9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
DİKKAT SPOİLER İÇERİR..... İtalyan yazar Mario Mazzanti, Şah Mat romanı ile son zamanların en iyi polisiye romanlarından bir tanesine imza atıyor ve okurlarını baştan sona sürükleyici ve karmaşık bir seri cinayetler ile baş başa bırakıyor. Bunu yaparken de okurlarını adeta bir satranç oyununun içine sokuyor ve bir anlamda onları da oyunun içine dahil edip katili buldurmaya çalışıyor diyebiliriz. Adriana Maggesi için gece normal başlamıştı fakat bu onun son gecesi olacaktı. Evine aldığı adamın katili olacağını asla bilemezdi. Kafasına aldığı darbe ile bir anda yere yığıldı. Daha darbenin acısını atlatamadan göğsüne girip çıkan keskin bıçağın acısı daha da dayanılmaz hale gelmişti. Artık hayatta kalmak yerine bir an önce bu acının sona erip ölmeyi diler hale geldi. Claps uzun zamandır suç psikiyatristi olarak polise önemli cinayet davalarında yardımcı olmaktaydı. O gün gelen telefon ile yeni bir dava onu beklemekteydi. Olay yerine vardığında tüm dairenin içine sinmiş olan kadının kokusunu hissetmeye çalışarak neler yaşadığını anlamaya çalıştı. Kapıda herhangi bir zorlanma yoktu. Belli ki kurban katilini tanıyordu ve eve girmesine izin vermişti. Daha sonra bir tartışma çıkmış, katil kadının başına sert bir cisim ile vurarak yere yığılmasına neden olmuştu. Daha sonra mektup açacağını defalarca göğsüne saplayarak bir anlamda cinnet geçirmişti. Kadın 6-7 darbeden sonra çoktan ölmüştü fakat katil toplam 18 defa mektup bıçağını saplamıştı. Görünen o ki aralarında bir tartışma çıkmış ve adam kendini kaybedip kadını öldürmüştü. Büyük ihtimal bir aşk cinayetiydi. Zaten kurbanın sevgilisi olan Morganti tam o sırada sevgilisini ziyaret gelmiş fakat asansörde iken elektrikler kesilince uzun süre mahsur kalmış, daha sonra daireye çıktığında sevgilisini yerde ölü vaziyette bulmuş
Şah MatMario Mazzanti · Sonsuz Kitap · 20219bin okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Altı üstü bir kitap nasıl bakış açımı değiştirebilir ki? Ups, galiba yanıldık... ​Gerçekten hayata olan bakış açımı değiştirdi. Umutsuzluklarımı tamamen yok etmedi tabii ki ama olaylara daha olumlu bakmamı sağladı. Bazen Nora ile (kitabı onun gözünden okuyoruz) üzüldüm, bazen Nora ile gülümsedim; gerçekten okumaya değer bir kitaptı tavsiye ederim :3
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
Selam kitap dostlarım, Bugün sizlere @alminalofficall’ın Bir Mimoza Masalı serisinin ikinci kitabı #KuzeyRüzgarı ile geldim. İlk kitap öyle bir yerde bitmişti ki, ikinci kitabı sabırsızlıkla beklememek imkânsızdı. Ve bu kitapta Liza ile Poyraz’ın hikâyesine sadece bir aşk olarak değil; yaralarla, yüzleşmelerle, içimize işleyen yalnızlıklarla dolu bir yolculuk olarak yeniden adım atıyoruz. Liza… Geçmişin gölgesinden kaçamayan kalbi, bilinçaltına gömülmüş travmaları ve annesinin bitmeyen oyunlarıyla yine sınanıyor. İlk kitaptan beri Liza’nın annesi içimde kocaman bir yara; hâlâ kızgınım, hâlâ anlam veremiyorum… Bu nasıl bir sevgisizliktir, bu nasıl bir vicdansızlıktır? Liza ile birlikte öfkelendim, kırıldım, yoruldum ama tüm acılarına rağmen yeniden ayağa kalkışına tanıklık etmek çok güçlüydü. Öyle bir gerçekle yüzleşiyor ki… O sayfada nefesiniz kesiliyor. Kalbinizdeki kırılma sesini duyuyorsunuz. Bir insanın aynı anda hem geçmişine hem geleceğine dokunan bir acı ancak bu kadar gerçek hissettirilebilirdi. Poyraz ise tam anlamıyla bir kuzey rüzgârı gibi esmeye devam ediyor… Bazen sert, bazen ılık ama her zaman sarıp sarmalayan bir güç. On yıl sonra kavuştuğu kızına duyduğu özlem, onsuz geçen yıllara inat bambaşka bir sevgiye dönüşüyor. Talya ile “aile” olmanın anlamını öğreniyor. Sevdikleri için savaşmanın sınırlarını sonuna kadar zorluyor. Ve itiraf edeyim, hep altından bir şey çıkacak diye düşündüğüm Yağız bu kitapta beni çok şaşırttı. Bazı davranışları içinizi sıcacık yaparken, Leyla ile aralarındaki duygu ve kimya “daha fazlası gelecek” hissini fısıldıyor. Bu kitapta Liza ve Poyraz’ın kurduğu dünya kendilerini icine hapsettikleri balik fanusu gibi nereye giderlerse gitsinler,ne yaparlarsa yaşasınlar onların aşkı hep metaforu gibi ... Dış dünyanın kötülüklerinden,
2026 Okuma Raporları
Bir Mimoza Masalı - Kuzey RüzgârıAlmina · Parola Yayınları · 202571 okunma
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 178. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 02:11
Merhaba kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim yazarımız Almina’nın Bir Mimoza Masalı: Kuzey Rüzgârı ile geldim. Bu kitapta en çok sevdiğim şey; Almina’nın Liza ile Poyraz’ın hikâyesini sadece bir aşk olarak değil, insanın kendi yaralarıyla yüzleştiği bir yolculuk gibi işlemesiydi. İlk kitaptan beri içimizde büyüyen merak bu kitapta hem cevap buluyor hem de yeni sorular bırakıyor. Liza’nın taşıdığı travmalar, annesinin bitmeyen oyunları ve geçmişin gölgesinden kaçamayan kalbi… Her sayfada onunla birlikte yoruldum, öfkelendim ama yeniden ayağa kalkışına da tanıklık ettim. Poyraz ise tam bir kuzey rüzgârı gibi; bazen sert, bazen ılık ama her zaman sarıp sarmalayan bir güç. On yıllık özlemin baba olunca nasıl başka bir sevgiye dönüştüğünü okumak içimi sıcacık yaptı. Talya ile sahneleri bir “aile”nin ne demek olduğunu yeniden hatırlattı. Bu kitapta beni en çok şaşırtanlardan biri Yağız’dı. İlk kitapta gözümü devirdiğim adamı bu kitapta neredeyse içime sokmak istedim. Leyla ile atışmaları, aralarındaki kimya… İtiraf edeyim, kendi kendime “Hadi artık!” diye söylendim okurken. Ama en ağır yük yine Liza’daydı. Özge’nin ölümünü öğrenme anı… O sayfayı okurken nefesim kesildi. Almina o sahneyi öyle bir işlemiş ki, sadece Liza’nın değil, okurun da kalbi çatlıyor. Bir insanın bir anda hem geçmişine hem geleceğine aynı acıyla dokunduğu bir bölüm olmuş. Ve final… Almina yine öyle bir yerde bitirmiş ki, okuru tam o an durdurup şaşkınlık içinde bırakan bir final olmuş. Sayfayı kapatırken tek düşündüğüm şuydu: “Liza haklı mıydı, yoksa biz de onunla birlikte mi yanıldık?” Bu seri; sadece aşk değil, sadece acı değil… Bir ailenin yeniden kurulması, geçmişle yüzleşme, affetmenin ağırlığı ve sevginin en kırık hâliyle bile ayakta kalışı. Mimoza çiçeğinin zarafetiyle kuzey
Bir Mimoza Masalı - Kuzey RüzgârıAlmina · Parola Yayınları · 202571 okunma
Eser "Özlü Sözler" niteliğinde yazılmıştır...
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 143. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 19:48
Kitap, insanın hayatta yaşadığı aldanışları, yanlış beklentilerini, kırılan umutlarını ve bunların ardından gelen iç hesaplaşmaları anlatır. Aşk, dostluk, güven ve hayata dair kurulan hayallerin çoğu zaman beklendiği gibi çıkmaması merkeze alınır. Yazar, aldanmanın aslında insanı olgunlaştıran, düşünmeye sevk eden ve hayata karşı daha bilinçli hâle getiren bir deneyim olduğunu vurgular. Velhasılı Eserde; Yanıldık ama yine de yaşamaktan vazgeçmedik düşüncesi ön planda olduğu görülmektedir...
Alıntı
Fakat İyi AldandıkSon Cengiz Aydın · Olimpos Yayınları · 2017109 okunma
neresinde yanıldık biz bu yaşamın
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2025 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2025 01:49
Kabuk, Zeynep Kaçar'ın üç kuşağın kalıplarını, kargaşalarını, ölümlerini, doğumlarını, yeniden var olmalarını, tekrar tekrar yok olmalarını anlattığı kelime. Evet tek bir kelime ile bunca şey anlatılıyor. İnsan kendisi olmadan var mıdır? Her gün her gün yok olmak, silinmek mümkün müdür, aşk nedir sahici midir? Ölümün neresinde yaşamın neresindeyiz? Ah şu kabuklarımız bizi koruyor mu yok mu ediyor? Sorularıyla boğuşuyoruz. Böylelikle üç kuşağın (anneanne, anne ve çocuk) 33 yaşını beraber yaşıyoruz. Bölümlerin her biri bu üç kişinin açısından, ağzından anlatılmaktadır. Kitabı okumaya başlar başlamaz kaosun, yıpratıcı kelimlerin içinde buluyoruz kendimizi. Zeynep Kaçar'ın üslubu bazı okurlara sert, çok açık, müstehcen gelebilir. İnsanın tüylerini ürperten cümleleri okuduğumuz doğru. Hayatın böyle bir yönüne, kabuğuna baktığımızda süslü kelimelerden ziyade küfürler, beddualar, sayıp sövmeleri görüyoruz hâliyle. Herkes kendi kabuğuna lanetli. İlk okumaya başladığımız zaman karakterler, olaylar karışıyor gibi hissettirse de kitabın ortalarına doğru yavaş yavaş oturtuyoruz durumları. Acelemiz yok değil mi? Zeynep Kaçar'ın üslubu ve olayları anlatış biçimine de alışıyoruz bu süreçte ve kitap daha da sürükleyici ve bir yandan da daha kaotik oluyor. Yalan dolanı, ahlaksızlığı, aynalarımızı görüyoruz, aynada kendimizi. Korkuyoruz Kitap uçlardaki zihinlerin kalıntılarını döküyor bizlere. Uçlarda olmak evet. Çok görünür olmak veya görünmez, silik olmak. Tutunabilmek veya tutunamamak, düşmek hep. Fedakarlıklar veya içten içe bencillikler. Ağırlaştıkça ağırlaşmak veya hafiflemek. Hep uçlarda zihin, hayat, yaşam, ölüm, KABUK. "Bir bankta oturur buluyorum kendimi. İnsanlar gelip geçiyor. Geçip gidiyor. Hayat önümden bir nehir gibi akıyor. Ne çok insan var diye düşünüyorum bu
Edebiyat
KabukZeynep Kaçar · Doğan Kitap · 20211,642 okunma