok insan var, kimisi onunla beraber dağda gezmiş; kimisi güzelliğinden, yakışıklılığından dem vuruyor, bir diğeri ise bir İnce Memed anlatıcısı destancı olmuş, hatta Yaşar Kemal bu destancıyı bir köy kahvesinde dinlemiş, bu destancı için yazar "Acaba ben bu İnce Memed'i daha güzel yazabilir miydim? Suyun altında binlerce yıl kalmış çakıltaşı gibi destanlar böyle yaratılır işte. O destancıya göre de Toroslar'dan öte bir yerde İnce Memed hâlâ yaşıyordu. Nasıl bir karakter ki, insanlar yazarın kurgusuna kendini dahil edecek kadar tanıyor onu... Ya da yakın hissediyor..." diyor. İnsanlara böylesine etki eden bir edebiyat karakteri bulmak çok kolay olmasa gerek. Yaşar Kemal'in buzulların İstanbul boğazına indiği bir kış vakti elinde eldivenlerle soğuktan titreyerek sırf para kazanmak için yazdığı İnce Memed, insanı afallatacak güzellikte bir edebiyat örneği olup kitabın, karakterlerin, İnce Memed'in insanın başını döndüren etkisinden kurtulmak kolay değil. Kitabın sonlarında beklediğimiz dramatik etkinin kolayca ve gereken etkileyiciliği sağlayamadan çözülmesi bile bu hissi bozamıyor, çünkü bir kitap okuduğumuzu değil, kanlı canlı insanların hayatlarına bakmaya çağrıldığımızı biliyoruz ve böylesine gürül gürül akan bir edebiyat nehrinden kana kana içiyoruz. Böylesi bir edebiyat güzelliğinden kimse mahrum kalmamalı.
  • Ölüme Yakın

    Akşamüstüne doğru, kış vakti;
    Bir hasta odasının penceresinde;
    Yalnız bende değil yalnızlık hali;
    Deniz de karanlık, gökyüzü de;
    Bir acaip, kuşların hali.

    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
    -Akşamüstüne doğru, kış vakti -
    Benim de sevdalar geçti başımdan.
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    Zamanla anlıyor insan dünyayı.

    Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
    Kötülükten gayri?

    Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz.

    Şair: Orhan Veli Kanık
  • Ölüme Yakın

    Akşamüstüne doğru, kış vakti;
    Bir hasta odasının penceresinde;
    Yalnız bende değil yalnızlık hali;
    Deniz de karanlık, gökyüzü de;
    Bir acayip, kuşların hali.

    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
    - Akşamüstüne doğru, kış vakti -
    Benim de sevdalar geçti basımdan.
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    Zamanla anlıyor insan dünyayı.

    Oluruz diye mi üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük su fani dünyada
    Kötülükten gayri?

    Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz.

    Orhan Veli Kanık
  • HÜSEYİN RAHMİ GÜRPINAR (1864-1944) Kuyruklu yıldız.., Gulyabani
    HALİT ZİYA UŞAKLIGİL (1866-1945) Aşk-Memnu, Mai ve Siyah
    MEHMET EMİN YURDAKUL (1869-1944) mİLLİ şair
    MEMDUH ŞEVKET ESENDAL (1883-1952) Ayaşlı ve Kiracılar, Miras.
    Yahya Kemal BEYATLI (1884-!938) Kendi gök Kubbemiz,
    AHMET HAŞİM (1884-1935) Göl saatleri
    Ömer SEYFETTİN(1884-1920) Kaşağı
    Reşat Nuri GÜNTEKİN (1889-1952) Yaprak dökümü, Çalıkuşu..
    Peyami SAFA (1889-1961) 9.Hariciye Koğuşu..,Yalnızız
    ORHAN SEYFİ ORHON (1890-1972) şair ,gazeteci, siyasetçi
    ENİS BEHİÇ KORYÜREK (1891-1949) şair.
    HALİT FAHRİ OZANSOY (1891-1971) Şair ve oyun yazarı
    YUSUF ZİYA ORTAÇ (1896-1967) Şair

    FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL (1898-1973)Han Duvarları
    FALİH RIFKI ATAY (1894-1971) Siyasetçi
    ÂŞIK VEYSEL (1894 –1973)Dostlar Beni Hatırlasın, Sazımdan Sesler, Deyişler


    NAHİD SIRRİ ÖRİK (1895-1960) Kıskanmak
    HALİKARNAS BALIKÇISI (CEVAT ŞAKİR KABAAĞAÇLI) (1890-1973)
    KEMALETTİN KAMU (1901-1948)) memleket şairi, vatan sevgisi ve gurbet teması

    AHMET HAMDİ TANPINAR (1901-1962) Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Abdullah Efendi'nin Rüyası, Beş Şehir, Mahur Beste, 19.Asır Türk Edebiyatı, Yaşadığım Gibi.
    SAİT FAİK ABASIYANIK (1906-1954)Sarnıç, Semaver, Şahmerdan, Mahalle Kahvesi, Son Kuşlar, Kayıp Aranıyor, Âlem Dağında Var Bir Yılan, Havada Bulut, yaşamak Hırsı, Şimdi Sevişme Vakti.
    Nazım Hikmet RAN (1902-1963) Memleketimden insan manzaraları

    KEMALETTİN TUĞCU (1902-1996) 80 adet çocuk romanı yazdı

    ARİF NİHAT ASYA (1904-1975) Bayrak şairi olarak anılır.
    NECİP FAZIL KISAKÜREK (1905-1983) Çile
    Sabahattin ALİ (1907-1948) Kürk Mantolu Madonna, içimizdeki şeytan...

    AHMET KUTSİ TECER (1907-1967)
    NURULLAH ATAÇ (1898-1957) Karalama Defteri, Sözden Söze, Diyelim
    Halide Edip ADIVAR (1908-1964) Sinekli Bakkal, Ateşten Gömlek
    AHMET MUHİP DIRANAS (1909-1982) Fahriye Abla
    CAHİT SITKI TARANCI (1910-1956) Otuz Beş Yaş, Ömrümde Sükût, Ziya'ya Mektup.
    KEMAL TAHİR (1910-1973 Esir Şehrin İnsanları, Yorgun Savaşçı, Devlet Ana,
    ORHAN KEMAL (1914-1970) Ekmek Kavgası,Üç Kağıtçı, Hanımın Çiftiği...
    ORHAN VELİ KANIK (1914-1950) Garip, Vazgeçemediğim,
    OKTAY RIFAT HOROZCU (1914-1988)
    BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU (1911-1975) Ressam
    MELİH CEVDET ANDAY (1915-2002)
    BEHÇET NECATİGİL (1916-1979) Kapalıçarşı, Evler, Divançe, Arada, Çevre, Eski Toprak

    HALDUN TANER (1916-1986)Öykü ve oyun yazarıdır.
    Tiyatro: Günün Adamı, Dışarıdakiler, Huzur Çıkmazı, Keşanlı Ali Destanı, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım,

    AZİZ NESİN (1915- 1995) Şimdiki çocuklar harika, o kadar çok ki ,onlarca öykü, oyun

    Kerime NADİR(1917-1984) Türk filmlerine de konu olan sayısız aşk romanı yazmıştır.

    Cahit KÜLEBİ (1917-1997) şair

    NECATİ CUMALI (1921-2001) Tiyatro oyunları ,Tütün Zamanı, Acı Tütün, Aşk da Gezer romanlarıdır.

    EDİP CANSEVER (1928 -1986) İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Kirli Ağustos,

    İLHAN BERK (1916 -….) şair

    CAN YÜCEL (1926-1999) Sayısız şiir.

    Hasan Hüseyin Korkmazgil 27-84 Acılara Tutunmak
    CEMAL SÜREYA (1931 -1990) Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Güz Bitiği, Sıcak Nal, Sevda Sözleri... Denemeleri Şapkam Dolu Çiçekle, 99 Yüz,

    CEYHUN ATUF KANSU (1919 - 1978)Şair

    TURGUT ÖZAKMAN (1930 - ) Romanları Korkma insancık Korkma, 19 Mayıs 1999-Atatürk Yeniden Samsun'da, Şu Çılgın Türkler.

    Fakir BAYKURT (1929-1969) Yılanların öcü...

    ATİLLA İLHAN (1925-2006) Duvar, Ben Sana Mecburum, Elde Var Hüzün ,Korkunun Krallığı Yasak Sevişmek Tutuklunun Günlüğü...
    ABBAS SAYAR (1923-1999) Yılkı Atı
    ÖZDEMİR ASAF (1923-1981) Dünya gözüme Kaçtı, Sen Sen Sen, Yalnızlık Paylaşılmaz,
    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA (1914-2008) Destanlar şairi
    YAŞAR KEMAL (1923- 2015 İnce Memed, Karıncanın su içtiği, ....
    TARIK BUĞRA (1918-1994) Küçük Ağa, Osmancık, İbiş'in Rüyası, Firavun İmamı, Küçük Ağa
    Vedat Türkali (1919-2016 Bir Gün tek başına, Mavi Karanlık,....
    Yusuf Atılgan (1921- 1989 Anayurt oteli, Aylak adam
    Ahmet ARİF (1927-1991) HaSRETinden prangalar eskittim
    Adalet AĞAOĞLU (1929- Ölmeye Yatmak, Bir düğün Gecesi......
    Oktay AKBAL (1923-2015)
    MUZAFFER İZGÜ (1933-1917) Çocuk kitapları yazarı
    Tahsin Yücel (1933, Elbistan-2016) .çevirmen, yazar
    Ümit Yaşar Oğuzcan, ( 1926, 1984) - Şair.
    OĞUZ ATAY (1934-1977) Tutunamayanlar, Bir bilim adamının romanı,...
    ERDAL ÖZ(1935-2006) YARALISIN, Cam kırıkları, Gülünün solduğu akşam
    SEVGİ SOYSAL (1936-1976) Yenişehirde bir öğle vakti
    ÇETİN ALTAN (1927-2015) Viski
    Tarık Dursun KAKINÇ (1931-2015)
    AYŞE KULİN (1941- ) Adı aylin, Füreyya.....
    METİN ALTIOK (1940-1993 Sarıl bana
    ATAOL BEHRAMOĞLU( 1943- On ayrılık şiii
    PINAR KÜR (1943- Bir Deli Ağaç
    İNCİ ARAL(1944- ) Mor
    Nazlı ERAY (1945- ) Aşkı giyinen adam
    ZÜLFÜ LİVANELİ (1946-) Serenad, Kardeşimin Hikayesi,,,,
    AHMET TELLİ (1946-..)
    NEDİM GÜRSEL(1951)
    SELİM İLERİ (1949- ) Yaşarken ve Ölürken, ....
    AHMET ALTAN (1950- ) Kılıç yarası gibi, İsyan günlerinde aşk....
    0RHAN PAMUK ( 1952- )Benim Adım Kırmızı, Cevdet Bey Ve oğulları, Kar, Beyaz Kale, Kara Kitap, Sessiz Ev.

    MURATHAN MUNGAN (1955-...) Üç aynalı kırk oda, Yüksek topuklar,....

    ŞÜKRÜ ERBAŞ( 1953- ) şair

    BUKET UZUNER :(1955-)

    LATİFE TEKİN (1957- )Sevgili arsız ölüm

    İSKENDER PALA (1958- ) Od...

    İhsan Oktay ANAR (1960- Puslu kıtalar atlası

    SUNAY AKIN (1962- )

    PERİHAN MAĞDEN (1960- )

    AHMET ÜMİT (1960-

    ELİF ŞAFAK (1971-

    ECE TEMELKURAN (1972-
  • Aşk bir deniz kadın onun kıyısıdır.

    İnsanlarda eksik olan güç değil iradedir.

    Affetmek iyi insanların intikamıdır.

    Fakirlik insanın sözde dostlarını uzaklaştırır.

    Güzellik tektir çirkinlik bin türlüdür.

    Herkes ölür ama herkes (gerçekten) yaşamaz.

    Zorluk adam eder bolluk hayvan eder.

    Ölmek bir şey değil. Korkunç olan yaşamamaktır.

    Gençliğe yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz.

    Ekmeksiz hürriyet hürriyetsiz ekmek düşünülemez.

    Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın.

    Hiç bir ordu vakti gelmiş bir fikir kadar güçlü değildir.

    Bir şey olmayı değil birisi olmayı amaç edinin.

    Orduları durdurmak mümkündür fikirler ise durdurulamaz.

    Az yalan söylenmez yalan söyleyen her yalanı söyler!

    Zamanı gelmiş bir fikir dünyadaki bütün güçlerden üstündür.

    Kadını güzel yapan Tanrı sevimli yapan ise şeytandır.

    Tuhaf bazı kimseler birinden nefret etmeden başkasını sevemezler.

    En karanlık gece bile sona erer ve güneş tekrar doğar.

    Kadınsız bir erkek horozsuz bir tabanca gibidir erkeği ateşleyen kadındır.

    Öğrendikten ve sevdikten sonra daha çok acı çekersin.

    Ağlamak için gözden yaş mı akmalı dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?

    Yerini vaktinde terk etmeyi bilmek gerçek olgunluktur.

    Düşünceye dalmış adam işsiz değildir. Görünen iş vardır bir de görünmeyen iş.

    Kırk yaş gençliğin ihtiyarlığı elli yaş ihtiyarlığın gençliğidir.

    Beni en çok üzen bana yalan söylemen değil sana bir daha inanmayacak olmam.

    Zekâ karımdır. Hayal gücü metresimdir. Hafıza uşağımdır.

    Hiç kimse vazgeçilmez değildir ve hiç kimse kendini vazgeçilmez sana biri kadar aptal değildir.

    Kalabalıklar her zaman tehlikelidir. İçinde ruhlarını ucuza satan alçaklar barındırır.

    Çalışmak uçup gidebilecek bir alışkanlıktır bırakması kolay yeniden başlaması zor bir alışkanlıktır.

    Gerçekten mutlu olmak için mutluluğa sahip olmak yetmez. Onu hak etmek gerekir.

    Kadınlar kendilerine yapılan birçok şeyi affedebilir ama affetikleri şeyleri hiçbir zaman unutmaz.

    Çalışmak uçup gidebilecek bir alışkanlıktır bırakması kolay yeniden başlaması zordur.

    Çalışmak uçup gidebilecek bir alışkanlıktır bırakması kolay yeniden başlaması zor bir alışkanlıktır.

    Öldürmek için silah hançer mi olmalı? Saçlar bağ gözler silah gülüş kurşun olamaz mı?

    Belki de yalancı arkadaşlarına bir teşekkür borçlusun sana gerçek dostlarının kıymetini hatırlattıkları için.

    Öyle alçak bir kapıdır ki açlık geçilmesi zorunlu oldu mu insan ne denli büyükse o kadar çok eğilir.

    Düşünme zihnin işi hayal ise zevkidir. Düşünme yerine hayal etmek zehri besinden ayırt edememektir.

    Aşk karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla sersemin teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.

    Hayat felaket yalnızlık yüzüstü bırakılmışlık yoksulluk kendine göre kahramanları olan savaş alanlarıdır.

    Evet, sevgili kapına geldim ve ben den vazgeçtim. Sen kim o de yeter ki kim olmamı istiyorsan o olmaya geldim.

    Bir çocuğa yalan söyleme demeyin. Doğruyu söyle deyin. Birincisinde suçlamış ikincisinde yol göstermiş olursunuz.

    Öyle alçak bir kapıdır ki açlık geçilmesi zorunlu oldu mu İnsan ne kadar büyükse o kadar eğilmek zorunda kalır.

    Siz yardım edilmiş bir yoksulluk istiyorsunuz. Biz ise ortadan kaldırılmış bir yoksulluk. O yüzden anlaşamıyoruz.

    Bazen alabileceğin en büyük intikam affetmektir. Ve bazen karşıdakine verilebilecek en güzel cevap gülüp geçmektir.

    En anlamlı yemin söz vermektir En büyük intikam affetmektir En adi söz hiç sevmedim demek Ve en güzel cevap gülüp geçmektir.

    Yalan zeka işidir dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene.

    Gitme diyebilecek kadar güçlü olmalı insan hayatta. Çünkü hiç kimse kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil aslında.

    Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir.

    İyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. Çünkü kadınlar kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir. Hayat her gidenin ardından koşmaya değmez bilmelisin. Se gelecek olanları bekle gidecek varsa bırak gitsin.

    Dünyada en çok istediğim ve bana yaşamı gerçekten sevdiren iki şey var aşk ve özgürlük. Aşk uğruna gerekirse yaşamımdan vazgeçerim. Özgürlük uğruna ise aşkımı da feda ederim.

    Bir bakışın kudreti bin lisanda yoktur bir bakış bazen şifa bazen zehirli oktur. Bir bakış bir aşığa neler neler anlatır. Bir bakış bir aşığı saatlerce ağlatır. Bir bakış bir aşığı aşkından emin eder sevişenler daima pekguzelsozler.com gözlerle yemin eder.

    Hırsızlık para mal mı çalmaktır? Saadet çalmak hırsızlık olmaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah hançer mi olmalı? Saçlar bağ gözler silah gülüş kurşun olamaz mı?
  • Dışarıdan vuran insan sesleri,
    Sakin bir müzik ve loş ışığın altında,
    Kitap okuma vakti...
    Gözüme uyku girebilecek mi bugün diye düşünürken,
    İçime işleyen yalnızlık orkestrası...
    Gökyüzünde yıldız göremediğim bir yerdeyim.
    Halbuki balonlar çoktan uçtu gökyüzüne.
    Her zamanki gibi ışıltılı değil gözlerim.
    Anlamış olmam gerek; bir şey söylemekten, anlatmaktan sıkıldığımı...
    Kaçmam gerek sanki korkarak baktığım bu orkestranın kucağına...
    Belki uçurtmalar tutan çocuklar, gündüzlerden kaçmadan,
    Yetişebilirim yalnızlığıma...
    Ve belki alışabilirim bu orkestraya...
    Mideme giren sancılardan da,
    Boğazımdaki düğünden de sıyrılırım belki...
    Belki bir gün doktor amcalar vurmadan iğneyi tedavi eder çocukları.
    İşte o zaman giderim doktor amcalara.
    Ama vücutsal olan bir zehir için değil...
    Bak derim doktor amca!
    Oyuncaklarımı aldılar elimden.
    Ne annem dinliyor beni, ne babam.
    İkiside koşuştururken kendi hayatlarında,
    Ben ölüyorum amca...
    Çünkü balonlarım kaçtı elimden,
    Uçurtmalarım asılı kaldı ağaçlarda,
    Ve oyuncaklarım kırıldı!
    Ben kötü bir çocuk muyum doktor amca?
    Kimse mi sevmiyor beni?
    Peki ben ne yapayım bu çocuk halimle?
    Doktor amca!
    Her şey birbirine karıştı.
    Ne kendimi, ne uçurtmalarımı çözebiliyorum,
    Ne balonlarım yakalayabiliyorum gökyüzünden...
    Belki astronot olsam, yakalarım balonlarım.
    Belki zanaatkar olsam, çok güzel uçurtmalar yaparım.
    Belki oyuncağı olsam; tamir ederim arabalarımı, bebeklerimi.
    Ama hangi birini yapayım doktor amca!
    Kimse beni dinlemiyor!
    Kimse inanmıyor bana!
    Sanki herkes ölmem için pusuda bekliyor.
    Herkes akbaba olmuş doktor amca!
    Ve ben dayanamıyorum akrabalara.
    Tüm çocukları gömüyorlar topraklara.
    Ben ne zombi olmak istiyorum, ne akbaba...
    Ama onlar istiyor ki zombi olayım!
    Hayır...
    Ben çocuk korkutamam doktor amca.
    Bana yaptıkları gibi, alamam onların elinden balonları, uçurtmaları.
    Şimdi sana soruyorum ki...
    Ne yapmalı da kurtarmayı çocukları?
    Ne yapmalı da tutmalı balonları,
    Çözmeli uçurtmaları, tamir etmeli oyuncakları?
    İşte böyle anlatırdım doktor amcaya...
    Sonra soracaklarım bitmeden, susardım içimden içimden...
    Hele ki bir gün...
    Doktor amcalar bulurlarsa, iğne vurmadan çocukları tedavi etmeyi!
    İşte o gün gideceğim doktor amcaya...
    Esra Gündüz...
  • Hüzün çanağı yalnızlık
    Yasaklarla büyütüldü
    Bir gece vakti
    Katledildi suya inen çocuklar.

    Tellâl haber saldı dağlara
    Siyahlar giyildi, ağıtlar yakıldı
    Kızıl bir dem kaldı geriye.

    Ozan Deniz Sarıtop