Puan vermedi·110 syf.··
2026 112. kitabı
Bugün sizlere keyifli bir çocuk kitabı ile geldim. @yazarezgiyar ’ın yazdığı “Uçan Arkadaşım Sin”. Çocuk edebiyatında her yaşa hitap edebilen, okurken yetişkinlerin de kendi çocukluk kırgınlıklarıyla yüzleşmesini sağlayan naif eserlerin yeri her zaman çok ayrıdır. Eğitimci Ezgi Yar’ın kalemiyle hayat bulan Uçan Arkadaşım Sin, tam olarak bu şefkatli atmosferi taşıyan, ilk sayfasından sonuna kadar kalbe dokunan bir büyüme ve iyileşme hikâyesi sunuyor. Kitabın merkezinde; sessiz, kendi halinde, zeki ama arkadaş edinmekte zorlanan sarı saçlı bir çocuk olan Kartal yer alıyor. Günümüz dünyasında pek çok çocuğun ve ebeveynin en hassas sancılarından biri olan yalnızlık, akran zorbalığı ve dışlanma hissi, Kartal’ın dünyasında sesini duyuramama problemiyle somut bir ağırlığa dönüşüyor. Okulda ve evde adeta görünmez hissettiği, kırılgan dünyasında kabuğuna çekildiği o anlarda, hayatına küçücük ve sıra dışı bir dost dahil oluyor: bir sinek olan Sin. Bu sevimli sinek sadece konuşmakla kalmıyor; şakalar yapıyor, hatta muzipçe öğretmenlik bile taslıyor. Hikâye ilerledikçe anlıyoruz ki Sin, aslında Kartal’ın yalnızlığının doğurduğu muazzam bir mucize, onun kendi iç dünyasındaki o saklı “cesaret sesi” ve özgüven yansıması. Kartal’ın hayvanlarla kurduğu o güçlü ama çevresince garipsenen bağ, Sin sayesinde gerçek dünyada bir köprüye dönüşüyor. Kartal, yavaş yavaş kabuğunu kırmaya başlıyor. Onun Özge ile kurduğu o sıcacık gerçek dostluk sayfaları ise hikâyeye çok güzel bir olgunluk katıyor. Yazar, hayali bir arkadaşlığın verdiği güçle gerçek dünyadaki dostluklara nasıl adım atılabileceğini harika özetlemiş. Eserin en kıymetli yanlarından biri; akran zorbalığı, dışlanmışlık ve anlaşılmama gibi ağır temaları çocukların kalbini acıtmadan, önyargılardan uzak ve son derece etkileyici bir dille
Uçan Arkadaşım SinEzgi Yar · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202613 okunma
7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kitap adı: Yine De Sevdik Yazar adı : Miraç Çağrı Aktaş Sayfa sayısı :160 Kitap türü: Deneme// Hayattan kısa kesitler Kitabın ana teması, sevgi ve sevmek ile ilgili gibi gözükse de değil, kitabın ana teması "Keşkelerimiz" bana göre. Yazar kendi hayatından örnekler vererek konuya gayet güzel vakıf olmuş. Aynı yazarın okumuş olduğum bu ikinci kitabı "Okurken, iç sesinizle sohbet ettiğinizi düşünürseniz şaşırmayın" Kitapta kısaca her türlü sevgi ve sevdaya değinmiş, bu ister yar, ister ana, ister baba ister dede ve arkadaş, dost olsun. Çocukluğunu yaşayamadığından dem vurmuş ve buna karşılık güzel hayaller kuracağından bahsetmiş yazar. Sevdiği ve değer verdiği insanların ihaneti o kadar sarsmış ki, neredeyse en çok "yaşattığını yaşamadan ölme" cümlesini okuyorsunuz kitabın sayfalarında. *"Papatyalar çok narin ama dikenli güller için onları ezip geçtiniz" * Bazen sorgularız değer verdik de ne oldu? Kısaca bu kitapta da karşılaşıyorsunuz aynı ifade ve durumlarla. *** "Her şeyi bilmenize gerek yok, üzmeyin birinin acı çekmesine neden olmayın yeter" Yazar İnsanın en üzüntülü anlarında, genelde söylenen kelimeler, "unutursun ya da alışırsın", olduğundan dem vurmuş. Sanırım bu durum bizim kültürümüze has bir durum. ***"Sizi olduğu gibi kabul edip seven insanları sevin, kendi menfaatleri için sizi değiştirmeye çalışan insanlardan ise uzak durun" ***"Bahanelere sığınıp sizi ihmal edenler değil, size zaman yaratanlar olsun yanınızda,diyor yazar son olarak. Bu kadar spoiler yeterli. Kitabı beğendim, kesinlikle tavsiye ediyorum. Not:" Keşkelere o kadar çok güçlü sarılıyoruz ki, yeri geliyor onlarla saklanıp hayatın en güzel anlarını kaçırıyoruz" Aylin Özgür
Yine de SevdikMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 20184,495 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Selda Uygur: Babalar ve Kızları
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
“Denizleri çok severim… Rüyalarım… Taşların rengi de gökyüzü gibi kasvetlidir… Bu her gece böyle olur…” Bu şiirsel sözler, Babalar ve Kızları’nın açılış sahnesinde yer alıyor. Türk Edebiyatı yepyeni bir kalemin doğuşuna tanıklık ediyor bir süredir. Selda Uygur, Fazlı Necip’in Ah, Anne romanını günümüz Türkçesine aktaran ve Türk Edebiyatından Örneklerle “Edebiyat ve Kıskançlık” adlı çalışmalarıyla tanınan akademisyen bir yazar. Romanında pek çoğumuzun ama özlemle ama kasvetle dalıp gittiği o ölgün deniz manzaralarını işlemiş sevgili Selda. Denizin verdiği huzuru ve aldığı canları okudum bu eserde ve babaannesini… O mistik heyecanları bilirsiniz elbette, ölülerle konuşmaktan bahsediyorum. Ölümün kokusunu bilmeyeniniz kaldı mı? Ah bazılarınız anlayacaktır beni; insan olmak, düşünebilmek ve farkında olmak ne zordur bilirsiniz -ölümün kıyısında yaşarken. Rüyalardan bahsediyorum, kaçmayın; bitmek bilmeyen döngülerden, büyük ve kederli nefeslerden ve gecenin en zor saatlerinde yaşanan o ani irkilişlerden, uyanışlardan… Şanslıysanız, gecenin bu saatinde, yanı başınızda birisi vardır ve o kişi size ne olduğunu sormuştur. Ya kimse yoksa? Ya kimse size bir şey sormamışsa? Ya kimsecikler sizi sarıp sarmalamamışsa? İşte o zaman üzülmekte haklısınız derim. Yazık. Çok Yazık. İşte sevgili Selda, rüyalarından uyanırken adeta denizde boğulur gibi oluyor, tasvir ediyor ve yaşıyor o anı. Peki, ama neden? Ölülerle dans ediyor çünkü ve ekliyor -unutmadan: “Ölülerle dans edebilen birini kimse üzemez.” Kelimeler akmaya devam ediyor. İstanbul’un o eski yokluklar içindeki halini okuyoruz. Ancak yine de bir umut var o yıllarda. Kavganın, hasretin, kaosun, sanatın, edebiyatın ve kalabalığın şehri İstanbul’da yaşanıyor Babalar ve Kızları’na dair ne varsa. Kıskançlığın kitabını yazmış olan
Babalar ve KızlarıSelda Uygur · Bilgi Yayınevi · 202255 okunma
Herkes gider, sen yine kendine kalırsın..
Puan vermedi·152 syf.··
2026 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Bunca kötülük içinde insanın iyi kalmaya çalışması elbette zor. Zehra.. Ah Zehra.. Bir hiç için kendini harcamanın ne anlamı vardı? Hayat tam olarak yeniden başladığımız anlardan ibaret değil miydi? Giden gitseydi, sen yoluna baksaydın. Bence öyle daha da mutlu olurdun.. Binbir entrika binbir uğraş ile elde etmeye çalıştığın hem sana hem başkasına yâr olamadı. Yâr olamadığı gibi bir de kendi hayatını da yordu. Aslında ne çok Zehra var etrafımızda. Ne çok uğraşın boşa çıkışı..
Alıntı
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,3bin okunma
10/10
"Bir şeyleri yok olmaktan kurtarmak için ümitsizce çabalayarak çölleşen hayatında vaha yeşertmek isteyen yalnız bir adam..." ________𓅪________ Söze şöyle bir girizgah yapayım: Elimizdeki bu kıymetli eser, bir biyografi zannedilip rafa kaldırılacak türden soğuk bir kitap değil ; aksine, biyografinin roman sanatıyla, tarihin kurguyla raks ettiği, kelimelerin notalara dönüştüğü bir “ateş denizi” Tahmin edersiniz ki ismiyle müsemma. Beşir Ayvazoğlu, Ateş Denizi ile okuru 1930’ların İstanbul’una, o gri, buhranlı ama bir o kadar da derinlikli kültür atmosferine götürüyor mütemadiyen. Şunu en başta söylemek lazım ki, anlatılanlar tarihi gerçekliklerin üzerine bina edilmiş olsa da , karşımızdaki eser klasik bir biyografi değil; güçlü bir kurgu ve muhteşem bir senaryo. Galip Tahiroğlu’nun Tanburi Cemil Bey’in hayatını yazma serüveni, aslında kendi varoluş sancılarını ve bir devrin kapanışını izlediği bir aynaya dönüşüyor. Gönül rahatlığıyla ve altını çizerek söyleyebilirim ki ; Rafet Elçi’nin Şair romanından sonra, kurgusal derinliği, metin içi malzemenin işlenişi ve dönemin ruhunu yansıtmadaki ustalığı bakımından elimizdeki en sağlam, malzemesi en kavi romanlardan biri diyebilirim ve dedim.. Eser, sadece bir müzisyenin hayatını değil, bir medeniyetin musiki üzerinden nasıl “fena fi’l-musikî” olduğunu da usul usul fısıldıyor kulağımıza. Kitaptaki şahsiyetlere şöyle bir göz atalım, tabiri caizse şampiyon ligi gibi bir kadro var: Romanın merkezinde, Üniversite Reformu ile “kadro dışı” bırakılmış, küskün ama mağrur bir münevver olan Galip Tahiroğlu var. Galip, sadece bir anlatıcı değil ; aynı zamanda o devrin arada kalmış ruhunun da temsilcisi. Onun hayatına giren ve çıkanlar ise adeta bir resmî geçit töreni gibi: Galip’in büyük aşkı ve nişanlısı Devran,
Ateş DeniziBeşir Ayvazoğlu · Everest Yayınları · 2021202 okunma
9/10
·120 syf.··
2026 35. kitabı
#meri #cevatturan . . Yazarın kalemi ile tanışma kitabım olan Meri ile geldim. . Son zamanlarda kitap sürekli karşıma çıkıyordu , kapağında kırık bir ada hikayesi diye yazınca bir bakayım diye elime aldım o gün bitti kitap sizi içine bir alıyor elinizden bırakmanıza izin vermiyor. . İmroz adası (Gökçeada) böyle bir güzel kadın görmemiş hiç ,Meri.. Herkesin dilinde,hayalinde gıpte ettiği bir kadın e haliyle ona yâr olana yarası olmayana da belası olmuş. Hal böyle olunca da Meri hakkında her kafadan ses çıkıyor. Babası annesi ile ikisini Rum -Türk olaylarından dolayı öldürüleceğini bildiği için terk eder sonrasında kadın başlarına hayat mücadelesi başlar,herkes ondan kötü kadın olarak bahseder. Ama Meri hep ada dışından birine aşık olup İstanbul’a gitmek ister. . Çocukluk aşkı var Ferit ,yaşadığı olaylardan dolayı arası bozulur,onun için intihar edenler var,onun olmadı diye evini yakanlar bile oldu,Meri çocuğunu bile kaybetti. . Adada yaşayan çoğu kişiden onu dinliyoruz ,ben okurken içim yandı içim gitti,yazar çok güzel yazmış bana gerçekten böyle bir hikaye var yazarımız onu kaleme almış gibi hissettirdi,severek okudum gönülden tavsiye ediyorum. Ama kitabın sonunda ayrı bir içim yandı onu da okuduğunuzda göreceksiniz
MeriCevat Turan · Mona Kitap · 202611 okunma