"Hayat akıyor, günler geçiyor, sohbet devam ediyor. Varlığın neşesi suretlerin altında kımıldayıp işmar ediyor. Duy o sesi ki seni kendi özüne çağırıyor. İşit o nefesi ki mucizenin diri olduğunu sana fısıldıyor. Konan göçüyor ama dağ yerinde duruyor. Hak ve hakikat uğruna söylenmiş hiçbir söz ve eylem zayi olmuyor. Hiçbir iyilik yok ki dönüp de kaynağına ihsanlar, armağanlar sunmasın. Gönülden çıkmış hiçbir âh yok ki İşiten onu duymasın. Kim yâri sayıklamış da ruhlar pazarında eli boş dönmüş?
Öylece mest-i mey-i nâz u tegâfüldür yâr
Ne kadar nâle vü âh eyler isem de duymaz
(Sevgili naz ve umursamazlık şarabından o kadar sarhoştur ki, ne kadar inleyip ah etsem de
beni duymaz.)
Allah için sevmek ibadettir!
Sevenin sevdiğini söylemesi sünnettir!
Sevmek bir iddiadır, ispat ister!
Öyle olmasaydı Rabb'imiz buyurur muydu:
"İnsanlar 'inandık' demekle
İmtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler?"
İspat edemeyeceğiniz sevginin iddiasında bulunmayın!
Sözünüzle özünüz bir olsun!
Sözü yüreğinden önde gidene "aptal"
Yüreği sözünün önünde gidene "abdal" denir Hafız!
Allah, insanı iddiasıyla imtihan eder!
Allah'ı sevdiğimizi iddia ettiğimizden beri
İmtihanlar üzerimize yağmur gibi durmaz yağar!
Hüzne heves ettiğimizden beri
Hüzün kapımızdan gitmez oldu!
Hüzünden payımızı aldığımızdan beri
Hüzünlü yürekler vatanımız,
Yanık bir nefes, yaşlı bir çift göz tercimanımız oldu!
Bedelini ödemediğiniz hiçbir sözü sarf etmeyin!
Allah korusun,
Sonra o söylediğinizle imtihan olunursunuz!
Durup duruken başınıza iş açmayın!