Geçmedi yâre sözümüz,
Yollarda kaldı gözümüz,
Yere çalındı yüzümüz,
Böyleymiş kara yazımız.
Çiçekler açılmaz oldu,
Pınarlar içilmez oldu,
Yâr bize bir gülmez oldu,
Böyleymiş kara yazımız.
Bu bahtımızın işidir;
Bu her işlerin başıdır:
Yâr başkasının eşidir,
Böyleymiş kara yazımız.
Yalnız ona yâr demiştik,
Onda bir şey var demiştik,
O bizi anlar demiştik,
Böyleymiş kara yazımız.
Hey gönül gene bu gece
Kederin geceden yüce;
Gel susalım beraberce:
Böyleymiş kara yazımız.
'Sonsuzluk ve zorunluluğun ışığı
altında' kavrayan akıldan doğan arzu bizi zaten iyiye sevk eder. Ve işte özgürlük. Özgür insan, yani dogasina uygun ve varoluş arzusunu artıracak tarzda etkinlik içinde olan, bunu yaparken doğayla olan ortak özün kendinin varlık nedeni olduğunu kesinlik içerecek biçimde kavrayan, erdemin herkesin ortak yar olduğunu ve bunun gerçekleşmesi için çabalamanın da erdemin bir parçası olduğunu bilen insan. Bu yüzden özgür insan her zaman ortak yaşamı ve ortak yararı gözetir, ki bu ona en büyük yararı olan dostluklar kurmasını sağlar. Eğer bunları doğamızın zorunluluğu olarak kavrarsak zaten erdemin de bu zorunlulugu gerçekileştirmek olduğunu kolayca görebiliriz.
Türküz, ederiz daima iftihar
Hilkatle başlar tarihimiz var
Kalplerde Türklük aşk ile çarpar
Yok bize başka yar...
Önde sancak, elde süngü, kalpte Tanrı biz
Dünyaya hakim olmak isteriz
Mubedimiz Türk ocağı, kabemiz de yüce, parlak Turan 'dır
Hep ancak...