Vurulmuş bir geyiktir sensiz zamanlar İçimin ormanı bir yangın yeri
Hiçbir şeyime karışmadılar; yalnız bir gün, bir tepenin üstüne çıktığım zaman, bütün İstanbul'u, Boğaz'ı, Adalar'ı, Marmara'yı görünce, içimde bir şeyler oldu; sevmek, yalnız sevmek, hem de yangın gibi sevmek... Alemdağ'da Var Bir Yılan Sait Faik Abasıyanık
Kitap Alıntısı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hadi Gel
Ay Karanlık Maviye, Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine. Rüzgarda asi, Körsem, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık' Ahmed Arif Ahmed Arif
Şiir
Derler ki tanrıların en eski çağlarında, kalbi bir kez kırılıp da tekrar atan insanlara zambak fısıldanırmış. Zambak, her çiçekten farklıymış çünkü onu sevmek kolay değilmiş. Ne gül gibi cilveli, ne papatya gibi çocukmuş. Zambak, suskunmuş. Gururlu, mesafeli, zarif ama aynı zamanda karanlık. Zambak seven insanlar da böyleymiş. Sıradan aşklara yüz çeviren, sevdiğinde dibine kadar inen, sevdikçe kendinden vazgeçen... Onlar için aşk bir oyun değil, bir ibadetmiş. Kalplerinde hafiflik değil, yangın taşırmışlar. Sevilmekten çok, yakılmak istermişler. Zambak seven biri sana gözlerinin ucuyla bile bakıyorsa, bil ki o an her şeyi düşünmüştür: Seni, geçmişini, en sevmediğin yönünü bile sevip sevemeyeceğini... Çünkü onlar severse bir ömür susar, ama bir daha da unutmaz. Bu yüzden zambak sevenlere dikkat et derler - onlar sıradan bir gülüşe değil, içini paramparça eden suskunluğa aşık olur.
Edebiyat
`Gölgesi
Ağlasada gizliyor gözlerinin yaşını; Bir kere eğemedim bu kadının başını. Kaç kere sürükledi gururumu ölüme Fırtınalar yaratan benim coşkun gönlüme. Cevapları öyle heycansız ki onun, Kaç kere iman ettim, hiçliğine ruhunun. Kaç kere hissettim ki, yine bu gece gibi Güzelliğin önünde, dolup, çarpmalı kalbi Ne mehtabın aksine yelken açan bir sandal Ne de ayaklarında kırılan ince bir dal Onun taştan kalbini sevdaya koşturmuyor. Bir çiçeğin önünde bir dakkika durmuyor... Dönüyoruz yine biz uzun bir gezintiden Gönlümün elemini döküyorken ona ben O bana kendisini gülerek naklediyor diyor. Ya bu kadın delidir, yahut ben çıldırmışım Ben ki bir çok kereler kırılmışım, kırmışım Ömrümde duymamıştım böyle derin bir acı Birden onun yüzüne haykırma ihtiyacı İçimde alev alev tutuştu yangın gibi Bir dakika kendimin olamadım sahibi Hiç olmazsa öcümü böyle alırım dedim Yolda mağrur duran gölgesini çiğnedim. `Nazım Hikmet
Şiir
Ve bazen evini bulabilmen için ortalığın yangın yerine dönüşmesi gerekir.
Alıntı