Puan vermedi
Soner Yalçın kimdir diye Soracak olursanız, Mesleğini ve bu meslekteki yeteneğini Belki de en iyi şekilde Kullanan bir kimsedir diyebilirim. Kitabın ilk sayfalarında ( önsöz kısmındaki ) Montaigne'ye ait söz ise Soner Bey'in artık daha gözü kara Bir kimse olmaya karar verdiğinin Benim açımdan en büyük göstergesidir. Ve yine aynı sayfada Tevrat'taki Âdem ve Havva'nın Cennetten kovuluş anlatıları üzerinden, Onlar sorumluluk almadılar Ve birbirlerini suçladılar, ( Yaratıcı'ya ithafen ) Bizler, bizi nasıl yarattıysan öyleyiz deyip Suçu Yaratıcı'ya atmak Kitabın önsözündeki mantık kurgusuna Ters düşmektedir. Şayet sizin ya da Kitabın editörlüğünü yapan beyefendi Ya da hanımefendinin gözünden Kaçmış bir şey ise bir şey diyemem. Ama bile isteye ve düşünülerek Kitabın ilk sayfalarına konulduysa Bu kitap daha ilk sayfadan Kendisiyle çelişiyor demektir.
1000Kitap
TağutSoner Yalçın · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024395 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 10:49
Toshikazu Kawaguchi yine kalbe dokunan bir hikâye anlatmış. Zaman yolculuğu bu kitapta geçmişi değiştirmek için değil, insanın kendi duygularıyla yüzleşebilmesi için bir araç gibi kullanılmış. Kitap boyunca karakterler, söyleyemedikleri sözlerin ve yarım kalan vedaların peşinden gidiyor. En çok da şu düşünce etkiledi beni: Bazen geçmişe dönme şansımız olsa bile değiştirmek istediğimiz şey olaylar değil, söyleyemediğimiz birkaç cümledir. Çünkü bazı insanlar hayatımızdan çıksa da kalbimizden tamamen çıkmıyor. Kitap sevgi, özlem, affetme ve vedalaşma üzerine çok zarif bir anlatı sunuyor. Her sayfasında insan kendi hayatından bir parçayla karşılaşıyor. Bazen okurken bazı insanların yokluğunun zamanla azalacağını düşünmenin ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu fark ediyorsun. Bazı özlemler sessizleşiyor belki ama hiç bitmiyor.
Duygu ve Düşünce
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025673 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·308 syf.··
2026 35. kitabı
Roman, İstanbul'un karanlık ve tekinsiz sokaklarında işlenen gizemli cinayetler etrafında yepyeni bir dünyaya kapı aralıyor. Kurbanların vücutlarında, milimetrik hesaplarla açılmış, simetrik ve kusursuz kesikler bulunmaktadır. Bu cinayetler, sadece basit suç olayları değil, "Korkunç İvan"a atıfta bulunan semboller ve sanatsal titizlikle bırakılmış izler taşımaktadır. Kitabın bana göre en güçlü alt fikri, geçmişte yapılan hataların veya işlenen suçların zamanla silinmediği, aksine "kanla sulanarak" gün yüzüne çıktığı gerçeğidir. Yazar, geçmişin sessiz kalmış travmalarının bir gün mutlaka intikam veya yüzleşme olarak geri döneceğini vurguluyor. Burada verilen mesaj, cezasız kalan bir kötülüğün sadece zaman kazandığıdır. Kitapta intikamın şahıslardan ziyade bir "fikir" olarak sunulması, adaletin kişisel bir hesaplaşmadan çıkıp sistemik bir dönüşüme evrilişini simgeliyor.İntikamın "yüzünün veya isminin olmaması", kötülüğün herhangi bir insanın gölgesinde saklanabileceğine dair bir uyarı niteliğindedir. Bu durum akla şu soruyu getiriyor; ️Adalet, bizzat eliyle yasayı uygulamayanların eline geçtiğinde, o da bir tür suç haline gelir mi? Her insanın bir noktada kendi "yeminini" ettiği ve o yemin uğruna kendi "kanadıyla gömüleceği" fikri, bireyin eylemlerinin sorumluluğunu taşıması gerektiği konusunda sarsıcı bir hatırlatmadır.​ ️"En yakınınızdakinden ne kadar emin olabilirsiniz?" sorusu, kitabın merkezindeki en önemli doneydi. Modern toplumda insanların taktıkları sosyal maskeler ile gerçek kişilikleri arasındaki uçurumu incelerken, en güvendiğimiz, en tanıdık gelen figürlerin bile karanlık bir "kuzgun" tarafı olabileceğini hatırlatarak, insana olan sarsılmaz güvenin aslında ne kadar büyük bir yanılgı olabileceğini sorgulatır.
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202622 okunma
Seçkinler ve Rasyonel Olmayan Kitleleri̇n Fonlanma Algori̇tması
9/10
·103 syf.··
2026 225. kitabı
Toplumsal yapıların, ideolojilerin ve politik kavgaların arkasındaki çıplak motor, ahlaki ilerleme veya insani değerler değil; tamamen elitlerin yer değiştirmesi (Circulation of Elites) ve rasyonel olmayan kitlelerin bu süreçte birer piyon olarak kullanılmasıdır. Antik Yunan’da Sofist Thrasymakhos’un ortaya koyduğu "Adalet, güçlünün işine gelendir" kanunu, günümüzün modern ve dijital laboratuvarında da pürüzsüz bir şekilde işlemektedir. Toplumdaki en büyük yanılgı, yönetici elitlerin (gücü elinde tutan kliklerin) çok zeki, bilgili veya üstün rasyonel varlıklar olduğu zannıdır. Pratikte elitlerin rasyonel olması gerekmez; onlar sadece kitledeki aptallığı, zihinsel tembelliği ve ilkel kabile dürtülerini manipüle etmeyi öğrenmiş "nitelikli parazitlerdir." Günümüzün tarikat yapıları, küresel fon mekanizmaları ya da politik figürleri, entelektüel bir derinliğe sahip değillerdir. Onların tek yeteneği, kitlelerin "kafa çalıştırmayı gerektirmeyen" dogmalara olan kronik açlığını görüp, gücü elde tutmak için bu cehaleti kanalize etmektir. Güç; rasyonel aklın değil, kitle manipülasyon yeteneğinin ödülüdür. Tarih boyunca sahneye çıkan dinler, sosyalizm, kapitalizm, feminizm, Woke kültürü veya Black Lives Matter gibi tüm ideolojik ve sosyolojik akımlar, makro düzeyde sadece birer araçtır. Bilinçsiz Otomatlar: Bu akımların savunucuları (solcular, radikal aktivistler, tarikat müritleri) mekanizmanın farkında değillerdir. Bilişsel kapasiteleri yetersiz olduğu için kendilerini dünyayı kurtaran "ahlaki kahramanlar" sanırlar. Oysa hepsi rasyonel olmayan birer biyolojik piyondur. Fonlama ve Propaganda Bariyeri: Yeni bir elit grubu, mevcut güç sahiplerini devirmek istediğinde kitlelere rasyonel argümanlar sunamaz; çünkü kitleler rasyonaliteyi kavrayamaz. Bunun yerine kitleleri ajite
Sosyoloji
Seçkinlerin Yükselişi Ve DüşüşüVilfredo Pareto · Doğubatı Yayınları · 2006159 okunma
9/10
·384 syf.··
2026 106. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:22
Bu kitabı okumalı mıyım? diye kendinize soruyorsanız eğer evet kesinlikle okumalısınız. Yazarı bir distopya üzerinden feminizme ışık tutmaya çalışıyor. Gerçi ben 'izm' ifadeleri sevmediğim için kendi lisanımda anlatmak istiyorum. Toplumda kadına bakış açısını çok net gözler önüne seriyor. Eğer kadının sadece bir doğum aracı olmadığını ya da olamayacağını iddia ediyorsanız. Toplumda bu görüşte insanların var olmadığına inanıyorsanız ve bu yüzden bu romanı abartılı buluyorsanız çok büyük yanılgı içindesiniz. Çünkü çevrenize bakarsanız kadınların rahimleri ile ön planda olduğu toplumlar hâlâ var. Çocuk doğuramıyorsa eksik görülen kadınlar var. Toplumsal hayattın her alanında yer alsak da en çok anneliğimiz üzerinde duran kesimler var. Yaptığımız evliliklerde illa bir çocuk dünyaya gelmeli görüşü var. Bu roman tam olarak bu zihniyetlerin kurduğu baskı rejimini anlatıyor.
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
Değmez.
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:32
bir insan için ya da bir aşk için ya da durun. kendi gerçeğini göremeyen, sürekli bahaneler uyduran, sizi kendinizden şüphe ettiren birinin hayatını okuduk resmen. adelaide, sonunda her şeyi anlayıp kendi gerçeğini bulman gerçekten muhteşemdi. her ne kadar içinde kendi sorunları da olsa bir başkası için “aşk” adı altında bu kadar çaba, fedakarlık sadece sana zarar verir.
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,997 okunma