oysa kendini bulmak dedikleri bu saçmalık
sonu olmayan bir hayal
kendimi daha iyi tanımayı beklerken
hayatımı ertelemekten bıktım
her geçen gün yepyeni bir insan oluyorum
dönüşüyorum, deri değiştiriyorum ve sonra yeniden başa dönüyorum yani tam burada
içinde olduğum bu anda aslında
gelecekte bir yerlerde değil kusursuz benliğim
bir şeyleri düzeltmek zorunda değilim
bugüne dek cevaplar aradıysam
eksik olduğum için değil
büyümeye devam edecek kadar cesur olduğum için
hayatımı güzel kılacak her şey
şimdiden ellerimde benim
Yani ben onların gözünde iki farklı kişi, birisi ve birisi daha değil, ben farz ettikleri kişiye artı bir veya eksi bir değil, ben her nasılsam ben, hiçkimse idim.
“Hayata bir çizgiymiş gibi davranmamak. Hayatı bir dizi nokta olarak düşünmek. Tebeşirle çizilmiş düz bir çizgiye bir büyüteçle bakarsan, bir çizgi olduğunu düşündüğün şeyin aslında bir dizi ufak nokta olduğunu görürsün. Doğrusal
görünen bir varoluş, aslında bir dizi noktadır; yani, hayat bir dizi andan ibarettir.”
Mevlana'nın "sevgi merkezli din anlayışı"nın yanı sıra, yobazların "korku merkezli din anlayışı" çoğu ailelerde çocuk yetiştirmede kullanılan temel eğitim felsefesi olmuştur.
“Ama hayat zirveye varmak için bir dağa tırmanmaktan ibaret olsaydı, büyük bir kısmı 'yolda' geçerdi. Yani, kişinin ‘gerçek hayatı’ dağ başındaki tırmanışıyla başlar ve o noktaya kadar katettiği mesafe, 'belirsiz ben' tarafından yaşanan 'belirsiz bir hayat' olurdu.”
"Umarım uykunda ölürsün."
Yanlış duyduğumu düşünerek başımı kaldırdım. "Ne?"
"Umarım uykunda ölürsün. Son zamanlarda bunu düşünüyorum da ölümü yani. En iyi yol bu olmalı. Birisini gerçekten
seviyorsan, bu şekilde ölmesini istersin ve ben seni her şeyden çok
seviyorum. Bu yüzden de umarım uykunda ölürsün."
O andan itibaren her gece yatmadan önce birbirimize bunu
söyledik.