Tanıdım Seni
seni yalnızlığından tanıdım kirpikleri kırık çocuk çiğneyip durduğun dudaklarından. gözlerin küllenmiş yangın yeriydi bir eylül göğünün bulut kümeleri donuk bakışlarında; hüznün nasıl da benziyordu benim ilkgençliğime ellerinden tanıdım seni yüreğinin yansısı tedirgin ellerinden. bir uzak boşluğa yağmur yağıyordu -anılardan anılara ince çizikler…- yüzün bir türkü sonrasının kederli dalgınlığında; güldün mü, ben mi yanıldım, bilemiyorum ağıt gibi bir alay dudak uçlarında gücenik duruşundan tanıdım seni. seni kendimden tanıdım çocuk; yüreği sürekli çiğnenen bir yol gövdesi acılardan acılara köprü… biraz öfke, biraz umut, çokça onur olan kendimden. eğildim öptüm yıkık alnından uzaktın, kıyamadım sessizliğine biraz daha dedim içimden, biraz daha; gün olur, onuru güzel çocuk acı da yakışır insanın yüreğine. Şükrü Erbaş
Şiir
Ben iyi bir adam olamadım...
Ne dünyayı değiştirebildim ne de insanların diline düşecek büyük işler yaptım. Kimi zaman susmam gereken yerde konuştum, kimi zaman konuşmam gereken yerde sustum. Güvendiğim insanlar oldu, yanıldım. Değer verdiğim insanlar oldu, değersiz görüldüm. Hayatın bana öğrettiği en acı şey, herkesin kalbi kadar konuşmadığıydı. Ben içimden geldiği gibi davrandım; bazıları bunu saflık sandı, bazıları zayıflık. Oysa sadece insan olmaya çalışıyordum. Ben iyi bir adam olamadım belki. Çünkü iyi adam dedikleri, herkesi memnun eden kişiymiş gibi geldi bana. Ben ise kırıldığımda sustum, yorulduğumda uzaklaştım, bazen de kendi karanlığıma yenildim. Ama kötülük de öğrenemedim. Kimsenin ekmeğine göz dikmedim. Kimsenin gözyaşından mutluluk çıkarmadım. Birilerini ezerek yükselmeye çalışmadım. İçimdeki savaşları çoğu zaman tek başıma verdim. Şimdi dönüp geçmişe baktığımda kusurlarımı görüyorum. Eksiklerimi, hatalarımı, yarım kalan yanlarımı... Fakat bütün bunların arasında hâlâ vicdanımı kaybetmediğimi de görüyorum. Belki iyi bir adam olamadım. Ama kötü biri olmamak için elimden gelen mücadeleyi verdim. Ve bazen, insanın elinde kalan tek şey de budur.
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben mi yanıldım, Yoksa dünya mı bilmem? Bir yerlerde tökezledim Ama düştüm diyemem. Yağmur boğulmaktan söz eder şimdi bana Güneş çekip gitmekten. Beni kurtarmak için Pamuk iplikleri uzanır Uçurumlarıma... Sevgili dünya, Ne petekte balım kaldı, Ne derilecek çiçeğim Salıver artık beni Kopar dizginlerimden! Didem Madak
Şiir
işte böyle yanıldım yalnızlık direnince
Alıntı
Sanmıştım ki.
Sanmanın dayanılmaz sancısı.O öyleydiyi sanmak. O öyle değildiyi sanmak. Yapılanı sanmak. Yapılmayanı sanmak… Ah ! Yanılsamaların gücünü küçümseme gereği hissetmeden vakur bir sağduyu ile sanmanın önünde diz çöküp beni alaşağı edişine alkış tutmam gerekirdi. Ama yapmadım. Gittikçe daha da derinleşmesiyle hapsedilişimin yenilgisine düşman kesilmeyi seçtim. Sanmak korkutucu derecede tuzaklarla hayatıma meydan okumaya devam etti. Yanıldım.Tükendim. Direndim. Eskidim,eskittim. Sürüklendiğim hayatıma sığınacak gerçekleri bulmaya çalıştım. Nafile,avlandım. Şimdi tam da neyi ne sanmıştım bulamazken ,bulanık bir gerçekliğin keskin bir sanmanın içine saklanışına zihnimi alet etmesine utanç verici şekilde izin vermeye yelteniyorum. Hiçbir sorguda ben yokum. Hiçbir soruma cevabım kimselerde değil. Rezil bir ikna kabiliyetine teslimiyetimi verip,asıl gerçeği aramaya bile çalışmadan ,sanmaların zihnimdeki oyununa bir de uzaktan eşlik etmeye hüküm giydim. Gerçeğin çarpıtıcı derecede sanmak olduğuna inandığım o idam masasından kalkarken hemde.
Edebiyat
Ne aradığımı biliyorum, ne de bulduğumu Bilmem neresinde yanıldım ben bu hayatın?