Zehra...
Geçen sene Aşura gecesinde içim sıkıldığı için kendimi yollara atmıştım. Sokakta birkaç insandan başka bir şey yoktu, ellerinde Hüseyin yazan kurdelelerden, yeşilli siyahlı bayraklardan başka bir şey taşımayan insanlar... Yaşadığım şehirde mezhep çeşitliliği çok fazladır. Öyle boş boş yürürken biri seslendi "Zehra!" diye. Umursamadan yürümeye devam ettim yine bağırdı Zehra diye. Ben hayatımda bu kadar acı bir ses duymamıştım, sesin sahibini ararken bir ağacın altında adamı gördüm. Elinde dağıttı suların kolisi, öylece oturuyordu. Bizim bu bölgede erkekler genelde yaşı kendinden küçük kızlara "ana" diye seslenir. Ona baktığımı anladığında "Gel Zehra Ana" dedi. Biraz daha yaklaştım, ağlıyordu. Ayağı sakattı, yardım istedi, yardım ettim. Yanından ayrılırken yine Zehra dedi bana. Bazen kafamın içinde yine o adamın sesini duyuyorum, Zehra diye sesleniyor bana. Tırnağı dahi olamam ama bu beni çok çok etkilemişti. Niye anlattım bilmiyorum ama bu günler hepimizin içinde bir yangın gibi yanıyor diye düşünüyorum. Rabbim, Resulullah (sav)'ın ehlibeytinin sevgisiyle bizi şereflendirsin, Cennet'in kadınlarından biri olan Hz. Fatıma annemizin dizinin dibinde oturabilme şerefine nail etsin.
"Aşk, sevdiğinde yok olmandır; onun iradesinde kendi iradeni eritmendir. Sen O oluncaya kadar bu yangın sönmez."
Reklam
Kül ve Sessizlik Gecenin omzuna bıraktım adını, Bir yas çiçeği gibi soldu zaman. Ay, kırık bir aynaydı göğün kıyısında; Yüzüne bakınca çoğaldı yalnızlığım. Senden sonra, Saatler pas tuttu duvarlarda. Rüzgâr, eski bir şiirin Unutulmuş mısralarını sürükledi avluma. Ne kadar sustuysam O kadar büyüdü içimde yokluğun. Çünkü bazı ayrılıklar, Bir kapının kapanışı değil; Bir ömrün yavaşça küle dönmesidir. Ve ben, Küllerinden bile vazgeçemeyen Son yangın olarak kaldım Kendi harabemin ortasında.
Babalar hep yüreklerde yaşar.
Bazı boşluklar dolmazmış. Bazı yaralar kapanmazmış. Hayat sana masallar anlatırken İçindeki yangın hiç sönmezmiş. Çok sevdiğin biri gidince, Duyduğun sevgi hiç ölmez, Yüreğindeki özlem paslanmazmış. Sensiz bilmem kaçıncı gün bugün, Keşke yine kızsan bu kadar iyi olma diye, Çünkü huysuz insanlara hala katlanıyor. Hala içimdeki sevgiyi dağıtıyorum. Senin yetiştirdiğin gibi, Senin güçlü kızın gibi, Zaten dedikodu çok sevmem bilirsin, Şimdilerde tek dedikodum kitap karakterlerini çekiştirmek Artık maç izlerken de kızmıyorum kimseye Kabulleniyorum herşeyi daha da bir olgunlaştım. Bak bugün İlkin Aydın'ı bile Milli formanın hakkını verdi diye eleştirmiyorum. Vargasla birlikte savaşıyorlar. İçimden sana anlatıyorum. Hala yasım bitmedi ,bitmeyecek biliyorum. Kızkardeşimin ablamın yanında senden pek bahsetmiyorum. Biliyorsun onlar benden de ağlak. En son mezarında yanlız kaldığımda konusamamıştım seninle. Çünkü kabullenemedim hala gitmeni Sanki bir yerlerden çıkacaksın Otorite diye bağıracaksın bana Küçükken şu teyzene, şu amcana da şiir yaz derdin ya ne yapacağım şimdi der spontane bişeyler karalardım. Gözlerinde bir gurur, gülümseyerek bakardın bana,
Hayata Dair
Akşam vakti sardı yine hüzünler Kalbim yangın yeri gel kurtar beni senden Ezginin günlüğü
Müzik
Mahallede yakında bir yangın çıkar, o yüzden bugün gidip kendime güzel bir tarak alacağım
Reklam
Reklam