“Yangın, yanmamış evlerde konuşulmaz..”
1000Kitap
Shinrin-yoku / Yoku Defterleri
İnsan bazen temizlenmek için suya ihtiyaç duymaz. Bazen kendi içindeki ağır sesi azaltacak başka bir varlık arar. Ne açıklama ister, ne çözüm. Sadece bir süreliğine kendisiyle baş başa kalabileceği ama kendinden kaçmak zorunda olmadığı bir alan. Japonların buna verdiği güzel bir isim var. Shinrin-yoku. Ormanın içinde yürümek. İlk duyduğumda, bunun ağaçlarla ilgili olduğunu sanmıştım. Sonra fark ettim ki mesele ağaç değildi. Orman, insanı değiştirmeye çalışmadan ona iyi gelen ilk şeylerden biriydi. Bir süre içinde kalıyorsun. Kimse sana nasıl yaşaman gerektiğini söylemiyor. Kimse seni yargılamıyor. Kimse senden daha güçlü, daha başarılı, daha mutlu olmanı beklemiyor. Ve sen, hiçbir şey olmaya çalışmadığın o kısa zamanın sonunda, biraz daha kendin olarak çıkıyorsun. O gün aklıma şu soru düştü Acaba insanın başka banyoları da var mı? Suyu olmayan… Ama ruhu yıkayan… Belki iyi bir dost… Belki güven… Belki bir kitap…
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kadın Hakları
DİN PERDESİ ARDINDAKİ ZULÜM: AFGANİSTAN’IN ÇİLESİ VE İNSANLIK ONURU Bismillâhirrahmânirrahîm. Aziz dostlar, muhterem dinleyenler! Şu içinde yaşadığımız asra bir bakınız! Günümüz dünyası maalesef fecaatlerle, vahşetle, katliamlarla, baskı ve zulüm gibi ehl-i vicdanı yaralayan musibetlerle çalkalanmaktadır. Savaşlar durmuyor, durmak bilmiyor; mazlumlar ve zayıflar gün geçtikçe gaddar zalimlerin çizmeleri altında daha da eziliyor, daha da inliyor! Binaenaleyh, bugün burada sizlere uzaktaki bir memleketin hikayesini değil, Afganistan topraklarında arşa yükselen o feryadı, o büyük zulmü haykıracağız! Dostlarım! Orada hanım kardeşlerimizin eğitim, kisve (giyim), kelam ve hürriyet-i fikir gibi en tabi, en fıtri hakları gasbedilmektedir! Kadınlar, adeta bir esaret zincirine vurularak her geçen gün daha da değersizleştirilmektedir. Onları bu zillet girdabına iten amiller, kendi keyfi idarelerini güya Şeriat-ı Garra’ya dayandırarak İslam’ı lekelemeye cüret ediyorlar! Hâşâ sümme hâşâ! İslamiyet perdesi arkasına saklanarak sergilenen bu istibdat, bu tahakküm sistemi, din-i mübin ile asla telif edilemez! İlk olarak şunu beyninize nakşediniz: O münafıkların, o sahtekarların fiillerine bakarak sakın ola mukaddes dinimizden soğumayınız! Çünkü hakiki İslamiyet, merhamettir, adalettir; bu sergilenen habis manzara asla İslam değildir! Şimdi asıl meseleye, yani hukuk-u nisvana (kadın haklarına) gelelim! Afganistan’daki o gafil idare, hanım kardeşlerimizin her türlü insani hakkını elinden alarak onları adeta diri diri mezara gömmektedir. Orada yaşayan annelerimizin, bacılarımızın yanlarında bir mahremi (erkek yakını) olmadan sokağa çıkmalarına dahi müsaade etmiyorlar! Böyle bir rezalet olamaz! Böyle bir tefessüh, böyle bir hukuksuzluk kabul edilemez! Bu gidişata derhal "dur" denilmesi
Siyaset
Ey Sevgili! /Leyla’ya, Leyla demek Mecnun’luğa taliplikmiş Şimdi bana Leyla’dan geçmek düşer Ayrılığın tek çaresiymiş bu/ Gitmeli buralardan Bu su kendini çoğaltıyor seni andıkça Her teşekkürde sen muhakkak karşımdasın Tüm şairler seni tanıyor sanki Hep seni yazıyorlar Ağzımda deniz kokusu Bu vapur da sana boşalıyor ey sevgili! Sen unutulduğun kadar sevgilisin İbrahim’in yüreğine ateş üfler nefesin Bak, bu karınca da çatladı merhamet yolunda Seni hangi kavme tufan olarak gönderdiler Ahh Leyla, ey ademoğlunun en büyük imtihanı Sen ve gece, siyah üstüne siyah Bu ceylan da kan kusar ey sevgili! Buralardan gitmeli diyorsam sen elbet Beyaz olan her şeyden Aklımdan, şu çiğ düşmüş kirpiklerimden yani Bu yağmur seni hatırlatmalı Bu deniz, bu çay bahçesi başkalarının olmalı Tüm mezarlıklarda geçerli referansın Bu şehir de sen gibi artık
...dert, sol tarafımdan zorluyor. içimde kor var, sönmez bu yangınlar. sinem de nicelerinin yükü, ben yüklenmedim, üzerime devrildi.
Şiir
Annesiz bırakılan tüm çocuklara ve hayattan koparılan tüm kadınlara sözümüz olsun: Kalbimizdeki bu yangın, bu dünyadan hesabı sorulana kadar asla sönmeyecek. Başımız öne eğik, yasımız sonsuz, öfkemiz diridir.